Yeni Zelanda ekonomisi, yılın ilk üç ayında beklenenden daha güçlü bir performans sergileyerek yüzde 0,8 oranında büyüdü. Bu büyüme, ülkenin merkez bankasının uyguladığı düşük faiz politikası ve tüketici harcamalarındaki belirgin artış sayesinde gerçekleşti. Ancak söz konusu toparlanma, büyük ölçüde İran ile yaşanan askeri gerilimin küresel ticaret üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin henüz hissedilmediği bir döneme denk geldi. Uzmanlar, savaşın başlamasıyla birlikte Yeni Zelanda'nın ihracat odaklı ekonomisinin önemli ölçüde yavaşlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Düşük Faizler ve Artan Harcamalar Büyümeyi Tetikledi
Yeni Zelanda Merkez Bankası'nın (RBNZ) faiz oranlarını tarihi düşük seviyelere çekmesi, özellikle konut piyasasında ve perakende sektöründe canlanmaya yol açtı. İlk çeyrekte hanehalkı harcamalarının yüzde 1,2 artması, gayrisafi yurt içi hasıladaki (GSYH) artışın temel itici gücü oldu. İhracat rakamlarının da istikrarlı seyrettiği dönemde, inşaat ve hizmet sektörlerinde de gözle görülür bir iyileşme kaydedildi.
Ancak bu olumlu tablo, İran savaşının başlamasıyla gölgelendi. Çatışmaların başlamasıyla birlikte petrol fiyatları keskin bir yükselişe geçerken, tedarik zincirlerinde aksamalar meydana geldi. Yeni Zelanda gibi uzak bir ada ülkesi, özellikle enerji ve hammadde ithalatında maliyet artışlarıyla karşı karşıya kaldı. Ekonomistler, savaşın tam etkisinin ikinci çeyrek verilerine yansımasını bekliyor.
Resmi verilere göre, Yeni Zelanda ekonomisi 2023'ün ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,4, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 0,8 büyüdü. Bu oran, piyasa beklentileri olan yüzde 0,5'in üzerinde gerçekleşti. Bununla birlikte, yıllık bazda büyüme hızı yavaşlamış durumda. Ülkenin GSYH'si yaklaşık 250 milyar Yeni Zelanda doları seviyesinde.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Savaşın Ekonomik Dalgaları
İran savaşı, küresel ekonomide belirsizliği artırırken, özellikle Asya-Pasifik ülkeleri üzerinde baskı oluşturuyor. Yeni Zelanda'nın en büyük ticaret ortakları arasında yer alan Çin, Avustralya ve Japonya da benzer sıkıntılarla karşı karşıya. Petrol fiyatlarındaki artış, taşımacılık maliyetlerini yükselttiği için Yeni Zelanda'nın süt ürünleri, et ve kivi gibi temel ihraç ürünlerinin rekabet gücünü etkileyebilir.
Öte yandan, savaşın turizm sektörü üzerindeki etkisi de merak konusu. Yeni Zelanda, COVID-19 sonrası turizmi canlandırmaya çalışırken, jeopolitik gerginlikler gezginlerin rotalarını değiştirmesine neden olabilir. Merkez Bankası, savaşın yol açtığı enflasyonist baskılara karşı faiz politikasını yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilir.
Küresel ölçekte, birçok ülke benzer bir senaryoyla karşı karşıya. Yeni Zelanda'nın durumu, küçük ve açık ekonomilerin jeopolitik krizlere karşı ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Savaşın süresi ve şiddeti, ülkenin büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edilmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, İran savaşının küresel ekonomi üzerindeki yayılma etkisini göstermesi bakımından Türkiye için de önem taşıyor. Türkiye, benzer şekilde enerji ithalatına bağımlı bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkileniyor. Ayrıca Yeni Zelanda'nın Çin ile olan ticari ilişkileri, Ankara'nın alternatif tedarik zincirleri arayışında dikkate alabileceği bir model sunuyor. Türkiye'nin savunma sanayisinde Yeni Zelanda ile potansiyel iş birliği fırsatları bulunsa da, şu an için doğrudan bir ekonomik bağ sınırlıdır. Savaşın küresel ticareti daraltması, Türkiye'nin ihracat hedefleri açısından da risk oluşturuyor.