ABD başta olmak üzere dünya genelinde, yapay zeka teknolojilerinin (YZ) hukuk alanındaki kullanımı hızla artıyor. Özellikle ChatGPT, Claude ve Gemini gibi büyük dil modelleri, bireylerin avukat tutmadan kendi davalarını yürütmelerine olanak tanıyan araçlar sunuyor. Ancak bu "vibe lawyering" (vibe hukukçuluğu) olarak adlandırılan yeni akım, mahkemelerde karmaşık sonuçlar doğuruyor. Bir yanda YZ sayesinde adalete erişimi kolaylaşan düşük gelirli bireyler, diğer yanda yanlış hukuki argümanlar sunarak davalarını kaybedenler var. Uzmanlar, YZ'nin hukuki süreçlerdeki rolünün giderek artacağını, ancak şu an için bir avukatın yerini tam olarak alamayacağını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Adalete Erişim mi, Risk mi?
ABD'de her yıl milyonlarca dava, taraflardan birinin avukatı olmadan açılıyor. Özellikle aile hukuku, kira uyuşmazlıkları ve küçük tazminat davalarında, kişiler avukat ücretlerini karşılayamadıkları için kendilerini temsil ediyor. Yapay zeka araçları, bu kişilere hukuki metinler yazma, dilekçe hazırlama ve duruşma stratejileri geliştirme konusunda yardımcı oluyor. Örneğin, 2023'te başlatılan bir denemede, ChatGPT'nin bir kira uyuşmazlığında kiracıyı temsil eden dilekçeyi başarıyla hazırladığı görüldü. Ancak bir başka vakada, YZ tarafından hazırlanan bir itiraz dilekçesi, mahkemece "anlamsız ve tutarsız" bulunarak reddedildi. Bu durum, YZ'nin hukuki bağlamı her zaman doğru anlayamadığını gösteriyor. Özellikle emsal kararlar, kanun maddeleri ve yargı içtihatları gibi karmaşık alanlarda YZ hataları sıkça yaşanıyor.
Ayrıca, YZ araçlarının bazı eyaletlerde avukatlık yapma izni olmaması, etik sorunları da beraberinde getiriyor. Amerikan Barolar Birliği, YZ kullanımına ilişkin henüz net bir kılavuz yayınlamazken, birçok eyalet yargı çevresi, YZ tarafından üretilen belgelerin kabulü konusunda farklı kurallar uyguluyor. Yaygın kullanımın önündeki en büyük engellerden biri ise YZ'nin "halüsinasyon" (yanlış veya uydurma bilgi üretme) eğilimi. Örneğin, bir davada YZ, var olmayan bir mahkeme kararına atıfta bulundu; avukat olmayan kişi bunu fark edemedi ve dava reddedildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: YZ Hukuku Dönüştürüyor
ABD dışında Birleşik Krallık, Hindistan ve Nijerya gibi ülkelerde de benzer eğilimler gözleniyor. İngiltere'de, 2024 yılında bir mahkeme, YZ tarafından hazırlanan bir dilekçeyi kabul ederek emsal teşkil etti. Hindistan'da ise yüksek yargı, YZ kullanımını teşvik eden bir pilot proje başlattı. Nijerya'da, düşük gelirli vatandaşlar için geliştirilen bir YZ asistanı, basit hukuki sorunlarda yol gösteriyor. Bununla birlikte, hukuk sistemlerinin kültürel farklılıkları, YZ'nin evrensel bir çözüm olmasını engelliyor. Örneğin, şeriat hukuku veya teamül hukuku gibi Batı dışı sistemlerde YZ'nin doğru çıktı vermesi daha zor.
Küresel ölçekte, YZ'nin hukuk alanında kullanımı, adalete erişim sorununu hafifletme potansiyeli taşıyor. Dünya Bankası verilerine göre, düşük gelirli ülkelerde nüfusun yalnızca %20'si hukuki yardıma erişebiliyor. YZ araçları, bu açığı kapatmada önemli bir rol oynayabilir. Ancak, dijital uçurum ve teknoloji okuryazarlığı eksikliği, bu potansiyelin sınırlı kalmasına neden oluyor. Ayrıca, YZ'nin hukuki süreçlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini nasıl etkileyeceği tartışmalı. Avrupa Birliği, Yapay Zeka Yasası kapsamında yüksek riskli YZ uygulamalarına sıkı düzenlemeler getirirken, ABD henüz federal bir yasa çıkarmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de YZ destekli hukuki araçlara ilgi artıyor. Özellikle avukatlık ücretlerinin yüksek olduğu tüketici hukuku ve iş hukuku alanlarında, bireyler YZ ile kendi dilekçelerini hazırlamayı deniyor. Ancak Türk hukuk sistemi, içtihat hukukuna dayalı Anglo-Sakson sisteminden farklı olarak kıta Avrupası hukuk geleneğini takip ediyor. Bu durum, YZ modellerinin Türk kanunlarına ve Yargıtay kararlarına doğru şekilde uyarlanmasını gerektiriyor. Şu an için yerli YZ modelleri yeterli veriyle eğitilmediğinden, güvenilirlik sorunu yaşanıyor. Türkiye Barolar Birliği'nin konuya ilişkin henüz bir düzenlemesi bulunmuyor. Küresel gelişmeler, Türkiye'nin de YZ'nin hukuktaki yerini belirlemesi ve etik kurallar oluşturması gerektiğini gösteriyor. Aksi halde, adalete erişimde fırsat eşitliği sağlanamayabilir veya yanlış YZ kullanımı mağduriyetlere yol açabilir.