Eski ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz ay sonlarında bölgesel liderlere İbrahim Anlaşmaları'nı genişletme çağrısı yaptığında, Arap-İsrail normalleşmesini İran savaşını sonlandıracak bir anlaşmanın koşulu ve borç olarak nitelendirdi. Ancak Trump'ın bu çıkışı, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi kilit ülkelerden beklenen yanıtı alamadı. Kaynaklara göre, Trump'ın talepleri karşısında muhatap aldığı liderler sessiz kaldı ve bu durum, eski başkanın Ortadoğu diplomasisinde ne kadar zorlandığını bir kez daha gözler önüne serdi.
İbrahim Anlaşmaları'nın Arka Planı ve Trump'ın Stratejisi
İbrahim Anlaşmaları, 2020 yılında Trump yönetimi tarafından İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas arasında imzalanan normalleşme anlaşmalarıdır. Bu anlaşmalar, Filistin meselesini ikinci plana iterek bölgesel bir güvenlik mimarisi oluşturmayı hedefliyordu. Trump, bu modeli genişletmek ve özellikle Suudi Arabistan'ı da dahil etmek istiyor. Ancak Trump'ın mevcut talebi, İran ile savaşın sonlandırılmasını bir ön koşul olarak sunması, bu ülkeler için kabul edilebilir olmaktan uzak. Zira Suudi Arabistan ve BAE, uzun süredir İran'la doğrudan bir askeri çatışmadan kaçınıyor ve normalleşmeyi bir borç değil, stratejik bir seçenek olarak görüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Neden Sessizlik Hakim?
Trump'ın hamlesinin başarısız olmasının birkaç temel nedeni var. Birincisi, bölge ülkeleri artık ABD'nin Ortadoğu'daki etkisinin azaldığını düşünüyor ve Çin, Rusya gibi diğer güç merkezleriyle çok yönlü ilişkiler geliştiriyor. İkincisi, normalleşme için İran savaşının durdurulması gibi bir şart, bölgesel dengeleri daha da karmaşık hale getirebilir. Üçüncüsü, Trump'ın seslendiği liderler, özellikle Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutuyor ve dışarıdan dayatmalara sıcak bakmıyor. Ayrıca İsrail'in Gazze'deki saldırıları ve yasadışı yerleşim politikaları, Arap kamuoyunda normalleşmeye karşı ciddi bir tepki oluşturmuş durumda. Bu nedenle Trump'ın "borç" söylemi, bölgede karşılık bulamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için bölgesel dengeler açısından önemli sinyaller taşıyor. Trump'ın İbrahim Anlaşmaları'nı genişletme girişiminin başarısız olması, Ankara'nın Filistin davasına verdiği desteğin bölgede hala bir karşılığı olduğunu gösteriyor. Ayrıca Suudi Arabistan ve BAE'nin normalleşmeye mesafeli durması, Türkiye'nin bu ülkelerle son dönemde geliştirdiği yakınlaşma sürecini olumlu etkileyebilir. Ancak Trump'ın yeniden başkan seçilmesi durumunda bu tür girişimlerin artması, Türkiye'yi Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'da daha aktif bir politika izlemeye itebilir. Sonuç olarak, bu hamle Türkiye'nin bölgesel ittifaklarını yeniden değerlendirmesi için bir fırsat penceresi açıyor.