Küresel yapay zeka yatırımlarının hızla arttığı bir dönemde, hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerinin borç yükü son bir yılda yüzde 99 oranında sıçradı. Bu durum, yatırımcıların portföylerinde tek bir şirket veya sektöre aşırı maruz kalma riskini artırarak piyasada bir 'şok etkisi' yaratmış durumda. Moody's Investors Service verilerine göre, yapay zeka altyapısına yönelik borçlanma araçlarının toplam hacmi 2023'ün aynı dönemine kıyasla neredeyse iki katına çıktı. Bu artış, özellikle Amazon, Google, Microsoft ve Meta gibi teknoloji devlerinin bulut ve yapay zeka yatırımlarının finansmanı için büyük miktarlarda tahvil ihraç etmesinden kaynaklanıyor.
Gelişmenin arka planı: Hiper ölçekli borç dalgası
Yapay zeka modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için gerekli olan devasa hesaplama gücü, şirketleri rekor düzeyde harcama yapmaya itiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) raporlarına göre, küresel yapay zeka harcamalarının 2027 yılına kadar 500 milyar doları aşması bekleniyor. Bu iştah, şirketlerin borç piyasalarına yönelmesine neden oldu. Bank of America Merrill Lynch analistleri, yapay zeka ile ilgili tahvil ihraçlarının 2024'ün ilk yarısında 150 milyar doları geçtiğini belirtiyor. Ancak bu borçlanma, yatırımcılar için önemli bir konsantrasyon riski taşıyor. Moody's kıdemli analisti David Gonzales, 'Yatırımcılar, portföylerinde tek bir sektöre veya şirkete aşırı bağımlı hale geldiklerinde, o sektördeki bir gerileme tüm portföyü etkileyebilir. Bu, sistem için bir şok.' ifadelerini kullandı.
Bölgesel veya küresel boyut: Piyasalar tetikte
Yapay zeka borcundaki bu hızlı artış, küresel finans piyasalarında da yankı buluyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) yetkilileri, teknoloji sektöründeki aşırı borçlanmanın finansal istikrar için potansiyel bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu. Özellikle faiz oranlarının yüksek seyrettiği bir dönemde, borç servis maliyetlerinin artması şirketlerin kârlılığını olumsuz etkileyebilir. Goldman Sachs'ın yayımladığı bir raporda, 'Yapay zeka şirketlerinin borçları sürdürülemez seviyelere ulaşırsa, bu durum 2008 benzeri bir krizi tetikleme potansiyeline sahip' denildi. Öte yandan, bazı analistler bu endişeleri abartılı buluyor. JP Morgan Chase stratejisti Michael Feroli, 'Yapay zeka şirketlerinin nakit akışları güçlü ve borçlanmalarının büyük kısmı uzun vadeli. Bu bir balon değil, ancak dikkatli olunmalı.' yorumunu yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yapay zeka sektöründeki bu borç artışının Türkiye'ye doğrudan bir yansıması olmasa da, küresel sermaye akışları üzerinden dolaylı etkileri olabilir. Türkiye, teknoloji yatırımlarını çekmek için çaba gösterirken, küresel yapay zeka yatırımlarının yavaşlaması veya bir kriz durumunda, ülkeye yönelen risk sermayesi ve doğrudan yatırımlar azalabilir. Ayrıca, Türk bankalarının ve şirketlerinin yurtdışı borçlanma maliyetleri, küresel piyasalardaki dalgalanmadan etkilenebilir. Türkiye'nin kendi yapay zeka ekosistemini geliştirme hedefi açısından, uluslararası piyasalardaki bu gelişmelerin yakından takip edilmesi ve yerel yatırımcıların aşırı riskten korunması önem taşıyor. Küresel bir yapay zeka balonu patlarsa, bunun Türkiye'ye yansıması sınırlı olsa da, jeopolitik konum ve ticaret bağlantıları nedeniyle dolaylı etkiler göz ardı edilmemeli.