Yemen'de hükümet güçleri, İran destekli Husilere karşı stratejik öneme sahip Marib kentinde geniş çaplı bir karşı saldırı başlattı. Husi milislerinin son haftalarda Marib'e yönelik topçu saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından gelen bu hamle, ülkede daha geniş bir çatışmanın eşiğine gelindiğine dair endişeleri artırdı. Yemen ordusu, Husilerin ilerleyişini durdurmak ve kaybedilen mevzileri geri almak amacıyla kentin çevresinde yoğun bir operasyon yürütüyor. Uzmanlar, tüm uyarı işaretlerinin bölgesel bir savaşın yaklaştığını gösterdiğini belirtiyor.
Marib'in Stratejik Önemi ve Çatışmaların Seyri
Marib, Yemen'in kuzeydoğusunda yer alan ve ülkenin en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine ev sahipliği yapan bir kent. Hükümetin son kalesi olarak görülen Marib, aynı zamanda stratejik bir kavşak noktası konumunda. Husilerin burayı ele geçirmesi halinde, ülkenin geri kalanıyla bağlantısı kesilecek olan hükümet güçleri için bu durum bir dönüm noktası olabilir. Bu nedenle her iki taraf da kent için yoğun bir mücadele veriyor.
Son haftalarda Husi milisleri, Marib'in güney ve batı cephelerinden saldırılarını artırdı. Şehir dışındaki yerleşim yerlerine ve askeri noktalara topçu ve balistik füze saldırıları düzenleyen Husiler, sivil kayıplara neden oluyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle on binlerce kişi yerinden edilmiş durumda. Yemen hükümeti ise uluslararası koalisyonun hava desteğiyle karşı saldırıya geçti. Ordu birlikleri, Husilerin kontrolündeki bazı stratejik tepeleri ve köyleri geri almayı başardı.
Çatışmaların yoğunluğu, taraflar arasında kalıcı bir ateşkesin sağlanmasının ne kadar zor olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflara ateşkes çağrısında bulunurken, tırmanan çatışmaların bölgesel ve uluslararası bir krize dönüşme riski taşıdığına dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Suudi Arabistan ve İran'ın Rekabeti
Yemen'deki çatışma, yıllardır bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklerken, İran ise Husilere askeri ve ekonomik destek sağlıyor. Bu durum, Yemen'i Ortadoğu'daki birçok krizde olduğu gibi iki büyük gücün nüfuz mücadelesine sahne yapıyor.
Son dönemde Suudi Arabistan ile İran arasında diplomatik görüşmelerin yeniden başlaması, Yemen'deki savaşın sona erdirilmesine yönelik umutları artırmıştı. Ancak Marib'deki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, bu umutların zayıfladığına işaret ediyor. Uzmanlar, Husi saldırılarının İran'ın müzakere masasındaki elini güçlendirmeye yönelik bir taktik olabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Suudi Arabistan da Marib'in düşmesinin kendi güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturacağını düşünüyor.
Çatışmaların küresel enerji piyasaları üzerinde de etkisi sürüyor. Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ediyor. Bu durum, petrol ve doğal gaz fiyatlarında dalgalanmalara neden olabiliyor. Ayrıca, bölgedeki çatışmaların artması, küresel terör örgütlerinin bu tür kaos ortamlarından faydalanma riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Kızıldeniz'in güvenliği, Türkiye'nin Basra Körfezi ve Hint Okyanusu'na erişiminde kilit öneme sahiptir. Ayrıca, Türkiye'de faaliyet gösteren birçok firma, Yemen dahil Körfez ülkeleriyle ticari ilişkilere sahiptir. Bu nedenle, Marib'deki çatışmaların tırmanması, bölgede istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin ekonomik ve stratejik çıkarlarına zarar verebilir. Türkiye'nin, BM öncülüğünde yürütülen barış çabalarını desteklemesi ve bölgesel aktörlerle diyaloğunu güçlendirmesi beklenmektedir.