Yapay zeka devrimi, trilyonlarca dolarlık bir sermaye yaratırken bu zenginliğin dağılımı giderek daha eşitsiz hale geliyor. Orijinal İngilizce başlığın da vurguladığı gibi, bu servetten payınız bir lütuf değil, haktır. Peki, bu hakkı nasıl kullanabiliriz? İşte yanıtı: Yapay zeka altyapısının temelini oluşturan veri, kullanıcı katkıları ve kamu kaynakları aslında herkese ait. Şirketler bu ortak mirası özelleştirirken, bizim yapmamız gereken bu sermayeyi geri kazanmak için kolektif mekanizmalar kurmak.
Yapay Zeka Sermayesinin Gerçek Sahipleri
Yapay zeka modelleri, devasa veri kümeleri üzerinde eğitiliyor. Bu verilerin büyük bir kısmı internetten, yani kullanıcıların ürettiği içeriklerden (metin, görsel, video) oluşuyor. Her bir tıklama, her bir yorum, her bir fotoğraf aslında bu dev makineye besin sağlıyor. Ayrıca, kamuya ait araştırma kurumlarının geliştirdiği açık kaynak kodlu modeller de özel sektör tarafından ticarileştiriliyor. Örneğin, Google'ın Transformer mimarisi veya OpenAI'nın GPT'si, büyük ölçüde kamu fonlarıyla desteklenen araştırmaların ürünü. Bu durum, yapay zeka şirketlerinin elde ettiği kârın meşruiyetini sorgulatıyor: Kamunun ve bireylerin katkısı olmadan bu şirketler var olamazdı.
Dünya genelinde bu soruna farklı çözümler öneriliyor. Örneğin, Birleşmiş Milletler bünyesinde yapay zeka gelirlerinden bir küresel fon oluşturulması tartışılıyor. Bu fon, gelişmekte olan ülkelere teknoloji transferi ve dijital altyapı yatırımı yapmayı amaçlıyor. Avrupa Birliği ise Dijital Hizmetler Yasası ile platformların kullanıcı verilerini daha adil paylaşmasını hedefliyor. Ancak mevcut düzenlemeler, şirketlerin kârını vergilendirmekten çok, veri kullanımını düzenlemeye odaklanıyor. Oysa asıl ihtiyaç, yapay zeka ekonomisinin yarattığı değerin adil dağılımı için somut bir mekanizma.
Küresel Çapta Yeni Bir Ekonomik Model
Yapay zeka çağında zenginlik yaratmanın yeni yolları da ortaya çıkıyor. Örneğin, veri kooperatifleri (data cooperatives) bireylerin verilerini birleştirerek kolektif pazarlık gücü oluşturmasını sağlıyor. Bu kooperatifler, üyeleri adına veri lisanslama anlaşmaları yaparak gelir elde ediyor. Bir diğer model ise evrensel temel gelir (UBI) tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Yapay zeka işleri otomatize ederken, bu teknolojinin sağladığı verimlilik artışından herkesin pay alması gerektiği savunuluyor. Elon Musk gibi teknoloji liderleri bile, yapay zeka çağında evrensel temel gelirin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Ancak bu modeller henüz yaygınlaşmış değil; siyasi irade ve kamu bilinci gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zeka alanında henüz gelişmekte olan bir ülke konumunda. Yerli teknoloji şirketleri ve Ar-Ge çalışmaları artsa da, küresel yapay zeka ekonomisinden alınan pay sınırlı. Bu durum, Türkiye'nin veri egemenliği ve dijital altyapı konularında daha aktif politikalar izlemesini gerektiriyor. Kamuya ait verilerin açık kaynak olarak sunulması ve yerli yapay zeka girişimlerinin desteklenmesi, Türkiye'nin bu pastadan hak ettiği payı almasını sağlayabilir. Ayrıca, uluslararası platformlarda 'veri adaleti' ve 'dijital vergilendirme' konularında söz sahibi olması, Türkiye'nin konumunu güçlendirecektir. Özellikle AB ve OECD gibi kurumlarla iş birliği içinde adil bir yapay zeka düzeni kurulmasına katkıda bulunmalıdır.