Yemen'de son haftalarda yeniden şiddetlenen çatışmalar, zaten dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle boğuşan ülkedeki durumu daha da kritik hale getirdi. Husiler ile Yemen hükümeti yanlısı güçler arasındaki çatışmalar, özellikle Marib ve Taiz cephelerinde yoğunlaşırken, sivil kayıplar artıyor ve insani yardım koridorları kapanıyor. Birleşmiş Milletler, ülkedeki 24 milyon insanın yardıma muhtaç olduğunu ve bunların 14 milyonunun acil gıda yardımına ihtiyaç duyduğunu bildirdi. Çatışmaların yeniden tırmanması, zaten kırılgan olan ateşkes çabalarını da sekteye uğrattı.
Çatışmaların Arka Planı ve Güncel Durum
Yemen'de 2014 yılından bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te müdahalesiyle bölgesel bir boyut kazanmıştı. Son aylarda Husiler, stratejik öneme sahip Marib kentine yönelik saldırılarını artırdı. Marib, Yemen hükümetinin son önemli kalesi ve ülkenin en zengin petrol kaynaklarına ev sahipliği yapıyor. Husilerin buradaki ilerleyişi, hem askeri hem de ekonomik açıdan dengeleri değiştirebilir. Diğer yandan Taiz'de de yoğun çatışmalar yaşanıyor; kent, yıllardır kuşatma altında ve siviller temel hizmetlere erişemiyor.
Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, taraflara ateşkes çağrısında bulundu ancak çağrılar sonuçsuz kaldı. Griffiths, "Yemen'deki çatışmaların askeri bir çözümü yok, sadece daha fazla acı getirir" dedi. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2021'in ilk yarısında en az 1.500 sivil çatışmalar nedeniyle hayatını kaybetti. Ülke genelinde 4 milyondan fazla insan yerinden edilmiş durumda.
İnsani yardım kuruluşları, çatışmaların liman kentleri ve havaalanları çevresinde yoğunlaşması nedeniyle yardım malzemelerinin ülkeye girişinde ciddi sıkıntılar yaşandığını belirtiyor. Hudeyde Limanı, ülkeye giren yardımların büyük bölümünü karşılıyor; ancak çatışmalar nedeniyle zaman zaman kapanıyor. Dünya Gıda Programı (WFP), yakıt ve gıda fiyatlarının son aylarda iki katına çıktığını, bunun da en yoksul kesimleri açlığa sürüklediğini açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen krizi, bölgesel güç mücadelesinin bir yansıması olarak görülüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen hükümetini desteklerken; İran, Husilere askeri ve siyasi destek sağlamakla suçlanıyor. Bu durum, krizi yalnızca bir iç savaş olmaktan çıkarıp, Körfez'deki mezhepsel ve jeopolitik rekabetin bir parçası haline getiriyor. ABD yönetimi, Husilerin Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarını endişeyle izliyor. Son olarak Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki bir havaalanına saldırı düzenledi ve koalisyon güçleri de Sana'a'ya hava saldırıları gerçekleştirdi. Bu karşılıklı saldırılar, bölgede gerilimi daha da artırıyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani felakete dikkat çekmek için çeşitli girişimlerde bulunuyor. BM, 2021 için 3,85 milyar dolarlık insani yardım çağrısı yaptı ancak şu ana kadar bunun yalnızca yüzde 30'u karşılandı. Krizin çözümü için siyasi diyalog çağrıları sürerken, taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler nedeniyle somut bir ilerleme kaydedilemiyor. Yemen'deki çatışmalar, aynı zamanda küresel enerji güvenliğini de etkiliyor; Bab-el-Mendeb Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli bir geçiş noktası ve buradaki istikrarsızlık, petrol fiyatlarını dalgalandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların yeniden alevlenmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomik çıkarları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Yemen krizine insani yardım ve diplomatik çözüm çağrılarıyla yaklaşırken, çatışmaların Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki ticari akışı tehdit etmesi, Türkiye'nin Asya ve Afrika'ya yönelik deniz ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, krizin uzaması, bölgede istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ilişkilerini ve enerji güvenliğini de dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin önceliği, bölgede kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması olmalıdır.