Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre, yapay zeka (AI) ve dijitalleşme alanındaki hızlı büyüme, küresel ölçekte maddi olmayan duran varlık yatırımlarını (intangible investment) rekor seviyeye çıkardı. 2023 yılında teknoloji şirketlerinin marka değeri, yazılım, patent ve veri tabanı gibi maddi olmayan varlıklara yaptığı yatırımlar, gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 8,5'ine ulaşarak tarihi bir zirveye imza attı. Bu oran, 2000 yılındaki yüzde 5,3 seviyesine kıyasla belirgin bir artışı işaret ediyor. Söz konusu büyümede, özellikle ABD ve Çin merkezli teknoloji devlerinin yanı sıra, Hindistan ve Güney Kore gibi Asya-Pasifik ülkelerinin de etkili olduğu belirtiliyor.
Yatırımların dönüşümü: Maddi olmayan varlıklar neden öne çıkıyor?
UNCTAD'ın raporuna göre, maddi olmayan yatırımlar, son yıllarda makroekonomik dalgalanmalara karşı fiziksel yatırımlardan daha dirençli bir yapı sergiledi. Küresel tedarik zinciri sorunları, artan faiz oranları ve jeopolitik gerilimlere rağmen şirketler, marka bilinirliği, Ar-Ge ve yazılım gibi alanlara yatırım yapmaya devam etti. Raporda, yapay zeka çalışmalarının bu eğilimi daha da hızlandırdığı vurgulanıyor. Özellikle üretken yapay zeka (generative AI) alanındaki gelişmeler, şirketleri veri altyapısı, algoritma geliştirme ve müşteri deneyimi inovasyonu gibi konulara daha fazla kaynak ayırmaya yöneltti. 2022-2023 döneminde küresel yapay zeka yatırımları yıllık yüzde 20 artarak 200 milyar doları aştı. Bu yatırımların büyük kısmı, ABD'li teknoloji şirketleri (Microsoft, Alphabet, Amazon) ile Çinli teknoloji devleri (Alibaba, Tencent, Baidu) tarafından gerçekleştirildi.
Rapor aynı zamanda, gelişmekte olan ülkelerde de dijital dönüşüm yatırımlarının arttığına dikkat çekiyor. Özellikle Güneydoğu Asya'da Endonezya, Vietnam ve Filipinler gibi ülkelerde teknolojik altyapı ve dijital okuryazarlık projelerine yönelik kamu-özel sektör ortak yatırımları hız kazandı. Bununla birlikte, maddi olmayan yatırımlardaki eşitsizlik de belirgin: Dünyadaki bu tür yatırımların yüzde 70'i sadece 10 ülkede yoğunlaşmış durumda ve gelişmiş ekonomiler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurum, dijital bölünmenin derinleşeceğine işaret ediyor.
Küresel ekonomide yeni dengeler ve jeopolitik yansımalar
Yapay zeka odaklı bu yatırım dalgası, sadece teknoloji sektörünü değil, aynı zamanda ticaret savaşları ve teknolojik bağımsızlık stratejilerini de etkiliyor. ABD ve Çin arasındaki yapay zeka rekabeti, yarı iletken, bulut bilişim ve veri merkezleri gibi alanlarda yeni yatırım kısıtlamalarını ve teşvikleri beraberinde getiriyor. Öte yandan Avrupa Birliği, dijital egemenlik hedefiyle kendi yapay zeka ekosistemini kurmaya çalışırken, Japonya ve Güney Kore de yarı iletken ve yapay zeka alanında iddialı yatırım planları açıkladı. Uzmanlar, bu eğilimin küresel ticaret ve yatırım akışlarını yeniden şekillendireceğini ve teknoloji transferinin jeopolitik bir araç haline geleceğini değerlendiriyor. Veriye dayalı ekonomi giderek daha fazla önem kazanırken, maddi olmayan varlıkların ülkelerin ulusal güvenlik stratejilerinde kritik bir rol oynayacağı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zeka ve dijitalleşme yatırımlarında henüz küresel rekabette istenilen seviyede olmasa da, son yıllarda teknogirişim ekosistemi ve kamu destekli projelerle (örneğin, Milli Yapay Zeka Stratejisi) bu alana yöneldi. Küresel maddi olmayan yatırımlardaki patlama, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor: Artan sermaye akışları, Türk teknoloji şirketlerinin yabancı yatırım çekme potansiyelini artırabilir; ancak beyin göçü ve Ar-Ge yatırımlarındaki yetersizlik, ülkenin dijital dönüşümde geri kalmasına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Asya-Pasifik ve Avrupa arasında bir köprü konumu, veri merkezi ve lojistik teknolojileri gibi fiziksel olmayan varlıklara yatırım çekmek için değerlendirilebilir.