Yemen'de yeniden başlayan çatışmalar, son bir hafta içinde en az 900 kişinin ölümüne veya yaralanmasına yol açtı ve 5.000'den fazla ailenin evlerini terk etmesine neden oldu. Ülke genelinde artan şiddet, zaten kırılgan olan insani durumu daha da kötüleştiriyor. Birleşmiş Milletler ve yardım kuruluşları, artan sivil kayıpları ve yerinden edilme rakamlarını doğrularken, bölgedeki taraflar arasındaki çatışmaların durdurulması için acil çağrılar yapılıyor.
Artan Şiddet ve İnsani Kriz
Yemen, yıllardır süren iç savaşın yıkıcı etkileriyle boğuşuyor. Son haftalarda başkent Sana'a ve çevresinde, ayrıca Marib, Taiz ve Hudeyde gibi stratejik bölgelerde çatışmalar yoğunlaştı. Husiler ile Yemen hükümeti yanlısı güçler arasındaki çatışmalar, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun hava saldırılarıyla daha da alevlendi. Yerel kaynaklara göre, sivil yerleşim bölgelerine düzenlenen saldırılar sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda sivil hayatını kaybetti. Altyapı tesisleri, hastaneler ve okullar da hasar gördü; bu durum temel hizmetlere erişimi daha da zorlaştırıyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve diğer yardım kuruluşları, son bir haftada 5.000'den fazla ailenin -yaklaşık 30.000 kişi- evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi. Ülke içinde yerinden edilmiş kişiler (IDP) için kurulan kamplar kapasitesinin üzerinde; gıda, temiz su ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada. Dünya Gıda Programı (WFP), Yemen'de 16 milyondan fazla insanın acil gıda yardımına ihtiyaç duyduğunu ve çatışmaların yardım ulaştırma yollarını kesmesi durumunda kıtlık riskinin arttığını vurguluyor. Sağlık sistemi ise çökmüş durumda; kolera salgını ve COVID-19 ile mücadele eden hastaneler, artan yaralı sayısına yetişemiyor.
Çatışmaların tarafları arasında ateşkes ihlalleri sürerken, diplomatik çözüm arayışları da sonuçsuz kaldı. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, tarafları müzakere masasına dönmeye çağırdı ancak Husiler ve hükümet güçleri arasındaki güvensizlik ortamı, kalıcı bir barışı engelliyor. Bölgesel güçlerin müdahalesi ise çatışmayı daha da karmaşık hale getiriyor: Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri hükümete destek verirken, İran'ın Husilere silah ve finansal destek sağladığı iddia ediliyor. Bu vekalet savaşı, Yemen halkının acılarını kat kat artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen krizi, sadece ülke sınırları içinde kalmayan bir insani felakete dönüştü. Kızıldeniz'in güvenliği, Bab-el Mendeb Boğazı'ndaki deniz ticareti ve bölgesel istikrar doğrudan etkileniyor. Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları, körfezdeki petrol sevkiyatını tehdit ediyor; bu durum küresel enerji fiyatlarını dalgalandırıyor. Ayrıca, Yemen'deki kaos, radikal grupların (örneğin Arap Yarımadası El Kaidesi) güç kazanmasına zemin hazırlıyor. Uluslararası toplum, çatışmanın yayılmasını önlemek için daha etkin bir diplomasi yürütmekte zorlanıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, silah satışlarını kısıtlama ve ateşkes çağrıları yapma gibi adımlar atsa da, sahadaki gerçeklik değişmiyor. İnsani yardım kuruluşları, uluslararası fonların yetersizliğinden yakınıyor; 2023 için planlanan 4,3 milyar dolarlık yardımın sadece küçük bir kısmı toplanabildi.
Yemen'deki çatışmaların yeniden alevlenmesi, Orta Doğu'da zaten gergin olan dengeleri daha da bozuyor. İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabet, Yemen'i bir vekalet savaşı alanına çevirmiş durumda. Bu durum, bölgesel bir barışın önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Öte yandan, çatışmaların yarattığı göç dalgası, komşu ülkeleri de olumsuz etkiliyor; Umman ve Suudi Arabistan'a yönelen Yemenli mülteci sayısı artıyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'in “dünyanın en büyük insani krizi” olduğunu yinelerken, uluslararası toplumun acil ve koordineli bir şekilde harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, çatışmaların daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşme riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizini yakından takip ediyor. Kızıldeniz ve Bab-el Mendeb Boğazı, Türkiye'nin Asya ile ticaretinde kritik bir güzergah; buradaki istikrarsızlık, Türk ihracatını ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Yemen'deki kaos, bölgesel terör örgütlerinin güç kazanmasına yol açarak Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye, insani yardım konusunda aktif rol alarak bölgede etkinliğini artırabilir; ancak çatışmanın tarafları arasında denge gözetmek zorunda. Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini korurken, İran'la da diyalog kanallarını açık tutan Türkiye, Yemen'de kalıcı barış için diplomatik çaba gösterebilir. Uzun vadede, Yemen'in istikrarı, Türkiye'nin Orta Doğu'daki ticari ve stratejik çıkarları için hayati önem taşıyor.