Yemen Başbakanı Shaya al-Zindani, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Husilerin sivillere yönelik saldırılarının ve güneybatıdaki Taiz kentine uyguladığı kuşatmanın "savaş suçu" oluşturduğunu söyledi. Başbakanlık ofisinin ABD sosyal medya şirketi X üzerinden paylaştığı mesaja göre al-Zindani, sorumluların cezalandırılacağını ve hesap vereceğini vurguladı. Açıklama, Yemen hükümetinin Husilerin Taiz'deki ablukasına karşı uluslararası toplumu harekete geçirme çabası olarak yorumlandı.
Taiz Kuşatmasının Arka Planı
Taiz, Yemen'in güneybatısında stratejik bir konumda yer alıyor ve 2014'ten bu yana Husilerin kontrolü altındaki başkent Sana'a ile hükümetin geçici başkenti Aden arasındaki güzergâhta bulunuyor. Husiler, 2015'ten itibaren kenti kuşatma altına aldı ve zaman zaman yoğunlaşan çatışmalar yaşandı. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, kuşatma nedeniyle sivillerin gıda, ilaç ve yakıt gibi temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sıkıntı yaşadığını, hastanelerin ve okulların hedef alındığını rapor etti. Al-Zindani'nin açıklaması, bu insani krizin son halkası olarak değerlendirilebilir.
Başbakan, Husilerin "sivillere yönelik saldırılarını" ve "Taiz halkına yönelik kuşatmayı" uluslararası hukuk çerçevesinde savaş suçu olarak nitelendirdi. Yemen hükümeti, daha önce de benzer suçlamalarda bulunmuş ancak uluslararası alanda somut bir yaptırım veya adalet mekanizması devreye girmemişti. Al-Zindani, sorumluların "cezalandırılacağını ve hesap vereceğini" belirterek, uluslararası topluma çağrıda bulundu. Açıklamanın, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümetinin meşruiyetini vurgulama amacı taşıdığı düşünülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, 2014'te Husilerin başkent Sana'a'yı ele geçirmesiyle başladı ve 2015'te Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazandı. İran, Husileri desteklemekle suçlanırken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Yemen hükümetini destekliyor. Taiz kuşatması, çatışmanın en uzun süreli ve en yıkıcı insani krizlerinden biri olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'i dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak tanımlıyor; milyonlarca insan yerinden edilmiş ve açlık riskiyle karşı karşıya.
Uluslararası toplum, Taiz kuşatmasına ilişkin zaman zaman açıklamalar yapsa da etkili bir müdahale gerçekleştiremedi. BM Güvenlik Konseyi'nin Yemen'e ilişkin kararları, Husiler üzerinde yeterli baskı oluşturmadı. Al-Zindani'nin son açıklaması, insani koridorların açılması ve kuşatmanın kaldırılması yönünde uluslararası baskıyı artırmayı hedefliyor. Ancak Husiler, kuşatmayı bir güvenlik tedbiri olarak gördüklerini ve hükümet güçlerinin kenti askeri üs olarak kullandığını savunuyor. Bu karşılıklı suçlamalar, çatışmanın çözümünü zorlaştırıyor.
Bölgesel güçlerin Yemen'deki vekâlet savaşı, ülkedeki insani krizi derinleştirirken, barış müzakereleri de defalarca kesintiye uğradı. 2022'deki ateşkes büyük ölçüde ihlal edildi ve kalıcı bir barış sağlanamadı. Taiz kuşatması, çatışmanın sembolik merkezlerinden biri haline geldi. Yemen hükümeti, kuşatmanın kaldırılması için uluslararası toplumdan somut adımlar bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, insani krizin çözümü için diplomatik çabaları destekliyor. Taiz kuşatması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki istikrar ve insani yardım politikaları açısından önemli. Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütürken, Yemen'deki krizin bölgesel istikrarsızlığa yol açmasından endişe ediyor. Ayrıca, Türk Kızılayı ve diğer yardım kuruluşları aracılığıyla Yemen'e insani yardım ulaştırma potansiyeli bulunuyor. Ancak, Türkiye'nin doğrudan bir etkisi sınırlı; daha çok uluslararası platformlarda insani koridorların açılması çağrılarını desteklemesi beklenir.