Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, yapay zeka (YZ) teknolojilerinin küresel ölçekte yaygınlaşmasına rağmen elde edilen kârın büyük ölçüde tepede, yani teknolojiyi tasarlayan ve fikri mülkiyet haklarını elinde tutan şirketlerde yoğunlaştığını ortaya koydu. Rapora göre, gelişmekte olan ülkeler YZ sunucuları için kritik ham maddeleri sağlıyor ve parçaları monte ediyor; ancak değer zincirinin en kârlı halkası olan tasarım ve yazılım aşamasını kontrol eden şirketler, toplam kârın büyük çoğunluğunu alıyor. Doğrudan üretimde çalışan işçilerin payı ise yalnızca %4,3 seviyesinde kalıyor.
Değer zincirinde eşitsiz dağılım
UNCTAD raporu, YZ endüstrisinin küresel değer zincirini mercek altına alarak, teknolojinin yaygınlaşmasının otomatik olarak adil bir kazanç dağılımı getirmediğini gözler önüne seriyor. Raporda, YZ modellerini çalıştıran sunucuların üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri, lityum, kobalt gibi ham maddelerin büyük ölçüde gelişmekte olan ülkelerden tedarik edildiği belirtiliyor. Benzer şekilde, bu sunucuların montajı da yine gelişmekte olan ülkelerdeki fabrikalarda gerçekleştiriliyor. Ancak işin tasarım, yazılım geliştirme, algoritma ve fikri mülkiyet aşaması, ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelerdeki birkaç büyük teknoloji şirketinin elinde bulunuyor.
Rapora göre, bu şirketler YZ devriminden elde edilen toplam kârın ezici çoğunluğunu toplarken, ham madde çıkaran ve montaj yapan ülkelerdeki işçiler çok küçük bir pay alıyor. Doğrudan üretim işçilerinin toplam kâr içindeki payının %4,3 olarak ölçülmesi, YZ ekonomisinin yarattığı katma değerin ne kadar eşitsiz dağıldığını gösteriyor. Bu durum, son yıllarda YZ yatırımlarındaki patlamaya rağmen, gelişmekte olan ülkelerin bu teknolojiden beklenen ekonomik kalkınma ivmesini yakalayamadığına işaret ediyor.
UNCTAD, YZ pazarının hızla büyüdüğünü ve önümüzdeki yıllarda trilyon dolarlık bir hacme ulaşmasının beklendiğini hatırlatıyor. Ancak rapor, bu büyümenin getirisinin adil dağıtılmadığı sürece, dijital uçurumun daha da derinleşeceği uyarısında bulunuyor. Özellikle YZ altyapısına yatırım yapamayan düşük gelirli ülkelerin, bu teknolojinin sunduğu fırsatlardan mahrum kalma riski yüksek.
Küresel boyut: Yeni sömürgecilik mi?
Raporun ortaya koyduğu tablo, YZ çağının yeni bir tür ekonomik bağımlılık yarattığı yönündeki tartışmaları alevlendirebilir. Gelişmekte olan ülkeler, YZ devriminin itici gücü olan veri ve hesaplama gücüne erişimde de ciddi engellerle karşılaşıyor. Büyük dil modellerinin eğitimi için gereken muazzam hesaplama kaynakları ve veri merkezleri, neredeyse tamamen gelişmiş ülkelerdeki teknoloji devlerinin kontrolünde. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin yalnızca ham madde tedarikçisi ve montaj hattı olarak kalmasına yol açıyor.
Uzmanlar, YZ değer zincirindeki bu eşitsizliğin, geleneksel üretimde yaşananlardan farklı olmadığını, hatta daha da belirgin olduğunu belirtiyor. Çünkü YZ, yüksek katma değerli ve fikri mülkiyet yoğun bir alan; bu da kârın doğal olarak teknolojiyi geliştirenlerde birikmesine neden oluyor. Gelişmekte olan ülkelerin bu zincirde yukarı tırmanabilmesi için eğitim, altyapı ve Ar-Ge yatırımlarına ihtiyaç duyduğu, ancak mevcut küresel ticaret ve yatırım rejiminin bu ülkelerin aleyhine işlediği ifade ediliyor.
UNCTAD raporu, hükümetlere ve uluslararası kuruluşlara, YZ kaynaklı kârın daha adil dağıtılması için politika önerileri de sunuyor. Bu öneriler arasında, gelişmekte olan ülkelerde YZ becerilerinin geliştirilmesi, teknoloji transferinin teşvik edilmesi ve küresel YZ yönetişiminde gelişmekte olan ülkelerin sesinin daha fazla duyurulması yer alıyor. Aksi takdirde, YZ'nin sunduğu fırsatların yalnızca zengin ülkelere ve büyük şirketlere akacağı, eşitsizliğin daha da artacağı uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, YZ değer zincirinde hem gelişmekte olan ülke konumunda hem de bölgesel bir teknoloji üssü olma iddiasında. Son yıllarda YZ alanında ulusal stratejiler açıklayan ve yerli girişimlere destek veren Türkiye için bu rapor, katma değerli üretime geçişin önemini vurguluyor. Ham madde ve montajda sıkışıp kalmamak için yazılım, algoritma ve veri bilimi alanlarında yetkinlik kazanması kritik. Ayrıca, Batılı teknoloji devlerine bağımlılığı azaltmak için açık kaynaklı YZ modellerine ve yerli dil modellerine yatırım yapması gerekiyor. Rapordaki %4,3'lük işçi payı, Türkiye'nin nitelikli iş gücü yetiştirme ve Ar-Ge'ye ağırlık verme zorunluluğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Aksi halde, YZ ekonomisinin nimetlerinden sınırlı ölçüde yararlanabilir.