Yemen'deki Husi hareketi, Suudi Arabistan'ın çeşitli bölgelerindeki hedeflere altı ayrı saldırı düzenlediğini açıkladı. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada, saldırıların Suudi Arabistan'ın güneyindeki Asir, Cizan ve Necran bölgelerinde gerçekleştirildiğini belirtti. Saree, saldırılarda insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzeler kullanıldığını ifade etti. Suudi Arabistan yönetimi henüz saldırılara ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
Saldırıların Arka Planı
Husiler, 2014 yılından bu yana Yemen'in başkenti Sanaa ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015 yılından itibaren Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor. Çatışmalar, yıllar içinde zaman zaman şiddetlenerek devam etti. Husiler, son dönemde Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırmış durumda. Bu saldırılar, genellikle Suudi Arabistan'ın güney sınır bölgelerindeki askeri tesisleri ve ekonomik altyapıyı hedef alıyor.
Birleşmiş Milletler, Yemen'deki savaşın dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtığını belirtiyor. Ülkede milyonlarca insan açlık ve hastalık riskiyle karşı karşıya. Son saldırı açıklaması, Husilerin ateşkes görüşmeleri sürerken askeri kapasitesini gösterme çabası olarak yorumlanıyor. Nisan 2022'de ilan edilen ve büyük ölçüde uygulanan ateşkes, Ekim 2022'de sona ermişti. O tarihten bu yana taraflar arasında zaman zaman çatışmalar yaşanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da karmaşık hale getiriyor. Suudi Arabistan, Husileri İran'ın bölgedeki vekil gücü olarak görüyor. İran ise Husilere verdiği desteği inkâr etmiyor ancak bunun sınırlı olduğunu savunuyor. Bu durum, bölgesel bir vekalet savaşına işaret ediyor. ABD ve Batılı ülkeler, Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını da yakından takip ediyor. Bu saldırılar, küresel deniz ticaretini olumsuz etkiliyor ve sigorta maliyetlerini artırıyor.
Suudi Arabistan, son yıllarda Husilerle doğrudan müzakere girişimlerinde bulunmuştu. Ancak bu görüşmelerden somut bir sonuç alınamadı. Husilerin son saldırıları, diplomatik çabaları baltalayabilir. Ayrıca, İsrail-Hamas savaşının bölgesel yansımaları da Husi saldırılarını etkiliyor. Husiler, Gazze'deki Filistinlilere destek amacıyla İsrail ve müttefiklerine yönelik saldırılar düzenlediklerini açıklamıştı. Bu bağlamda, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, Husilerin bölgesel aktör olarak rolünü pekiştirme çabası olarak değerlendirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgedeki istikrarsızlığın Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki ticaret yollarını etkilemesinden endişe duyuyor. Husi saldırıları, Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimi artırarak bölgesel istikrarı zayıflatabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini iyileştirme çabası içinde. Ayrıca, Türk şirketleri Suudi Arabistan'da çeşitli yatırımlara sahip. Bölgedeki tırmanma, bu yatırımları ve Türkiye'nin Körfez'deki ekonomik çıkarlarını riske atabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Yemen'deki insani krize yönelik yardımları sürüyor. Ankara, çatışmanın siyasi çözümle sona ermesi çağrısını yineliyor. Ancak Husi saldırılarının artması, Türkiye'nin bölgesel denge politikasını zorlaştırabilir.