Yemen hükümeti, başkent Sanaa'da 'hayati askeri hedeflere' yönelik saldırıları doğruladı. Husilerin kontrolündeki kentte düzenlenen operasyon, ülkedeki iç savaşın seyrini ve bölgesel dengeleri yeniden gündeme taşıdı. Saldırıların zamanlaması ve hedefleri, çatışmanın daha geniş bir tırmanma aşamasına geçebileceği yorumlarına yol açtı.
Arka Plan: Yemen'de Sekiz Yıllık Çatışma
Yemen, 2014'ten bu yana İran destekli Husi hareketi ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği uluslararası tanınmış hükümet arasında şiddetli bir iç savaşa sahne oluyor. 2022'de varılan ateşkes büyük ölçüde korunmuş olsa da, taraflar arasında zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Sanaa, 2014'ten beri Husilerin elinde bulunuyor ve hükümet güçleri kentin kontrolünü geri almak için çeşitli operasyonlar düzenliyor. Son saldırı, hükümetin askeri kapasitesini gösterme ve Husiler üzerinde baskı kurma çabası olarak değerlendiriliyor.
Yemen hükümeti yetkilileri, saldırının 'kritik askeri altyapıyı' hedef aldığını belirtti. Ancak Husiler, saldırının sivil kayıplara yol açtığını iddia ediyor. Bağımsız kaynaklar henüz bu iddiaları doğrulayamadı. Sanaa'daki patlamaların ardından bölgede panik havası oluştuğu ve iletişim hatlarının kesildiği bildiriliyor.
Uzmanlar, saldırının Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekalet savaşının bir yansıması olduğunu vurguluyor. Suudi Arabistan, Yemen hükümetine askeri destek sağlarken, İran Husilere silah ve finansman yardımı yapmakla suçlanıyor. Bu durum, çatışmayı bölgesel bir güç mücadelesine dönüştürüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Sanaa'daki saldırı, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik endişelerini artırabilir. Yemen, dünya ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği stratejik bir deniz yolu üzerinde bulunuyor. Çatışmaların şiddetlenmesi, deniz taşımacılığını ve küresel enerji arzını olumsuz etkileyebilir. Son aylarda Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, uluslararası deniz güvenliğini tehdit ediyordu. Bu yeni saldırı, Husilerin misilleme olasılığını artırarak bölgede istikrarsızlığı derinleştirebilir.
Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısında bulunarak sivil kayıpların önlenmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması gerektiğini vurguladı. ABD ve Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Batılı ülkelerin, Suudi Arabistan'a verdiği desteği gözden geçirebileceği belirtiliyor. Rusya ve Çin ise durumu yakından izlediklerini açıkladı.
Yemen'deki insani kriz, saldırıyla daha da kötüleşebilir. BM'ye göre, ülke nüfusunun %80'i insani yardıma muhtaç durumda. Sanaa'daki çatışmalar, yardım konvoylarının güvenliğini riske atarak milyonlarca insanı daha da zor durumda bırakabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizine diplomatik çözüm bulunması için aktif çaba sarf ediyor ve insani yardımlar konusunda öncü rol üstleniyor. Sanaa'daki saldırılar, Türkiye'nin bölgedeki istikrar arayışını zora sokabilir. Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türk ihracat gemilerinin rotalarını ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin iki ülkeyle denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye, Yemen'de kalıcı barış için taraflar arasında diyalog çağrısını sürdürüyor ve insani yardımları artırmayı planlıyor.