Yapay zeka (YZ) teknolojilerinin iş gücü piyasasında yarattığı dönüşüm, hangi mesleklerin gerçekten ortadan kalktığı sorusunu gündeme getiriyor. Uzmanlara göre şirketler, YZ nedeniyle hangi pozisyonları kaldırdıklarını kamuoyuna derhal açıklamalı; aksi takdirde iş kayıplarının boyutu ve etkileri gizli kalıyor. Bu şeffaflık, işçilerin yeniden eğitilmesi, sosyal güvenlik ağlarının güçlendirilmesi ve toplumsal kabul için hayati önem taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Son yıllarda yapay zeka, müşteri hizmetlerinden lojistiğe, hukuktan muhasebeye kadar pek çok sektörde insan rollerini üstlenmeye başladı. Amazon, Google ve Microsoft gibi teknoloji devleri, binlerce çalışanını işten çıkarırken yerine YZ tabanlı sistemler koydu. Ancak bu şirketler, kaybedilen işlerin ne kadarının doğrudan YZ ile ilgili olduğunu açıklamaktan kaçınıyor. Örneğin, 2023'te 27.000 kişiyi işten çıkaran Google, yeniden yapılanmanın 'verimlilik artışı' nedeniyle olduğunu söylerken, YZ etkisini netleştirmedi.
Kaliforniya Üniversitesi'nden ekonomist David Autor, 'Şirketler işten çıkarmaları YZ'ye bağlamak istemiyor çünkü bu, kamuoyunda tepki çekiyor ve gelecekteki işe alımları zorlaştırıyor' diyor. Oysa bu bilgi, işçilerin kariyer planlaması ve hükümetlerin eğitim politikaları için kritik. Örneğin, ABD'de 2024 yılında işini kaybeden her 10 kişiden 2'sinin yerine YZ geçtiği tahmin ediliyor, ancak kesin veri yok.
Bölgesel veya Küresel Boyut
YZ'nin iş gücüne etkisi sadece ABD ile sınırlı değil. Avrupa Birliği, Yapay Zeka Yasası ile şeffaflık yükümlülükleri getirse de iş kaybı bildirimi zorunlu değil. Çin'de ise devlet, YZ yatırımlarını hızlandırırken işsizlik verilerini sınırlı paylaşıyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise durum daha karmaşık; çağrı merkezi ve veri girişi gibi işler hızla otomasyona geçiyor. McKinsey'in 2023 raporuna göre, 2030'a kadar dünya çapında 800 milyon iş YZ tarafından tehdit edilecek. Ancak hangi ülkelerde hangi sektörlerin daha kırılgan olduğu bilinmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zeka dönüşümünün hem üreticisi hem tüketicisi konumunda. Yerel teknoloji firmaları YZ yatırımlarını artırırken, özellikle çağrı merkezi ve bankacılık gibi sektörlerde iş kayıpları yaşanıyor. Ancak Türkiye'de de işten çıkarmaların YZ'ye bağlanmasına dair şeffaflık yok. Bu durum, iş gücü politikalarının etkin planlanmasını engelliyor. Küresel ölçekte ise Türkiye, ihracat pazarlarında YZ kaynaklı işsizlikle mücadele eden ülkelerle rekabet etmek zorunda kalabilir. Şeffaflık talepleri, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası kuruluşlarda giderek artıyor.