Yemen'de yıllardır süren iç savaş, on binlerce kişinin ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine ve ülkeyi kıtlığın eşiğine getirmesinin ardından, 2022 yılında imzalanan ateşkes ile göreceli bir sükunete kavuşmuştu. Ancak son haftalarda Husiler ile uluslararası alanda tanınan hükümet arasında yeniden alevlenen çatışmalar, Yemenlileri topyekün bir savaşın yeniden başlaması endişesine sürüklemiş durumda. Özellikle Marib ve Taiz gibi stratejik bölgelerdeki çatışmalar, tarafların anlaşma yükümlülüklerine uymadığını gösteriyor ve halk arasında büyük bir korku hakim.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkes Sonrası Hassas Denge
Birleşmiş Milletler'in arabuluculuğunda Nisan 2022'de sağlanan ateşkes, Yemen'deki çatışmaların büyük ölçüde durmasını sağlamış ve insani yardımların ulaştırılmasının önünü açmıştı. Ancak ateşkesin kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürülememesi, taraflar arasındaki güvenin zedelenmesine yol açtı. Husiler, kontrol ettikleri bölgelerdeki maaş ödemeleri ve Hodeidah limanından elde edilen gelirler konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle ateşkese tam olarak uymadıkları yönünde eleştiriliyor. Öte yandan hükümet güçleri de Husilerin ilerleyişini durdurmak için zaman zaman karşı saldırılarda bulunuyor.
Son haftalarda Marib çevresindeki çatışmalar yeniden şiddet kazandı. Marib, hükümetin elindeki son büyük petrol zengini bölge olarak stratejik öneme sahip. Husi saldırıları, bu bölgedeki savunma hatlarını tehdit ederken, binlerce yerinden edilmiş insanın yaşadığı kamplar da güvenli bölgeler olmaktan çıkıyor. Aynı zamanda Taiz'de de ara ara çatışmalar yaşanıyor. Şehir, Husiler tarafından kuşatılmış durumda ve insani yardımların erişimi engelleniyor. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, yaptığı açıklamada, tarafların ateşkese geri dönmesi için çağrıda bulunarak, "Yemen halkı artık barış istiyor, ama bu barışın tesisi için siyasi bir çözüm şart" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Suudi Arabistan ve İran'ın Gölgesi
Yemen'deki çatışma, sadece ulusal bir mesele olmaktan çıkmış, bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, uluslararası kabul görmüş hükümeti desteklerken, İran da Husilere askeri ve lojistik destek sağlıyor. Suudi Arabistan'ın son dönemde İran ile diplomatik ilişkilerini yeniden tesis etme çabaları, Yemen'de kalıcı bir ateşkes için umut vermişti. Ancak bu görüşmelerin henüz somut sonuçlara ulaşamaması, çatışmaların yeniden alevlenme riskini artırıyor. Özellikle Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri ve Husi saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit eden bir boyut kazandı.
BM ve uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizin derinleşmemesi için tarafları acil olarak masaya dönmeye çağırıyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve bölgesel güçlerin çıkar çatışmaları, kalıcı bir çözümün önündeki en büyük engeller olarak duruyor. Uzmanlar, ekonomik krizin ve temel hizmetlerin çöküşünün de çatışmaları körüklediğine dikkat çekiyor. Yemen riyali değer kaybederken, gıda fiyatlarının artması halkın yaşam koşullarını daha da ağırlaştırıyor.
Olası Senaryolar: Ateşkesin Sürdürülebilirliği
Yemen'deki son gelişmeler, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Tarafların birbirlerini suçlamaya devam etmesi, siyasi diyaloğun başlamasını engelliyor. Eğer bu çatışmalar büyüyerek devam ederse, ülke yeniden büyük bir iç savaşa sürüklenebilir. Bu durum, sadece Yemenliler için değil, bölge ülkeleri için de ciddi güvenlik ve ekonomik sonuçlar doğurabilir. Uluslararası toplumun, özellikle BM'nin arabuluculuk çabalarının yeniden canlandırılması ve tarafların ateşkese riayetinin sağlanması büyük önem taşıyor. Ancak bunun için tarafların yanı sıra bölgesel aktörlerin de iyi niyetli adımlar atması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların yeniden alevlenmesi, Türkiye için doğrudan askeri bir tehdit oluşturmasa da bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Kızıldeniz'deki güvenlik, küresel ticaret yolları için kritik öneme sahip olduğundan, Türkiye'nin deniz ticareti bu durumdan etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda, Yemen'deki istikrarsızlık bölgesel güvenlik ortamını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, BM nezdinde ateşkesin sürdürülmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için yapıcı bir rol oynayabilir. Bu bağlamda, Yemen'deki sorunun siyasi diyalog yoluyla çözülmesi, Türkiye'nin bölgesel vizyonuna da uygun düşmektedir.