İnsan Hakları Ağı (Human Rights Network), İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın yüz tanıma yazılımındaki ‘ırkçı önyargının' çocukların yaşlarının olduğundan büyük tahmin edilmesine yol açacağını ve bunun sonucunda refakatsiz mülteci çocukların yetişkinlerle aynı konutlarda barındırılacağını açıkladı. Yapay zeka destekli yaş tespit sistemlerinin devreye alınması, göçmen çocukların korunmasına yönelik endişeleri artırıyor.
Gelişmenin arka planı
İngiltere hükümeti, ülkeye yasa dışı yollarla giren göçmenlerin yaşlarını tespit etmek için yapay zeka tabanlı yüz tanıma teknolojisini kullanmayı planlıyor. Ancak İnsan Hakları Ağı, bu sistemin arkasındaki modellerin kusurlu ve ırkçı önyargılarla donatılmış olduğunu savunuyor. Örgüte göre, yazılım özellikle bazı etnik gruplara mensup bireylerin yaşını sistematik olarak olduğundan büyük gösteriyor.
Bu durum, refakatsiz çocukların yetişkin olarak sınıflandırılmasına ve dolayısıyla yetişkinlere yönelik konaklama merkezlerine yerleştirilmesine neden olabilir. Bu da çocukların istismar ve şiddet riskiyle karşı karşıya kalması anlamına geliyor. İnsan Hakları Ağı, bu sistemin çocukları korumak yerine onları daha da savunmasız hale getireceğini belirtiyor.
Konuya ilişkin açıklama yapan örgüt yetkilileri, ‘Bu teknolojinin kullanımı, bilimsel geçerliliği kanıtlanmadan ve etik ilkeler gözetilmeden hayata geçirilmemeli. Aksi takdirde, en savunmasız gruplardan biri olan mülteci çocukların hakları ciddi şekilde ihlal edilecek' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'nin bu uygulaması, Avrupa genelinde göçmen politikalarında teknolojinin giderek daha fazla kullanılmasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Birçok Avrupa ülkesi, sınır kontrollerinde yapay zeka destekli sistemleri devreye alırken, insan hakları örgütleri bu sistemlerin ayrımcılık riskini artırdığı konusunda uyarılarda bulunuyor.
Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü (UNHCR) ve diğer uluslararası kuruluşlar, yaş tespitinde yalnızca tıbbi ve psikososyal değerlendirmelerin esas alınması gerektiğini, teknolojik çözümlerin tek başına güvenilir olmadığını vurguluyor. Bu bağlamda, İngiltere'deki tartışma, küresel göç yönetiminde etik ve insan hakları standartlarının ne kadar korunabileceğine dair önemli bir test niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda ve bu nedenle göçmenlerin korunması konusundaki gelişmeler yakından takip ediliyor. İngiltere'deki bu uygulama, Avrupa ülkelerinin göç politikalarında teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına işaret ediyor. Türkiye'nin de sınır güvenliği ve göç yönetiminde benzer teknolojilere başvurması durumunda, insan hakları ihlallerinin önüne geçmek için uluslararası standartlara uygun hareket etmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin AB ile yaptığı göç anlaşmaları kapsamında, mülteci haklarının korunması konusundaki bu tür tartışmalar, ülkenin AB ile ilişkilerinde de belirleyici olabilir.