Alman haftalık dergisi Der Spiegel ve uluslararası işbirliği yaptığı araştırmacı gazetecilik kuruluşları, Rusya ile Çin arasındaki askeri işbirliğinin boyutlarını gözler önüne seren kapsamlı bir araştırma yayımladı. Ele geçirilen gizli belgelere göre, iki ülke sadece ticari ilişkilerde değil, savunma alanında da stratejik bir ortaklık geliştiriyor. Çin ve Rusya, Batı'nın güvenlik mimarisine alternatif olabilecek yeni bir askeri ittifakın temellerini atıyor. Bu işbirliği, Pasifik'ten Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada güç dengelerini değiştirebilecek nitelikte görülüyor.
Araştırmanın Temel Bulguları: Gizli Belgeler ve Ortak Operasyon Planları
Der Spiegel'in haberine göre, 2023 yılında bir istihbarat kaynağının sağladığı belgeler, Rusya ve Çin'in askeri planlamacılarının birlikte çalıştığı operasyonel senaryoları içeriyor. Belgelerde, iki ordunun ortak askeri tatbikatları genişletme, balistik füze savunma sistemlerini koordine etme ve uydu istihbaratını paylaşma niyetleri yer alıyor. Bu gelişmeler, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşında Çin'in dolaylı askeri desteğinin arttığına dair tartışmaları da güçlendiriyor.
Uzmanlara göre, söz konusu işbirliği, Çin'in küresel askeri varlığını Batı'dan bağımsız bir şekilde güçlendirme çabasının bir parçası. Rusya ise yaptırımlar altında izole kalmamak için Çin'in teknolojik ve ekonomik gücüne yaslanıyor. Belgelerde, iki ülkenin Pasifik bölgesinde ABD'ye karşı ortak askeri üs kullanımına yönelik müzakere ettiği bilgisi de yer alıyor. Bu durum, Japonya ve Güney Kore gibi ABD müttefiklerini doğrudan tehdit ederken, NATO'nun Hint-Pasifik stratejisini de zorlu bir sınava sokacak nitelikte.
Gizli belgelerin, iki ülkenin askeri istihbarat paylaşım protokollerini hızlandırdığını da gösterdiği aktarılıyor. Çin ordusunun, Rusya'nın Ukrayna'da kullandığı kamikaze insansız hava araçlarının üretiminde rol oynadığına ilişkin kayıtlar, Batılı istihbarat servislerinin uzun süredir dillendirdiği iddiaları da güçlendiriyor. Bu işbirliği, kurgusal bir senaryo değil, somut adımlarla ilerleyen bir sürece işaret ediyor.
Küresel Etki: Yeni İki Kutuplu Düzenin Habercisi mi?
Rusya ve Çin arasındaki bu yakınlaşma, yalnızca askeri tatbikatlarla sınırlı değil. İki ülke, Washington merkezli uluslararası finans sistemine alternatif oluşturmak için de adımlar atıyor. Bu durum, küresel güç dengelerinin yanı sıra küresel ekonomiyi de yeniden şekillendirme potansiyelini barındırıyor. Rusya'nın düşük maliyetli insansız hava araçları ve topçu mühimmatında Çin'e bağımlı olduğu, belgelerde açıkça ifade ediliyor. Uzmanlar, bu durumun Moskova'nın savaş kapasitesini Çin'in üretim gücüyle birleştirdiğini belirtiyor.
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri de iki ülkenin uzay ve siber uzayda da işbirliğine gitmesi. Belgeler, ortak uydu füze uzay araştırmalarının ve siber saldırı kapasitelerinin koordinasyonunun planlandığını ortaya koyar. Bu durum, NATO'nun savunma stratejilerine yeni bir tehdit unsuru ekliyor. Rusya ve Çin'in, 'hiyerarşik olmayan' bir ittifak kurmak yerine 'entegre' bir savunma hattı inşa ettikleri yorumu yapılıyor. Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, yakın zamanda iki ülkenin ittifak kurmadığını, ancak 'güven düzeyini' artırdıklarını söylemişti. Der Spiegel'in iddiası, bu söylemin ötesine geçen bir işbirliğine işaret ediyor.
Araştırma, iki ülkenin liderlerinin 2023 yılındaki görüşmelerinde 'stratejik koordinasyon' kavramını sürekli vurguladıklarına literatürde sıkça yer veriyor. Bu kavram, Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından da sıkça kullanılıyor. Pekin yönetimi, Rusya ile ilişkilerini 'sınırsız ortaklık' olarak adlandırırken, Batılı güvenlik uzmanları bu yakınlaşmayı 'yeni bir eksen' olarak değerlendiriyor. Özellikle 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısının ardından Çin, Batı yaptırımlarına rağmen Rusya'ya açık ara destek veren ülkelerin başında geldi. Bu durum, ABD'nin Asya'daki ittifak sistemini de zorlamaya başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya ve Çin arasındaki askeri yakınlaşma, Türkiye'nin denge politikasını doğrudan ilgilendiren bir gelişmedir. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ittifakında yer alırken, Moskova ve Pekin ile de güçlü ekonomik ve diplomatik bağlara sahiptir. Ankara, bu yeni eksen karşısında çok yönlü bir strateji izleyerek, Batı ile ilişkilerini bozmadan Rusya ve Çin ile de işbirliğini sürdürme arayışındadır. Ancak bu durum, Türkiye'nin NATO içindeki güvenilirliği konusunda soru işaretleri doğurabilir. Özellikle Rusya yaptırımlarının delinmesi ve Suriye'deki saha ittifakları, bu hassas dengenin ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin bu yeni kutuplaşma düzeninde bağımsız bir aktör olarak kalma çabası, dış politikasının gelecekteki en kritik sınavı olacaktır. Küresel güç mücadelesinin derinleştiği bir dönemde, Ankara'nın denge arayışının sürdürülebilirliği de tartışma konusudur.