11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti. ABD genelinde düzenlenen törenlerde New York, Pentagon ve Pennsylvania'daki altı kritik an için çanlar çalındı; bu yıl yedinci çan, saldırıların ardından hayatını kaybedenler için çalındı. Anma törenleri, yapay zekânın hızının sorgulandığı bir haftaya denk geldi.
11 Eylül'ün 25. Yılı: Anma Törenleri ve Anlamı
11 Eylül 2001'de El Kaide militanları tarafından kaçırılan dört uçakla düzenlenen saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti. New York'taki İkiz Kuleler, Pentagon ve Pennsylvania'da düşen United Airlines 93 sefer sayılı uçak, modern tarihin en büyük terör saldırısı olarak kayıtlara geçti. Bu yıl 25. yıl dönümünde Amerika Birleşik Devletleri genelinde anma etkinlikleri düzenlendi. New York'ta Ulusal 11 Eylül Anıtı'nda yapılan törende, saldırıların gerçekleştiği anlara işaret eden altı çan çalındı: saat 08:46'da Kuzey Kulesi'ne çarpan uçak, 09:03'te Güney Kulesi, 09:37'de Pentagon, 09:59'da Güney Kulesi'nin çöküşü, 10:03'te Pennsylvania'daki uçak ve 10:28'de Kuzey Kulesi'nin çöküşü. Bu yıl ilk kez yedinci bir çan, saldırıların ardından hastalık, solunum rahatsızlıkları ve diğer sağlık sorunları nedeniyle hayatını kaybedenler için çalındı. Törenlere siyasi liderler, kurtarma ekipleri ve aileler katıldı. Başkan Joe Biden da törenlerde yer aldı.
Anma Hakkı ve Yapay Zekâ Tartışması
Öte yandan, aynı hafta içinde yapay zekânın hızı ve kontrolü üzerine küresel bir tartışma gündeme geldi. Yapay zekâ araştırmacıları, teknoloji şirketleri ve politika yapıcıları, yapay zekâ gelişiminin yavaşlatılıp yavaşlatılamayacağını tartışıyor. Özellikle büyük dil modelleri ve otonom sistemlerin hızla ilerlemesi, güvenlik, iş gücü ve etik kaygıları beraberinde getiriyor. Bazı uzmanlar, yapay zekânın kontrolsüz gelişiminin 11 Eylül benzeri istihbarat başarısızlıklarına yol açabileceğini belirtiyor. Diğerleri ise yavaşlatmanın inovasyonu engelleyeceğini savunuyor. Bu tartışma, anma törenleriyle aynı haftaya denk gelmesiyle sembolik bir anlam kazandı: Geçmişi anmak ve geleceği şekillendirmek arasındaki denge.
Bölgesel ve Küresel Boyut
11 Eylül sonrası dönemde ABD, Afganistan ve Irak'ta uzun süreli savaşlara girdi; bu savaşlar küresel terörle mücadele politikalarını dönüştürdü. Bugün ise yapay zekâ, istihbarat ve savunma alanında yeni bir devrim yaratıyor. Otonom silahlar, siber güvenlik ve veri analitiği, uluslararası güvenlik mimarisini değiştiriyor. Avrupa Birliği, yapay zekâ düzenlemeleri konusunda adımlar atarken, ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabeti kızışıyor. Türkiye de bu yarışta yerini almak için milli yapay zekâ stratejileri geliştiriyor. Anma törenleri ise, terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini hatırlatıyor. Ancak yapay zekâ kontrolü, yeni bir küresel yönetişim sorunu olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül sonrası dönemde Türkiye, terörle mücadelede kritik bir aktör olarak öne çıktı. PKK, DEAŞ ve FETÖ gibi örgütlerle mücadele eden Türkiye, aynı zamanda yapay zekâ ve savunma teknolojilerine yatırım yapıyor. Yapay zekânın yavaşlatılması tartışması, Türkiye'nin milli teknoloji hamlesi açısından önem taşıyor. Türkiye, yapay zekâda bağımsız hareket edebilmek için yerli ve milli çözümlere odaklanmalı. Ayrıca, anma kültürü ve terörle mücadelede uluslararası işbirliği, Türkiye'nin güvenlik politikalarını destekliyor. ABD ile ilişkilerde ise, 11 Eylül sonrası stratejik ortaklık, yapay zekâ ve savunma sanayii işbirliğiyle yeni bir boyut kazanabilir. Türkiye, hem geçmişi anma hem de geleceği şekillendirme sorumluluğunu birlikte taşımalı.