Yemen'deki iç savaş yeniden şiddetleniyor. İran destekli Husi isyancılar, ülkenin güneybatısındaki el-Maha liman kenti ile doğusundaki Marib şehrine eş zamanlı füze ve insansız hava aracı (drone) saldırıları düzenledi. Yerel kaynaklara göre saldırılarda en az dört kişi hayatını kaybetti, sekiz kişi yaralandı. Husilerin ateşkes çağrılarına rağmen askeri operasyonlarını artırması, Yemen'deki çatışmaların bölgesel bir güç mücadelesine dönüştüğünün yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Saldırıların Ayrıntıları ve Kayıplar
Yemen'deki yerel yetkililere ve sağlık görevlilerine göre, Husi güçleri Marib şehrinin merkezine ve çevresindeki askeri noktalara yönelik balistik füzeler fırlattı. Marib, Yemen hükümetinin son kalelerinden biri konumunda ve stratejik önemi nedeniyle sık sık hedef alınıyor. Saldırıda en az üç sivilin öldüğü, yedi kişinin yaralandığı bildirildi. El-Maha liman kentinde ise drone ile gerçekleştirilen saldırıda bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, bir kişi yaralandı. Saldırıların hemen ardından olay yerlerine çok sayıda ambulans sevk edilirken, hastanelerde alarm durumu ilan edildi.
Husi sözcüleri, saldırıların hükümet güçlerinin ilerleyişini durdurmak amacıyla düzenlendiğini öne sürdü. Ancak sivil yerleşim yerlerinin hedef alınması uluslararası toplumun tepkisini çekti. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, yaptığı yazılı açıklamada saldırıları kınayarak taraflara ateşkese dönmeleri çağrısında bulundu. Grundberg, "Sivillerin hedef alınması kabul edilemez; çatışmanın kalıcı bir çözümü olmadığını bir kez daha görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Çatışmanın Arka Planı ve Bölgesel Boyut
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılında Husilerin başkent Sanaa'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini destekliyor. İran'ın ise Husilere askeri ve lojistik destek sağladığı biliniyor. Son yıllarda barış görüşmeleri birkaç kez umut verse de kalıcı bir anlaşma sağlanamadı. Özellikle Marib, zengin doğal gaz ve petrol rezervlerine ev sahipliği yapması nedeniyle askeri açıdan kritik önem taşıyor. Şehir aynı zamanda yüz binlerce yerinden edilmiş insana da barınak sağlıyor.
Uzmanlar, Husilerin son saldırılarının, Yemen hükümeti güçlerine karşı kazanılan saha avantajını sürdürme amacı taşıdığını belirtiyor. Ayrıca bu saldırılar, İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabetin bir yansıması olarak görülüyor. Son dönemde İran ile Suudi Arabistan arasında diyalog çabaları olsa da Yemen cephesindeki çatışmaların devam etmesi, iki ülke arasındaki güven eksikliğini ortaya koyuyor. Öte yandan, Babülmendep Boğazı'na yakın konumuyla el-Maha, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ticareti açısından stratejik bir nokta. Buradaki istikrarsızlık, küresel enerji nakliyatını olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların yoğunlaşması, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Babülmendep'teki deniz ticareti güvenliğini yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bölgede kalıcı istikrar çağrısı yaparken, diplomatik çözüm arayışlarını destekliyor. Ankara'nın Suudi Arabistan ile ilişkileri son dönemde normale dönme eğilimi gösterse de, Yemen'deki krizin büyümesi bölgesel güvenlik dinamiklerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar'daki askeri varlığı ve Körfez ülkeleriyle artan savunma iş birliği düşünüldüğünde, Yemen'deki çatışmaların yayılma riski, Türk yetkililerinin yakından izlediği konular arasında. Bu nedenle Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerine ağırlık vermesi bekleniyor.