Yemen'in güneybatısındaki Taiz kenti, yıllardır süren iç savaşın en kanlı cephelerinden biri olmaya devam ediyor. Ancak son dönemdeki konut krizi, binlerce aileyi keskin nişancı ateşi ve topçu saldırıları riskine rağmen cephe hattında yaşamaya zorluyor. Ekonomik çöküşün derinleşmesi, kira fiyatlarının fahiş şekilde artması ve güvenli bölgelerdeki konutların neredeyse tamamen dolması, aileleri hayatlarını tehlikeye atan bir seçim yapmaya itiyor: ya cephedeki evlerinde kalmak ya da evsiz kalmak.
Taiz'de Cephe Hattında Zorlu Yaşam Koşulları
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Taiz'de iç cephe hattının hemen gerisindeki mahallelerde yaklaşık 15.000 aile yaşıyor. Bu ailelerden biri olan Ebu Muhammed'in evi, Husi güçleri ile hükümet yanlısı birlikler arasındaki çatışma hattına sadece 200 metre uzaklıkta. "Her sabah çocuklarımı okula gönderirken hayatta kalıp kalamayacaklarını düşünüyorum. Ama başka çaremiz yok; şehir merkezindeki kiralar aylık 200 dolara fırladı, benim gelirim ise 80 dolar bile değil." diyor.
Taiz'deki konut krizi, savaşın yıkıcı etkileriyle birleşince daha da derinleşiyor. Özellikle 2015'ten bu yana şehrin büyük bir bölümü harabe halinde. Husi güçlerinin kontrolündeki doğu bölgelerinden güvenli batı mahallelerine göç eden on binlerce insan, konut talebini patlattı. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Taiz'deki konutların yüzde 60'ının hasar gördüğünü veya tamamen yıkıldığını raporluyor.
Ekonomik kriz de bu tabloyu ağırlaştırıyor. Yemen riyali, savaşın başlangıcından bu yana değerinin yüzde 80'inden fazlasını kaybetti. Maaşlar sabit kalırken, gıda ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları her geçen gün artıyor. Aileler, güvenli bölgelerdeki evleri karşılayamadıkları için cephedeki evlerinde kalmayı tercih ediyor; ancak bu karar, keskin nişancı kurşunlarına ve top mermilerine karşı savunmasız olmak anlamına geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yemen'de İnsani Felaket Derinleşiyor
Yemen'deki çatışma, sadece Taiz'de değil, ülke genelinde benzer bir insani felakete yol açıyor. BM, 2024 yılı itibarıyla Yemen nüfusunun yüzde 80'inin (yaklaşık 24 milyon kişi) insani yardıma ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Bu, dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun hava saldırıları ve Husi güçlerinin füze saldırıları, sivil altyapıyı hedef almasıyla uluslararası toplumdan sert eleştiriler alıyor.
Taiz'deki durum, savaşın uzamasının ve siyasi çözümün bulunamamasının bir sonucu. BM'nin arabuluculuğunda yürütülen ateşkes girişimleri defalarca başarısız oldu. Son olarak 2022'de imzalanan ateşkes anlaşması, taraflar arasındaki güven eksikliği nedeniyle sadece altı ay sürdü. Uzmanlar, Taiz gibi kritik bölgelerdeki çatışmaların sürmesinin, Yemen'in yeniden inşası ve istikrarını sağlama çabalarını ciddi şekilde baltaladığına dikkat çekiyor.
Bölgesel güçlerin müdahalesi, krizi daha da karmaşık hale getiriyor. İran'ın Husi güçlerine sağladığı askeri destek ile Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Yemen hükümetine verdiği lojistik yardım, çatışmayı vekalet savaşına dönüştürdü. Bu durum, sadece Yemen'i değil, Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarını da tehdit eder hale geldi. Husi güçlerinin uluslararası gemilere yönelik saldırıları, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmanın başlangıcından bu yana insani yardım sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. Ancak Taiz'deki konut krizi, Yemen'deki istikrarsızlığın derinleştiğini gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki ticari çıkarlarını doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Ayrıca, Yemen'deki krizin uzaması, bölgedeki terör örgütlerinin güçlenmesine ve dolayısıyla Türkiye'nin de içinde yer aldığı küresel güvenlik mimarisine yeni tehditler oluşmasına zemin hazırlıyor. Türkiye, BM nezdinde yürütülen barış çabalarını desteklemeye ve insani yardım koridorlarının açık tutulması yönündeki girişimlere katkı sağlamaya devam ediyor.