İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Deniz Kuvvetleri (IRGC Navy), son 24 saat içinde yedi gemiye saldırı gerçekleştirildiğini açıkladı. Açıklama, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki artan gerginlik ortamında geldi. IRGC Navy tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırıların hedefleri ve türü hakkında ayrıntı verilmedi; ancak olayın bölgedeki deniz güvenliğini ciddi biçimde tehdit ettiği belirtildi. Saldırıların kim tarafından düzenlendiği henüz netleşmezken, İran'ın düşman olarak nitelendirdiği güçlere karşı bir yanıt olduğu iddia ediliyor. Son haftalarda Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik artan taciz ve sabotaj eylemleri, uluslararası nakliye şirketlerini alternatif rotalar aramaya itmişti.
Olayın arka planı
İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri, son yıllarda Basra Körfezi'nde sık sık askeri tatbikatlar düzenliyor ve bölgedeki ABD ve müttefiklerinin varlığına karşı çıkıyor. İran, 2015 nükleer anlaşması sonrası uygulanan yaptırımların kaldırılmaması nedeniyle 2019'dan bu yana denizde gerginliği artırmış durumda. Özellikle 2021'de Hürmüz Boğazı'nda bir İsrail bağlantılı gemiye düzenlenen saldırıda iki kişi hayatını kaybetmişti. Son olayda da benzer bir intikam operasyonu olabileceği değerlendiriliyor. IRGC Navy Komutanı Tuğamiral Alirıza Tangsiri, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, "düşmanın denizdeki her türlü hareketine karşılık vereceklerini" söylemişti. Bu açıklama, İran'ın bölgedeki askeri varlığını caydırıcılık amacıyla kullandığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. Burada yaşanan herhangi bir aksama, küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Son 24 saatteki saldırılar, sigorta şirketlerinin bölgeye yönelik primleri artırmasına ve bazı armatörlerin seferlerini askıya almasına yol açabilir. ABD Deniz Kuvvetleri, bölgede konuşlu 5. Filosu aracılığıyla seyrüsefer serbestisini koruma taahhüdünü yineledi. İngiltere ve Avrupa Birliği de olayı yakından takip ettiklerini bildirdi. Öte yandan, İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumu ve bölgesel vekil güçler üzerinden yürüttüğü mücadele, bu tür deniz olaylarının daha geniş bir jeopolitik çatışmanın parçası olduğunu düşündürüyor. Uzmanlar, saldırıların ardında İran'ın yaptırımlar karşısında pazarlık kozu olarak deniz gücünü kullanma stratejisinin yattığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Basra Körfezi'ndeki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ithalatının önemli bir kısmını bu bölgeden karşılıyor; Hürmüz'deki istikrarsızlık, enerji maliyetlerini artırarak cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türk inşaat ve ticaret firmalarının bölgedeki projeleri risk altına girebilir. Diplomatik açıdan Türkiye, İran ile Batı arasında denge politikası yürütüyor; son dönemde İran ile ilişkilerde yumuşama sinyalleri olsa da ABD'nin yaptırımları Türk şirketlerini zorluyor. Bölgede tırmanan askeri faaliyetler, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir ve NATO içindeki konumunu etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın gelişmeleri yakından izlemesi ve enerji arz güvenliği için alternatif rotaları devreye sokması bekleniyor.