Birleşmiş Milletler Üniversitesi (UNU) tarafından hazırlanan yeni bir rapor, yapay zeka (YZ) teknolojilerinin 2030 yılına kadar küresel veri merkezlerinin enerji ve su tüketimini ikiye katlayabileceğini ortaya koyuyor. Rapora göre, YZ'nin artan kullanımı, veri merkezlerinin fiziksel altyapısı üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı oluşturuyor. UNU Çevre ve İnsan Güvenliği Enstitüsü Direktörü ve raporun baş yazarı Kaveh Madani, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Kamuoyu tartışmaları hâlâ YZ'yi yazılım olarak ele alsa da, YZ aynı zamanda fiziksel bir altyapıdır: veri merkezleri, elektrik üretimi, soğutma sistemleri, iletim ağları, çipler, mineraller, arazi ve su" dedi.
Artan Enerji Talebi ve Çevresel Maliyet
Rapor, YZ modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için gerekli olan devasa hesaplama gücünün, veri merkezlerinin elektrik tüketimini hızla artırdığını belirtiyor. Halihazırda küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1-2'sini oluşturan veri merkezlerinin, bu oranın 2030'da yüzde 4-5'e çıkması bekleniyor. Bu artış, özellikle fosil yakıtlara bağımlı bölgelerde karbon emisyonlarının yükselmesine yol açabilir. Ayrıca, veri merkezlerinin soğutma sistemleri büyük miktarda su tüketiyor; rapor, 2030'da bu su tüketiminin de iki katına çıkacağını öngörüyor. Bu durum, su kıtlığı çeken bölgelerde ciddi sorunlara neden olabilir. Raporda, YZ donanımının üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri ve minerallerin çıkarılmasının da çevresel ayak izini büyüttüğü vurgulanıyor.
Küresel Boyut ve Bölgesel Farklılıklar
Rapor, enerji ve su tüketimindeki artışın bölgesel olarak farklılık göstereceğini belirtiyor. Asya-Pasifik bölgesi, özellikle Çin ve Hindistan'daki hızlı dijitalleşme ve YZ yatırımları nedeniyle en büyük artışı yaşayacak. Avrupa ve Kuzey Amerika'da ise yenilenebilir enerji kullanımı ve daha sıkı çevre düzenlemeleri sayesinde artışın nispeten daha sınırlı olması bekleniyor. Bununla birlikte, rapor tüm bölgelerde su kaynakları üzerindeki baskının arttığına dikkat çekiyor. YZ altyapısının bu çevresel maliyetlerinin, teknolojinin faydalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan Madani, politika yapıcıları sürdürülebilir çözümler geliştirmeye çağırıyor. Rapor, veri merkezlerinin daha verimli soğutma sistemleri, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş ve su geri dönüşüm teknolojileri gibi önlemlerle çevresel etkilerinin azaltılabileceğini öne sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda dijital dönüşüm ve yapay zeka yatırımlarını hızlandırırken, veri merkezi altyapısını da genişletmektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji ve su kaynakları üzerinde ek bir baskı oluşturabilir. Özellikle su kıtlığı yaşanan bölgelerde veri merkezi kurulumları, su tüketimini artırarak çevresel sorunlara yol açabilir. Türkiye'nin, BM raporunda önerilen sürdürülebilirlik önlemlerini (yenilenebilir enerji kullanımı, su geri dönüşümü) dikkate alarak veri merkezi politikalarını şekillendirmesi, hem çevresel hem de ekonomik açıdan önem taşımaktadır. Ayrıca, uluslararası yatırımların Türkiye'yi tercih etmesi için yeşil veri merkezi standartlarının benimsenmesi rekabet avantajı sağlayabilir.