Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in liderliğinde Çin'in küresel stratejisi, ekonomik kalkınma, askeri modernizasyon ve diplomatik girişimlerle şekilleniyor. Oxford Üniversitesi Çin Merkezi Direktörü Steve Tsang'ın analizleri, Xi'nin "Çin Rüyası" vizyonunun yalnızca iç politikayı değil, aynı zamanda dış politikayı da dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Tsang'a göre Xi, Çin'i 2049'a kadar kapsamlı bir şekilde güçlendirmeyi hedefliyor ve bu hedef, Kuşak ve Yol Girişimi'nden Güney Çin Denizi'ndeki askeri varlığa kadar geniş bir yelpazede somutlaşıyor.
Xi Jinping'in Yükselişi ve Stratejik Dönüşüm
Xi Jinping, 2012'de iktidara geldiğinden bu yana Çin'in dış politikasında belirgin bir aktivizm sergiliyor. Tsang'a göre Xi, Deng Xiaoping'in "saklan ve zamanını bekle" doktrinini terk ederek daha iddialı bir duruş benimsedi. Bu değişim, Çin'in uluslararası sistemdeki rolünü yeniden tanımlaması anlamına geliyor. Xi, "Çin Rüyası" kavramıyla ulusal yeniden canlanmayı vurgularken, aynı zamanda "insanlık için ortak bir gelecek topluluğu" söylemiyle küresel yönetişimde söz sahibi olmayı amaçlıyor. Tsang, Xi'nin liderliğinin Çin'in ekonomik reformları, yolsuzlukla mücadele kampanyası ve askeri yapılanmasında da kendini gösterdiğini belirtiyor. Çin Komünist Partisi'nin 19. ve 20. Kongrelerinde Xi'nin "çekirdek lider" olarak konumlandırılması, onun siyasi gücünü pekiştirdi.
Kuşak ve Yol Girişimi: Ekonomik Diplomasi ve Altyapı Yatırımları
Çin'in küresel stratejisinin bel kemiğini Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) oluşturuyor. 2013'te duyurulan bu girişim, Asya, Avrupa ve Afrika'yı kara ve deniz yollarıyla bağlamayı hedefliyor. Tsang, BRI'nin sadece bir altyapı projesi olmadığını, aynı zamanda Çin'in ekonomik ve siyasi nüfuzunu genişletme aracı olduğunu vurguluyor. Bugüne kadar 140'tan fazla ülke BRI ile işbirliği anlaşması imzaladı. Ancak proje, borç tuzağı endişeleri ve şeffaflık eksikliği nedeniyle eleştiriliyor. Örneğin, Sri Lanka'daki Hambantota Limanı'nın 99 yıllık kiralanması ve Pakistan'daki Gwadar Limanı projeleri, Çin'in stratejik çıkarlarını yansıtıyor. Tsang'a göre BRI, Çin'in küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirirken, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerdeki etkisini artırıyor.
Askeri Modernizasyon ve Bölgesel Güvenlik
Xi döneminde Çin, askeri harcamalarını istikrarlı bir şekilde artırdı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne (SIPRI) göre Çin'in savunma bütçesi 2023'te 296 milyar dolara ulaştı ve dünyada ikinci sırada yer alıyor. Tsang, Çin'in askeri modernizasyonunun özellikle deniz kuvvetleri ve füze teknolojilerine odaklandığını belirtiyor. Güney Çin Denizi'ndeki yapay ada inşaları ve hava savunma sistemleri, bölgesel gerilimi artırıyor. Çin, Tayvan'a yönelik askeri tatbikatlarını da sıklaştırdı. Tsang, Xi'nin Tayvan'ı "birleşme" hedefinden vazgeçmediğini, ancak bunun için öncelikle askeri ve ekonomik baskı araçlarını kullandığını ifade ediyor. Çin'in Hint-Pasifik bölgesindeki aktiviteleri, ABD ve müttefikleriyle rekabeti derinleştiriyor.
Diplomatik Girişimler ve Çok Taraflılık
Çin, Birleşmiş Milletler, G20 ve BRICS gibi platformlarda etkin rol oynuyor. Tsang, Xi'nin "diplomatik güç" kavramını vurguladığını ve Çin'in küresel yönetişimde reform taleplerini dile getirdiğini söylüyor. Çin, iklim değişikliği, ticaret ve dijital ekonomi gibi alanlarda uluslararası işbirliğine katılıyor, ancak kendi çıkarlarını koruyacak şekilde. Örneğin, Paris İklim Anlaşması'na taraf olan Çin, karbon nötr hedefini 2060 olarak belirledi. Tsang'a göre Çin, Batı'nın hegemonyasına karşı "çok kutuplu" bir dünya düzeni arzuluyor ve bu doğrultuda Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerle ilişkilerini güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in küresel stratejisi, Türkiye için hem fırsatlar hem de zorluklar içeriyor. Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Türkiye, Orta Koridor girişimiyle önemli bir transit ülke konumunda. Bu, ekonomik işbirliği ve altyapı yatırımları açısından olumlu. Ancak Çin'in Doğu Türkistan'daki politikaları ve Sincan'daki insan hakları ihlalleri, Türkiye'de kamuoyunda hassasiyet yaratıyor. Ayrıca, Çin'in askeri modernizasyonu ve bölgesel iddiaları, NATO üyesi Türkiye'nin güvenlik dengelerini gözden geçirmesini gerektirebilir. Türkiye, Çin ile ilişkilerini geliştirirken, Batı ile bağlarını da korumalı. Bu denge, Türk dış politikasının gelecekteki sınavlarından biri olacak.