ABD'de 2026 ara seçimleri yaklaşırken, borsa yatırımcıları için tarihsel bir iyimserlik kaynağı ortaya çıkıyor. Yapılan analizlere göre, ara seçim yılları Wall Street için genellikle olumlu bir dönem olmuştur. Bu eğilim, siyasi belirsizliklerin piyasalar üzerindeki etkisini sorgulayan yatırımcılar için önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Özellikle, başkanlık seçimlerinin hemen ardından gelen ara seçim dönemlerinde borsanın tarihsel olarak güçlü bir performans sergilediği gözlemleniyor. Bu durum, yatırımcıların önümüzdeki aylarda portföylerini yeniden yapılandırırken dikkate alabileceği bir faktör olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Tarihsel Örüntü Güçlü
Borsa verilerinin uzun vadeli analizi, ara seçim yıllarının hisse senedi piyasaları için neredeyse her zaman olumlu geçtiğini gösteriyor. 1950'den bu yana yapılan ara seçimlerde, S&P 500 endeksinin yaklaşık %90 oranında yükseldiği görülüyor. Bu dönemlerde ortalama getiri, diğer yıllara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek. Örneğin, 1950-2022 arasındaki 18 ara seçim yılının 17'sinde borsa pozitif kapanmış, ortalama getiri %15 seviyelerine ulaşmıştır. Bu güçlü örüntü, bazı piyasa stratejistlerinin “ara seçim rallisi” olarak adlandırdığı bir fenomene işaret ediyor.
Bu eğilimin arkasındaki nedenler arasında, ara seçimlerin genellikle başkanlık seçimlerine göre daha az belirsizlik yaratması ve siyasi partilerin ekonomik politikalarını seçim vaatleriyle şekillendirmesinin piyasa beklentilerini netleştirmesi gösteriliyor. Ayrıca, seçim yıllarında hükümetlerin ekonomiyi canlandırıcı önlemler alma eğilimi de borsayı destekleyen bir etken olarak kabul ediliyor. Ancak, geçmiş performansın gelecekteki sonuçların garantisi olmadığı da uzmanlar tarafından vurgulanıyor.
Özellikle 2024'teki başkanlık seçiminin ardından 2026 ara seçimlerine giden süreçte, piyasa katılımcıları hem Trump yönetiminin politikalarının etkilerini hem de Kongre'deki güç dengesini yakından izliyor. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğunu koruma çabası, Demokratların ise kontrolü ele geçirme hedefi, bütçe görüşmeleri ve vergi politikaları üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir. Bu durum, özellikle kurumsal karlılık ve ekonomik büyüme beklentilerini şekillendirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Piyasalar Küresel Etkileşim İçinde
ABD borsalarındaki bu olumlu görünüm, yalnızca Amerikalı yatırımcıları değil, tüm dünya piyasalarını etkileyebilecek bir potansiyele sahip. ABD ekonomisi, küresel ekonominin en büyük itici güçlerinden biri olduğundan, Wall Street'teki olumlu bir seyir, Avrupa, Asya ve gelişmekte olan piyasalara da yansıyabilir. Özellikle, ABD'deki tüketici harcamaları ve şirket karları, dünya genelindeki tedarik zincirleri ve ticaret akışlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle, ara seçim yılındaki olası borsa yükselişi, küresel ekonomik büyümeye de olumlu katkı sağlayabilir.
Öte yandan, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının para politikaları, bu tarihsel eğilimi gölgede bırakabilir. Federal Rezerv'in faiz kararları, enflasyonla mücadele ve dünya genelindeki merkez bankalarının benzer adımları, borsa performansını doğrudan etkileyen faktörler arasında. Ayrıca, ABD-Çin ticaret gerilimi, Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki istikrarsızlıklar gibi jeopolitik riskler, piyasalarda ani dalgalanmalara yol açabilir. Bu nedenle, tarihsel örüntünün her zaman tekrarlanacağı beklentisi içinde olmak yanıltıcı olabilir.
Uzmanlar, yatırımcıların seçim odaklı stratejiler yerine, çeşitlendirilmiş bir portföy ile uzun vadeli hedeflere odaklanmaları gerektiğini belirtiyor. Ara seçim rallisinin “anomali” olarak değerlendirilmesi ve piyasa temellerinin her zaman öncelikli tutulması gerektiği vurgulanıyor. Ancak, tarihsel verilerin güçlülüğü, önümüzdeki dönemde iyimserlik için nedenler sunduğunu da gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD borsalarındaki olumlu seyir, Türkiye gibi gelişen piyasa ekonomilerini de dolaylı olarak etkileyebilir. ABD ekonomisinin güçlenmesi, küresel risk iştahını artırarak Türkiye gibi ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumlu etkileyebilir. Öte yandan, ABD'deki faiz politikaları, özellikle Federal Rezerv'in sıkılaşmacı adımları, gelişen ülkelerin para birimleri üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin ihracatçı sektörleri ve finansal piyasaları, ABD borsa trendinden doğrudan etkilenebilir. Ayrıca, ABD'deki siyasi istikrarsızlıkların küresel piyasalara yansıması, Türk lirası ve İstanbul Borsası üzerinde volatilite yaratabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin ekonomi yönetimi, ara seçim dönemindeki piyasa hareketlerini yakından izlemeli ve olası risklere karşı hazırlıklı olmalıdır.