Yemen'deki İran destekli Husiler, 8 Haziran 2025 tarihinde yaptıkları açıklamada Kızıldeniz'de İsrail bayrağı taşıyan veya İsrail şirketlerine ait gemilerin seyrüseferini yasakladıklarını duyurdu. Aden merkezli açıklamada, bu kararın İsrail'in Gazze'deki saldırılarına misilleme olduğu belirtilirken, Yemen'in ulusal egemenliğini koruma gerekçesiyle hareket ettikleri ifade edildi. Husilerin deniz trafiğine yönelik bu tehdidi, Ortadoğu'da artan gerilimlerin küresel ticaret rotalarına yansıması olarak değerlendiriliyor.
Husilerin Kızıldeniz'deki deniz trafiği tehdidi
Husiler, daha önce de İsrail ile bağlantılı gemilere yönelik saldırılar düzenlemiş, ancak bu kez kapsamlı bir yasaklama kararı alarak tehdidi resmiyet kazandırdı. Açıklamada, Kızıldeniz'deki tüm İsrail gemilerinin, İsrail şirketlerine ait gemilerin ve İsrail limanlarına uğrayan gemilerin hedef alınacağı belirtildi. Husiler, deniz trafiğini izlemek için insansız hava araçları ve radarlar kullandıklarını, gerektiğinde füze ve insansız deniz araçlarıyla müdahale edeceklerini ifade etti.
Bu gelişme, İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla İsrail ve ABD'ye yönelik baskısını artırdığı bir dönemde meydana geliyor. Husiler, İran'ın desteğiyle son yıllarda balistik füze ve insansız hava aracı yeteneklerini geliştirdi. Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği hayati bir su yolu olduğundan, bu tehdit küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Husilerin bu hamlesi, İsrail ile İran arasındaki vekalet savaşının yeni bir cephesi olarak görülüyor. İsrail, daha önce Husilere ait liman tesislerine hava saldırıları düzenlemiş, ancak Husilerin deniz tehdidini tamamen ortadan kaldıramamıştı. ABD liderliğindeki deniz koalisyonu, Kızıldeniz'de ticari gemilere refakat sağlamaya çalışsa da, Husilerin asimetrik saldırıları korsanlık benzeri bir tehdit oluşturuyor.
Uluslararası nakliye şirketleri, bölgedeki güvenlik riskini artırarak sigorta primlerini yükseltti ve bazı gemiler Ümit Burnu rotasına yöneldi. Bu durum, küresel deniz ticaretinde maliyetlerin artmasına ve teslimat sürelerinin uzamasına neden oluyor. Yemen'deki çatışmaların devam ettiği bir ortamda, Husilerin deniz ablukası ABD ve müttefiklerinin bölgedeki varlığını sorgulatan bir kriz yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz'deki bu tehditten doğrudan etkilenmese de, küresel ticaret rotalarının güvenliği Türk ekonomisi için kritik önem taşımaktadır. Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleşen ticareti, bu krizden dolaylı olarak etkilenebilir. Ayrıca Türkiye, Husilere karşı Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile iş birliği yapmış, ancak son dönemde bölgesel dengeler değişmiştir. Ankara'nın, Kızıldeniz güvenliği için uluslararası çabalara katkıda bulunması ve Yemen'deki çatışmanın diplomatik çözümü için inisiyatif alması beklenebilir. Husilerin İran ile bağlantısı, Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru oluşturabilir.