Yemen ordusu, Pazar günü yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde çeşitli vilayetlerdeki Husi mevzilerine ve hedeflerine yönelik 181 askeri operasyon düzenlediğini duyurdu. Operasyonlarda, grup üyelerinden onlarcasının öldürüldüğü veya yaralandığı, çok sayıda askeri teçhizat, araç ve silahın imha edildiği bildirildi.
Operasyonların kapsamı ve hedefleri
Yemen ordusuna bağlı Silahlı Kuvvetler Sözcüsü, operasyonların ülkenin orta ve batı bölgelerindeki çeşitli cephelerde yoğunlaştığını belirtti. Sözcü, özellikle Ma'rib, El-Cevf, Taiz, Hodeidah ve Saada vilayetlerinde Husi milislerinin mevzilerinin topçu, roket ve hava saldırılarıyla hedef alındığını ifade etti.
Operasyonlarda Husilerin komuta kontrol merkezleri, cephane depoları ve askeri araç konvoylarının vurulduğu aktarıldı. Ordunun, son günlerde Husi saldırılarını püskürtmek ve ilerleyişlerini durdurmak amacıyla geniş çaplı bir karşı taarruz başlattığı belirtiliyor.
Husi tarafından ise operasyonlara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Çatışmaların yoğunluğu nedeniyle bölgedeki insani durumun giderek kötüleştiği ve binlerce sivilin yerinden edildiği kaydediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılından bu yana İran destekli Husiler ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümeti arasında sürüyor. Çatışmalar, bölgesel güç mücadelesinin bir yansıması olarak görülüyor; Suudi Arabistan ve BAE, Husilerin İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırdığını savunuyor.
Son yıllarda uluslararası toplum, ateşkes sağlanması ve siyasi çözüm bulunması için çeşitli girişimlerde bulundu. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve tarafların birbirine karşı kazandığı taktiksel zaferler, barış sürecini sürekli olarak sekteye uğratıyor. Uzmanlar, bu çatışmanın yalnızca Yemen'le sınırlı kalmadığını, Kızıldeniz ve Babülmendep boğazı gibi stratejik su yollarının güvenliğini de etkilediğine dikkat çekiyor.
Husi güçlerinin son dönemde Suudi Arabistan topraklarına ve ticari gemilere yönelik saldırıları, bölgedeki tansiyonu daha da artırıyor. Bu saldırılar, uluslararası deniz ticareti açısından risk oluşturuyor ve küresel enerji piyasalarını etkileyebiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki bu çatışmalar, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Umman Denizi'ndeki deniz güvenliği çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Bölgedeki istikrarsızlık, özellikle Körfez ülkelerine yapılan ticaretin ve enerji sevkiyatının güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar'da askeri üssü bulunması ve bölgedeki dengeleri gözetmesi nedeniyle, Yemen'deki güç mücadelesi Ankara'nın bölgesel politikalarında önemli bir faktör olmaya devam ediyor. Türkiye, BM nezdinde uluslararası meşruiyeti savunarak barışçıl çözüm çağrısında bulunurken, bölgesel istikrarın sağlanmasının tüm aktörlerin çıkarına olduğunu vurguluyor.