İranlı üst düzey bir yetkili, 12 Eylül Cumartesi günü yaptığı açıklamada, İran ile Körfez ülkeleri arasında Pazartesi günü Umman'da yapılması planlanan toplantının Hürmüz Boğazı başta olmak üzere çeşitli konuların ele alınacağı bir fırsat olduğunu, ancak abluka altındaki su yolu üzerinde imzalı bir anlaşma çıkmasının beklenmediğini söyledi. Açıklama, bölgede artan gerilim ve diplomatik temas trafiği ortamında geldi.
Toplantının arka planı ve İran'ın pozisyonu
İran'ın resmi haber ajansı IRNA'ya konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, “Pazartesi günkü toplantı, Hürmüz Boğazı dahil bölgesel meseleleri konuşmak için bir fırsat olacak, fakat bu aşamada imzalı bir belge beklenmiyor” dedi. Yetkili, görüşmelerin yapıcı bir diyalog ortamında geçmesinin hedeflendiğini ancak somut bir anlaşma için henüz erken olduğunu vurguladı.
Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılması planlanan toplantıya İran ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyelerinin yanı sıra bölgesel aktörlerin temsilcilerinin katılması bekleniyor. Toplantının gündeminde Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik durumu, deniz ticareti yollarının açık tutulması ve bölgesel istikrar konuları yer alıyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir deniz geçidi olarak biliniyor. Son aylarda bölgede yaşanan tanker olayları, İran ile Batılı ülkeler arasındaki gerilimi artırmış, ABD ve müttefikleri bölgede deniz güvenliği operasyonlarını yoğunlaştırmıştı. İran ise boğazdaki egemenlik haklarını savunacağını ve yabancı güçlerin bölgede varlık göstermesine karşı olduğunu defalarca dile getirdi.
İran'ın son dönemde Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile yürüttüğü diyalog süreci, bölgesel gerilimin düşürülmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak Tahran yönetimi, özellikle ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve yaptırımlar konusunda geri adım atmaya yanaşmıyor. Uzmanlar, Umman'daki toplantının bağlayıcı bir sonuç üretmese de taraflar arasında iletişim kanallarının açık kalmasına hizmet edebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, sadece bölge ülkeleri için değil, küresel enerji piyasaları için de hayati önem taşıyor. Boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü taşınıyor. Bu nedenle boğazdaki herhangi bir gerilim, petrol fiyatlarında dalgalanmalara ve küresel ekonomik belirsizliğe yol açabiliyor. Son aylarda yaşanan güvenlik ihlalleri, sigorta şirketlerinin risk primlerini artırmasına ve nakliye maliyetlerinin yükselmesine neden oldu.
Umman, bölgede arabuluculuk rolüyle öne çıkan bir ülke. Maskat yönetimi, hem İran hem de Batılı ülkelerle iyi ilişkilerini koruyarak diplomatik kanalların açık kalmasını sağlıyor. Bu toplantı da Umman'ın bölgesel diyalogdaki arabuluculuk çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Ancak İranlı yetkilinin açıklamaları, tarafların henüz kapsamlı bir anlaşmaya varmaktan uzak olduğunu gösteriyor.
Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programı ve bölgesel etkisi konusunda endişelerini korurken, ekonomik ilişkilerini de geliştirmek istiyor. Özellikle BAE ve Suudi Arabistan, İran ile ticaret ve yatırım bağlarını güçlendirme sinyalleri veriyor. Yine de güvenlik konularındaki anlaşmazlıklar, işbirliğinin önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Uluslararası toplum, Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarın korunması için diplomatik çabalara destek veriyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, boğazda seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması gerektiğini vurgularken, İran bu çağrıları kendi egemenlik haklarına müdahale olarak değerlendiriyor. Bu nedenle Umman'daki toplantıdan çıkacak mesajlar, önümüzdeki dönemde bölgesel tansiyonun seyrini belirleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Orta Doğu'dan karşılıyor; boğazda yaşanacak bir tıkanıklık veya fiyat artışı, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik çözümlere destek veriyor ve İran ile Körfez ülkeleri arasında dengeli bir politika izliyor. Umman'daki toplantının bağlayıcı bir anlaşma üretmese de diyalog zeminini canlı tutması, Türkiye'nin bölgesel barış ve ticaret yollarının güvenliği yönündeki çıkarlarıyla örtüşüyor.