Yemen'in güneyinde faaliyet gösteren Devler Tugayları (Southern Giants Brigades), Husilere karşı verilen mücadelede son dönemde öne çıkan askeri güçlerden biri olarak dikkat çekiyor. Ülkenin güney bölgelerinde etkili olan tugaylar, Husi militanlarına karşı düzenlenen operasyonlarda kritik bir rol üstleniyor. Bu gelişme, Yemen'deki iç savaşın seyrini ve bölgesel dengeleri etkileyebilecek nitelikte.
Devler Tugayları'nın Ortaya Çıkışı ve Arka Planı
Devler Tugayları, Yemen'deki iç savaşın ilk yıllarında, özellikle 2015 sonrasında Husi isyancılarına karşı oluşturulan yerel direniş gruplarından biri olarak ortaya çıktı. Tugaylar, ağırlıklı olarak ülkenin güneyindeki Aden, Lahic, Abyan ve Şabva gibi vilayetlerden gönüllü savaşçılardan oluşuyor. Başlangıçta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine bağlı olarak Husi ilerleyişini durdurmak için kurulan bu yapı, zamanla kendi komuta yapısını ve operasyonel kapasitesini geliştirdi.
Tugayların ismi, kurucularından biri olan ve 'Dev' lakabıyla anılan General Abdülrab el-Şedadi'ye atfen kullanılmaya başlandı. Ancak zamanla tugaylar, farklı grupların bir araya gelmesiyle daha geniş bir yapıya dönüştü. Özellikle 2018 yılında Hudeyde kentinde Husi güçlerine karşı verilen mücadelede gösterdikleri performans, tugayların ününü artırdı. Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) sağladığı askeri eğitim ve lojistik destekle donatılan tugaylar, zamanla Yemen'deki en etkili yerel askeri güçlerden biri haline geldi.
Devler Tugayları'nın saflarında on binlerce savaşçının bulunduğu tahmin ediliyor. Tugaylar, sadece askeri bir güç olmanın ötesinde, güney Yemen'deki siyasi dinamiklerde de söz sahibi. Güney Geçiş Konseyi (STC) ile yakın ilişkileri bulunan tugaylar, Yemen hükümeti ile güney ayrılıkçıları arasındaki gerilimde denge unsuru olarak hareket ediyor. Bu durum, tugayların hem Husilere karşı mücadelede hem de iç siyasette kilit bir aktör olmasını sağlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Husilere Karşı Mücadelenin Dengeleri
Devler Tugayları'nın yükselişi, Yemen'deki çok katmanlı çatışmanın bir yansıması. Ülkede Husi isyancıları, Yemen hükümeti, Güney Geçiş Konseyi ve çeşitli yerel gruplar arasında süregiden mücadele, bölgesel güçlerin de dahil olduğu bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan ve BAE öncülüğündeki koalisyon, Husilere karşı Yemen hükümetini desteklerken, İran'ın Husilere verdiği destek biliniyor. Bu denklemde Devler Tugayları, koalisyonun sahada en etkili yerel müttefiklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Son dönemde Husilerin Marib ve Şabva gibi stratejik bölgelerde yoğunlaşan saldırıları, Devler Tugayları'nın savunma hatlarını güçlendirmesine yol açtı. Tugaylar, özellikle Şabva vilayetinde Husi ilerleyişini durdurarak önemli bir başarı elde etti. Bu başarı, tugayların sadece güneyde değil, ülkenin orta kesimlerinde de etkili olduğunu gösteriyor. Ayrıca, tugayların Kızıldeniz kıyısındaki stratejik noktalarda konuşlanması, bölgedeki deniz güvenliği açısından da kritik önem taşıyor.
Uluslararası alanda ise Devler Tugayları'nın faaliyetleri, insan hakları örgütlerinin eleştirilerine zaman zaman hedef oluyor. Özellikle savaş sırasında sivillere yönelik ihlaller iddiaları, tugayların imajını gölgeliyor. Ancak askeri etkinlikleri, Batılı ülkelerin ve bölgesel güçlerin tugaylara olan ilgisini canlı tutuyor. ABD ve Birleşik Krallık gibi ülkeler, Husilere karşı mücadelede yerel ortaklar ararken, Devler Tugayları'nı potansiyel bir aktör olarak değerlendiriyor. Bu durum, tugayların uluslararası meşruiyetini artırırken, aynı zamanda Yemen'deki çatışmanın daha da uzamasına katkıda bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışma, Türkiye'nin doğrudan sınır komşusu olmasa da bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Devler Tugayları'nın Husilere karşı güçlenmesi, Kızıldeniz'deki güvenlik dengelerini etkileyebilir. Türkiye, bölgede artan istikrarsızlığın ticaret yolları ve enerji arz güvenliği üzerindeki etkilerini yakından takip ediyor. Ayrıca, Yemen'deki vekalet savaşının derinleşmesi, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ilişkilerinde yeni denge arayışlarını gündeme getirebilir. Türk dış politikası, Yemen'deki krizin siyasi çözümüne yönelik çabaları desteklerken, askeri tırmanmanın bölgesel barışa zarar vereceği endişesini taşıyor.