Yemen'de etkili olan şiddetli sıcak hava dalgası, ülke genelinde süregelen elektrik kesintileriyle birleşince milyonlarca insan yaşam mücadelesi veriyor. Savaşın yıktığı altyapı, temel hizmetlerin çökmesine neden olurken, sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi insani krizi daha da derinleştiriyor. Özellikle Hudeyde, Taiz ve Aden gibi büyük şehirlerde halk, klimaların ve soğutma sistemlerinin çalışmaması nedeniyle evlerini “fırın” olarak tanımlıyor.
Sıcak hava ve elektrik kesintilerinin arka planı
Yemen, yıllardır süren iç savaşın ardından büyük bir insani krizle boğuşuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 30 milyona yakın nüfusun yarısından fazlası ciddi gıda ve su sıkıntısı çekiyor. Son dönemde etkili olan sıcak hava dalgası, mevcut durumu daha da ağırlaştırdı. Elektrik kesintileri, petrol tedarikindeki aksaklıklar ve altyapının savaşta tahrip olması nedeniyle günde ortalama 20 saat elektrik verilemiyor. Enerji krizi, su pompalama istasyonlarının çalışmamasına ve sağlık hizmetlerinin aksamasına yol açıyor. Hastaneler jeneratörlerle idare etmeye çalışırken, temiz suya erişim giderek zorlaşıyor. Bu durum, kolera gibi su yoluyla bulaşan hastalıkların yayılma riskini artırıyor.
Yemenli yetkililer, sıcak hava dalgasının haftalarca sürebileceği uyarısında bulunuyor. Başkent Sana'nın da aralarında olduğu bazı bölgelerde, sıcaklık 45 santigrat dereceyi aştı. İnsani yardım kuruluşları, enerji ve su krizine acil müdahale çağrısı yaparken, uluslararası toplumun savaşan tarafları ateşkese zorlaması gerektiğini vurguluyor. Yemen'de Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon arasında 2014'ten beri süren çatışmalar, ülkeyi adeta harabeye çevirmiş durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki kriz, sadece ülke sınırları içinde kalmıyor. Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne kıyısı olan ülke, küresel deniz ticareti için stratejik bir konumda. Enerji krizi, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de güvenlik endişelerini artırıyor. Ayrıca, İran destekli Husiler ile Suudi koalisyonu arasındaki çatışmalar, bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Son dönemde Suudi Arabistan'ın Yemen'de ateşkes sağlama çabaları olsa da, kalıcı bir çözüme ulaşılamadı. İnsani kriz derinleştikçe, bölge ülkelerine yönelik göç dalgalarının artmasından endişe ediliyor. Uluslararası toplum, Yemen'deki durumu “dünyanın en kötü insani krizi” olarak tanımlarken, BM yardım kuruluşları fon yetersizliği nedeniyle yardım operasyonlarını kısmak zorunda kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki kriz, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Doğu Afrika'ya yönelik dış politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Yemen'deki insani krize kayıtsız kalmayarak, bugüne kadar çeşitli yardım kampanyaları düzenlemiş ve BM nezdinde diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Ancak, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki ticari çıkarlarını ve enerji hatlarının güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Yemen'de artan kaos, Somali ve Etiyopya gibi bölge ülkelerindeki güvenlik sorunlarını derinleştirerek Türkiye'nin Afrika politikasını olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, Yemen'de kalıcı ateşkes ve siyasi çözüm için uluslararası çabalara aktif destek vermesi, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor.