Yahudi kimliğinin İsrail devletiyle özdeşleştirilmesine karşı çıkan, Siyonizm karşıtı Yahudi hareketlerinin tarihi, Molly Crabapple'in yeni kitabıyla yeniden gündeme geldi. "The Forgotten History of Jewish Anti-Zionism" başlıklı kitap, 19. yüzyıldan günümüze kadar uzanan bu hareketin izini sürüyor. Crabapple, Yahudi diasporasının İsrail dışında da yaşayabileceğini savunan düşünce akımlarını, dönemin siyasi ve ekonomik bağlamı içinde ele alıyor. Kitap, İsrail'in kuruluşundan önce ve sonra, birçok Yahudi'nin neden bu devlet projesine karşı çıktığını belgelerle ortaya koyuyor. Bu hareketlerin arasında, Yahudilerin Filistin'de bir ulus devlet değil, Arap halklarıyla birlikte yaşayacağı bir toplum inşa etmeyi hedefleyen sol görüşlü gruplar da bulunuyordu.
Siyonizm'e İlk Muhalefet: Dini ve Kültürel Temeller
Crabapple'in araştırması, Siyonizm karşıtlığının köklerinin 19. yüzyılın sonlarına kadar gittiğini gösteriyor. O dönemde birçok Ortodoks Yahudi, Siyonist hareketi, Mesih'in gelişini beklemeden kutsal topraklarda bir devlet kurma girişimi olarak görüyor ve reddediyordu. Diğer tarafta ise, İkinci Enternasyonal'in etkisindeki Yahudi sosyalistleri, milliyetçiliği gerici bir ideoloji olarak değerlendiriyor, bunun yerine sınıf mücadelesine ve uluslararası dayanışmaya vurgu yapıyorlardı. Bu gruplar, Yahudilerin asimilasyon yoluyla içinde yaşadıkları toplumlarla bütünleşebileceğini savunuyor, ayrı bir Yahudi devletinin gerekli olmadığını düşünüyordu. Kitap, bu dini ve ideolojik muhalefetin, İsrail devletinin kurulduğu 1948 yılına kadar nasıl varlığını sürdürdüğünü detaylandırıyor. Bu dönemde, özellikle Doğu Avrupa'da gelişen İdiş kültürü ve edebiyatı, Siyonizm karşıtı düşüncenin yeşerdiği önemli bir zemin oluşturuyordu. İdiş dilinde yayın yapan gazete ve dergiler, bu fikirlerin geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyordu.
İsrail'in Kuruluşu ve Siyonizm Karşıtı Muhalefetin Dönüşümü
1948'de İsrail'in kurulması, Siyonizm karşıtı hareket için bir dönüm noktası oldu. Birçok Yahudi, Holokost'un travması ve yeni kurulan devletin güvenlik kaygıları karşısında Siyonizm'e destek vermeye başladı. Ancak, aralarında Amerikalı Yahudi filozof Hannah Arendt ve yazar Albert Einstein'ın da bulunduğu bir grup entelektüel, İsrail'in bir etnik temizlik politikası izleyeceği uyarısında bulunuyordu. Gerçekten de, 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında yüz binlerce Filistinlinin yerinden edilmesi, bu endişeleri haklı çıkardı. Crabapple'ın kitabı, bu dönemde Siyonizm karşıtı hareketin nasıl azınlıkta kaldığını, ancak tamamen yok olmadığını anlatıyor. Soğuk Savaş döneminde, hareket daha çok Sovyetler Birliği'ndeki Yahudilerin hakları ve İsrail'in Filistin politikası etrafında şekillendi. 1967 Altı Gün Savaşı'ndan sonra işgal altındaki toprakların genişlemesi, yeni bir Siyonizm karşıtı dalganın doğmasına yol açtı.
Ekonomik Boyut: Siyonizm Karşıtı Bir Ekonomi Mümkün mü?
Crabapple'ın kitabı, Siyonizm karşıtı hareketin sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik bir boyutu olduğunu da vurguluyor. Hareket içindeki birçok grup, kapitalizme alternatif bir ekonomik model öneriyordu. Örneğin, 20. yüzyılın başlarında Filistin'de kurulan bazı Yahudi kooperatifleri, özel mülkiyet yerine kolektif mülkiyeti ve kar amacı gütmeyen üretimi teşvik ediyordu. Bu kooperatifler, Siyonist kurumlardan bağımsız olarak, yerel Arap ekonomisiyle işbirliği içinde çalışmayı hedefliyordu. Ancak, İsrail devletinin kurulmasıyla birlikte, bu alternatif ekonomik yapılar da tasfiye edildi ve yerini devlet destekli büyük ölçekli tarım ve sanayi projeleri aldı. Kitap, bu ekonomik alternatiflerin neden başarısız olduğunu ve günümüzde İsrail'in neoliberal ekonomi politikalarına karşı çıkan yeni nesil aktivistlerin bu mirasa nasıl sahip çıktığını sorguluyor. Özellikle 2011'deki sosyal protesto hareketi, İsrail içinde bile Siyonizm karşıtı ekonomik eleştirilerin yeniden yükselmesine neden oldu.
Günümüzde Siyonizm Karşıtı Hareket: Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar (BDS)
Kitabın son bölümleri, günümüzdeki Siyonizm karşıtı hareketlere odaklanıyor. En dikkat çekici örnek, 2005 yılında Filistinli sivil toplum örgütleri tarafından başlatılan Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar (BDS) hareketi. BDS, İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçluyor ve İsrail ürünlerinin boykot edilmesini, akademik ve kültürel işbirliklerinin askıya alınmasını talep ediyor. Crabapple, BDS hareketinin Siyonizm karşıtı tarihsel akımlarla bağlantısını kurarken, hareketin Yahudi karşıtı olmadığını, aksine birçok Yahudi aktivistin de destek verdiğini belirtiyor. Kitap, BDS'nin uluslararası alanda büyüyen desteğine rağmen, İsrail ve müttefikleri tarafından yoğun bir baskıya maruz kaldığını da aktarıyor. Bu bölüm, kitabın en tartışmalı kısmını oluşturuyor; çünkü BDS karşıtları, hareketin İsrail'in varlığını hedef aldığını ve bu nedenle anti-Semitik olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'le inişli çıkışlı ilişkileri ve Filistin davasına verdiği geleneksel destekle, Siyonizm karşıtı hareketlerin küresel düzeyde tartışıldığı bir ülke. Bu kitap, Türk okuyucuya Siyonizm karşıtlığının yalnızca Filistin meselesiyle sınırlı olmadığını, Yahudi dünyasında da köklü bir karşı duruş olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin, özellikle son yıllarda İsrail'le olan enerji ve güvenlik işbirliğine rağmen, Filistin yanlısı söylemini sürdürmesi, bu tür tarihsel anlatıların önemini artırıyor. Öte yandan, kitapta ele alınan ekonomik alternatif modeller, Türkiye'deki kooperatifçilik ve yerel kalkınma deneyimleriyle karşılaştırılabilecek bir perspektif sunuyor. Ancak, kitabın Türkiye'deki mevcut siyasi tartışmalarla doğrudan bir bağlantısı bulunmuyor; daha çok küresel Siyonizm eleştirisine katkı sağlıyor.