Yemen'in güneybatısındaki Taiz kentinde, Husilerin kontrolündeki bölgelerden düzenlenen saldırılarda en az iki sivil hayatını kaybetti. Yerel kaynaklara göre, saldırılar kentin yerleşim alanlarını hedef aldı ve sivil kayıplara yol açtı. Olay, ülkedeki dokuz yıllık çatışmanın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.
Taiz'de artan şiddet ve sivil kayıplar
Taiz, 2014'ten bu yana Husi isyancıları ile hükümet güçleri arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Kent, stratejik konumu nedeniyle sık sık roket ve topçu saldırılarına maruz kalıyor. Son saldırıda öldürülen sivillerin kimlikleri henüz açıklanmadı, ancak bölgedeki sağlık ekipleri yaralıların da olduğunu bildirdi. Taiz'deki yerel yetkililer, Husilerin sivil yerleşim bölgelerini kasıtlı olarak hedef aldığını iddia ediyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Yemen'deki çatışmalarda şu ana kadar 377.000'den fazla insan hayatını kaybetti; bunların çoğu dolaylı nedenlerden (açlık, hastalık) kaynaklandı. Taiz, ülkenin en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri olup, uzun süredir devam eden abluka nedeniyle insani yardımlara erişimde zorluk yaşıyor.
Husi yetkilileri saldırıyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Ancak örgüt, geçmişte Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine karşı operasyonlar düzenlediğini kabul ediyordu. Taiz'deki son tırmanma, Nisan 2022'de ilan edilen ve süresi dolan ateşkesin ardından gelen kırılgan sükûnet döneminde meydana geldi. BM aracılığıyla yürütülen barış görüşmeleri ise sonuçsuz kaldı.
İnsani kriz derinleşiyor
Yemen, dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşıyor. Nüfusun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda. Taiz gibi çatışma bölgelerinde gıda, su ve sağlık hizmetlerine erişim giderek zorlaşıyor. Son saldırı, zaten kırılgan olan altyapıyı daha da kötüleştirebilir. Uluslararası yardım kuruluşları, taraflara sivil halkı koruma çağrısında bulunuyor. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, ülke genelinde şiddetin azaltılması için taraflar arasında diyalog çağrısını yinelemişti. Ancak sahadaki gelişmeler, bu çağrıların karşılık bulmadığını gösteriyor.
Taiz'deki saldırı, Husilerin son dönemde artan askeri faaliyetlerinin bir parçası olarak görülüyor. Örgüt, Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarıyla da uluslararası toplumun dikkatini çekmişti. Bu saldırılar, küresel deniz ticaretini tehdit etmesi nedeniyle ABD ve İngiltere'nin Husilere yönelik hava operasyonları düzenlemesine yol açtı. Ancak Yemen içindeki çatışmalar, uluslararası kamuoyunun odağından uzaklaşmış durumda.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Yemen'deki istikrarsızlık, Orta Doğu'nun genel güvenlik mimarisini etkiliyor. Husiler, İran tarafından desteklenen bir aktör olarak, Suudi Arabistan ve BAE öncülüğündeki koalisyona karşı direniyor. Bu vekalet savaşı, bölgesel güç dengelerini şekillendiriyor. Son saldırı, Husilerin askeri kapasitesini koruduğunu ve sivil bölgeleri hedef alarak baskı oluşturmaya çalıştığını gösteriyor. BM Güvenlik Konseyi, Yemen'deki tüm taraflara sivil kayıpları önleme çağrısında bulundu, ancak bağlayıcı bir karar alamıyor.
Uluslararası toplumun Yemen'e ilgisi, Ukrayna ve Gazze gibi krizler nedeniyle azalmış durumda. Ancak ülkedeki insani felaket, bölgesel istikrar için ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Taiz'deki son ölümler, barış çabalarının ne kadar kırılgan olduğunu ve sivillerin korunması için acil adımlar atılması gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmaya doğrudan taraf olmasa da bölgesel istikrarsızlıktan etkileniyor. Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Türk deniz ticaretini ve enerji güvenliğini tehdit ediyor; Türkiye, uluslararası deniz güvenliği çabalarına destek veriyor. Ayrıca Türkiye, Yemen'deki insani krize yönelik yardımlarını sürdürüyor ve BM öncülüğündeki barış çabalarını destekliyor. Taiz'deki sivil kayıplar, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar çağrılarını yinelerken, Husilerin sivilleri hedef almasının kabul edilemez olduğunu vurgulamasına zemin hazırlıyor. Türkiye'nin Suudi Arabistan ve BAE ile gelişen ilişkileri, Yemen politikasında denge gözetmesini gerektiriyor.