Yemen'deki iç savaş Pazar günü yeni bir boyut kazandı. Hükümet güçleri, Kızıldeniz kıyısı boyunca İran destekli Husi isyancılara karşı saldırılar düzenlerken, Husiler de Yemen hükümetini destekleyen komşu Suudi Arabistan'a ateş açtı. Çatışmaların şiddetlenmesi, Husilerin liman kenti Mokha'yı ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki bir adayı ele geçirmesinin ardından geldi. Bu stratejik kazanımlar, İran'ın Yemen üzerindeki nüfuzunu artırdığı yönündeki endişeleri güçlendiriyor.
Yemen, 2014 yılından bu yana İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümeti arasında kanlı bir iç savaşa sahne oluyor. Savaş, bölgesel güç dengelerini alt üst ederken, binlerce sivilin ölümüne ve geniş çaplı bir insani krize yol açtı. Son gelişmeler, çatışmanın sadece Yemen sınırları içinde kalmadığını, Suudi Arabistan'a sıçrayarak bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığını gösteriyor.
Stratejik Bab el-Mendeb ve Mokha'nın Düşüşü
Husilerin Mokha limanını ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki bir adayı ele geçirmesi, hem askeri hem de sembolik açıdan büyük önem taşıyor. Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve Avrupa ile Asya arasındaki deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği kritik bir su yolu. Boğazın kontrolü, İran'a bölgedeki deniz ticaretini tehdit etme ve Suudi Arabistan'ın güney sınırlarını baskı altına alma imkanı veriyor. Mokha'nın düşüşü, Husilerin Yemen'in batı kıyısındaki hakimiyetini pekiştirmesi anlamına geliyor.
Suudi Arabistan, Husilerin kendi topraklarına yönelik saldırılarını durdurmak için 2015'ten bu yana Yemen'de hava operasyonları düzenliyor. Ancak bu müdahale, İran'ın Yemen'deki vekil gücü üzerindeki etkisini kırmakta başarısız oldu. Aksine, savaşın uzaması İran'a daha fazla nüfuz alanı açtı. Husiler, İran'dan silah, finansman ve eğitim desteği alarak askeri kapasitelerini artırdı.
Öte yandan, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları, Riyad'ın güvenlik açıklarını ortaya koyuyor. Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına yönelik olası bir saldırı, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir. Bu durum, ABD ve diğer Batılı ülkelerin de endişelerini artırıyor.
İran'ın Bölgesel Hedefleri ve Vekalet Savaşı
İran, Yemen'deki Husilere desteğini, Suudi Arabistan'ı çevreleme ve bölgesel nüfuzunu genişletme stratejisinin bir parçası olarak görüyor. Tahran, aynı zamanda Irak, Suriye ve Lübnan'da da vekil güçler aracılığıyla etkisini sürdürüyor. Yemen, İran için Suudi Arabistan'ın güney kanadında bir tehdit unsuru oluştururken, aynı zamanda Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarını kontrol etme imkanı sunuyor.Bazı analistler, İran'ın Yemen'deki kazanımlarının nükleer müzakerelerde elini güçlendirdiğini savunuyor. Ancak diğerleri, İran'ın Yemen'de bataklığa saplanabileceğini ve ekonomik olarak zorlanacağını belirtiyor. Yine de son gelişmeler, İran'ın Yemen'deki etkisinin arttığını gösteriyor.
Suudi Arabistan ise İran'ın Yemen'deki varlığından duyduğu rahatsızlığı her fırsatta dile getiriyor. Riyad, Husilerin ele geçirdiği bölgeleri geri almak için koalisyon güçlerini takviye ediyor. Ancak savaşın uzaması, Suudi Arabistan'ın ekonomik ve askeri kaynaklarını tüketiyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın bölgesel liderlik iddiasını da zayıflatıyor.
İnsani Kriz ve Uluslararası Tepkiler
Yemen'deki çatışmalar, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. Birleşmiş Milletler'e göre, ülkenin yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda. Kolera salgını, açlık ve yerinden edilme, sivillerin hayatını zorlaştırıyor. Son çatışmalar, yardım kuruluşlarının bölgeye erişimini daha da kısıtlıyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmalara siyasi bir çözüm bulunması çağrısını yineliyor. Ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik ve bölgesel güçlerin müdahalesi, barış sürecini zorlaştırıyor. BM özel temsilcisi, tarafları müzakere masasına dönmeye davet ediyor, fakat şu ana kadar somut bir ilerleme sağlanamadı.
ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken, İran'ı Husilere silah temin etmekle suçluyor. Tahran ise suçlamaları reddediyor. Rusya ve Çin, çatışmada taraf olmaktan kaçınarak, bölgedeki ekonomik çıkarlarını korumaya odaklanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların şiddetlenmesi ve İran'ın artan etkisi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerilimde denge politikası izlerken, Yemen'deki istikrarsızlık Kızıldeniz'deki ticaret yollarını tehdit ediyor. Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin Asya ve Afrika ile ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın Yemen'de kazandığı stratejik üstünlük, Türkiye'nin bölgedeki enerji güvenliği ve jeopolitik dengeler açısından dikkatle izlemesi gereken bir gelişme. Türkiye, insani krize yönelik yardımlarını sürdürürken, siyasi çözüm için diplomatik çabaları desteklemeli.