İran tarafından desteklenen Husiler, Yemen'de yıllardır süren çatışmanın merkezinde yer alıyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'ten bu yana sürdürdüğü askeri müdahaleye rağmen Husiler, hassas füze ve insansız hava aracı saldırıları ve etkili gerilla taktikleriyle direncini koruyor. Güvenlik muhabiri Frank Gardner'a göre, bu durum Suudi güçlerinin kesin bir üstünlük elde etmesini engelliyor. Husilerin kökenleri 1990'lı yıllara dayanıyor ve bugün bölgesel güç dengelerini etkileyen bir aktör haline gelmiş durumda.
Husilerin Kökeni ve Yükselişi
Husiler, resmi adıyla "Ensarullah", Yemen'in kuzeyindeki Saada vilayetinde 1990'lı yıllarda Zeydi Şii topluluğunun siyasi ve dini hareketi olarak ortaya çıktı. Kurucu liderleri Hüseyin el-Husi, 2004 yılında Yemen hükümetine karşı başlattığı isyanda öldürüldü. Ancak hareket, takipçileri tarafından sürdürüldü ve 2014 yılında başkent Sanaa'yı ele geçirerek ülkenin büyük bölümünde kontrolü sağladı. 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle çatışma uluslararası bir boyut kazandı. Husiler, İran'dan askeri ve mali destek aldıkları iddialarını kabul etmese de, İran'ın bölgesel nüfuzunu artırmak için bu grubu kullandığı yaygın olarak dile getiriliyor. Hareket, Yemen iç savaşında hükümet güçlerine ve koalisyona karşı direnişini sürdürüyor.
Askeri Kapasite ve Taktikler
Husilerin askeri kapasitesi, son yıllarda önemli ölçüde gelişti. Balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları (İHA) kullanarak Suudi Arabistan ve BAE'deki stratejik hedeflere saldırılar düzenliyor. 2019'da Suudi Aramco tesislerine yapılan saldırı, küresel petrol arzını geçici olarak kesintiye uğrattı ve Husilerin ne kadar ileri teknolojiye erişebildiğini gösterdi. Ayrıca, deniz mayınları ve hücumbotlarla Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar gerçekleştiriyor. Gerilla taktikleri, yerel halkla iç içe olmaları ve coğrafi avantajları (dağlık bölgeler) sayesinde Suudi koalisyonunun hava üstünlüğüne rağmen etkili olmalarını sağlıyor. Husiler, savaşçılarını sivil alanlarda gizleyerek hava saldırılarına karşı koyuyor ve uzun süreli bir yıpratma savaşı yürütüyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Husilerin eylemleri sadece Yemen ile sınırlı değil. Suudi Arabistan'ın güney sınırlarını tehdit etmeleri, Kızıldeniz'deki deniz ticaretini tehlikeye atmaları ve İran'ın bölgesel nüfuzunu artırmaları, Orta Doğu'daki güç dengelerini etkiliyor. ABD, Husileri terör örgütü olarak sınıflandırmaktan kaçınırken, Suudi Arabistan ve BAE açık bir tehdit olarak görüyor. BM, Yemen'de insani krizi sona erdirmek için çözüm arayışlarını sürdürüyor ancak Husilerin siyasi bir aktör olarak tanınması konusunda taraflar arasında derin görüş ayrılıkları var. Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, küresel deniz ticaretini ve enerji arz güvenliğini tehdit ederek uluslararası toplumun dikkatini çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları ve bölgesel istikrarsızlık, Türk dış politikası ve ekonomisi için risk oluşturuyor. Kızıldeniz, Türk ticaret gemilerinin Süveyş Kanalı'na ulaşımı için kritik bir güzergah; yaşanabilecek bir tırmanma, deniz taşımacılığı maliyetlerini artırabilir ve enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, İran'ın Husiler aracılığıyla bölgede artan etkisi, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengelemesini gerektiriyor. Türkiye, insani yardımlar ve diplomatik çözüm çağrılarıyla aktif bir rol üstlenebilir.