Yatırımcıların uzun vadeli portföy getirilerinden beklentileri, tarihsel gerçeklerin çok üzerinde seyrediyor. Yeni bir analiz, yıllıklandırılmış yüzde 10’un üzerindeki reel getirilerin son derece nadir olduğunu ve bu seviyeleri sürdürmenin neredeyse imkânsız hale geldiğini ortaya koyuyor. Piyasaların 2020-2021 yıllarındaki olağanüstü performansı, yatırımcılarda yanlış bir süreklilik algısı yarattı. Oysa tarih, aşırı getirilerin istisna olduğunu söylüyor.
Rakamlar Ne Diyor?
Amerikan finans tarihi üzerine yapılan kapsamlı bir çalışma, 1900’den bu yana S&P 500 endeksinin yıllık ortalama reel getirisinin yüzde 6-7 aralığında olduğunu gösteriyor. Bu dönem içinde yalnızca birkaç on yıl (1950’ler, 1980’ler ve 2010’lar) yüzde 10’un üzerinde getiri sağlayabildi. Ancak bu dönemlerin ardından genellikle durgunluk veya düşüş piyasaları geldi.
Enflasyonun etkisi de hesaba katıldığında, nominal getiriler daha yüksek görünse de reel anlamda satın alma gücü artışı sınırlı kalıyor. Örneğin, 2000-2020 arası dönemde S&P 500’ün nominal yıllık getirisi yüzde 9’a yakın olsa da enflasyon arındırıldığında bu oran yüzde 5-6’ya geriliyor.
Beklenti ve Gerçek Arasındaki Uçurum
Gallup ve CFA Institute gibi kuruluşların anketleri, bireysel yatırımcıların uzun vadeli getiri beklentilerinin ortalama yüzde 12-15 aralığında olduğunu ortaya koyuyor. Profesyonel yatırımcılar ise beklentilerini biraz daha düşük tutsa da hâlâ tarihsel ortalamaların üzerinde (yüzde 8-10). Bu fark, yatırımcıların aşırı risk almasına veya kısa vadeli dalgalanmalardan olumsuz etkilenmesine neden olabiliyor.
Davranışsal finans açısından bakıldığında, insanlar son dönemdeki yüksek getirileri geleceğe yansıtma eğiliminde. Bu 'recency bias' (güncellik yanlılığı), piyasa düzeltmelerinde ciddi kayıplara yol açabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de yatırımcıların enflasyon ve kur riski nedeniyle reel getiri beklentileri küresel ortalamanın üzerinde olsa da, tarihsel veriler yüksek enflasyon dönemlerinde bile yıllıklandırılmış yüzde 10 üzeri net reel getirinin sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Borsa İstanbul’un uzun vadeli performansı (2003-2023) dolar bazlı yıllık yüzde 8-9 seviyesinde kalırken, TL bazlı yüksek nominal getiriler enflasyon karşısında eriyor. Türk yatırımcıların, küresel piyasalardaki bu 'gerçekçi beklenti' trendini takip ederek portföylerini çeşitlendirmesi ve enflasyon muhasebesi yapması büyük önem taşıyor.