Sosyal medya platformu X, Salı günü yaptığı açıklamada, Türk mahkemesinin, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylık ofisi hesabına ülke genelinde erişim engeli getiren kararına uyduğunu, ancak bu karara mahkemede itiraz ettiğini bildirdi. Platform, kararın ifade özgürlüğünü kısıtladığını savunarak hukuki süreci başlattı.
Gelişmenin Arka Planı
X'in resmi hesabından yapılan açıklamada, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 3 Ağustos tarihli kararıyla İmamoğlu'nun adaylık ofisi tarafından kullanılan hesaba erişimin engellendiği belirtildi. Şirket, kararın uygulanmaya başlandığını ve Türkiye'deki kullanıcıların bu hesaba erişemediğini doğruladı. Ancak X yönetimi, kararın hukuka aykırı olduğunu öne sürerek itiraz dilekçesini mahkemeye sundu.
Ekrem İmamoğlu, 19 Mart'ta başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanmış ve yerine kayyım atanmıştı. İmamoğlu'nun avukatları, adaylık ofisinin resmi iletişim kanalı olarak kullandığı X hesabının kapatılmasını 'sansür' olarak nitelendirirken, kararın muhalefetin seçim kampanyasını kısıtlama amacı taşıdığını savunuyor.
X, daha önce de Türk makamlarının talepleriyle karşı karşıya kalmıştı. 2024 yılında platform, Türkiye'de bazı hesaplara ve içeriklere erişim engeli getiren idari kararlara uymuş, ancak bu tür kararları 'şeffaflık' ilkesi çerçevesinde kamuoyuyla paylaşmıştı. Şirketin itiraz süreci, Türk mahkemelerinde görülecek ve önümüzdeki haftalarda sonuçlanması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve sosyal medya düzenlemeleri konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi kuruluşlar, Türkiye'deki basın özgürlüğü kısıtlamalarına dikkat çekiyor. X'in karara itiraz etmesi, platformun Türkiye'deki hukuki süreçlere karşı tutumunu da gözler önüne seriyor.
Küresel ölçekte, sosyal medya platformlarının ulusal mahkeme kararlarına uyup uymama konusundaki ikilemi yeni değil. Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemeler, platformların içerik kaldırma yükümlülüklerini netleştirirken, Türkiye'nin 5651 sayılı İnternet Kanunu gibi ulusal yasalar, yerel mahkemelerin yetkisini geniş tutuyor. X'in bu itirazı, uluslararası hukuk ile ulusal düzenlemeler arasındaki gerilimin yeni bir örneği olarak değerlendirilebilir.
Bu gelişme, Türkiye'de yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde muhalefetin dijital iletişim kanallarının kısıtlanmasına yönelik endişeleri artırıyor. İmamoğlu'nun avukatları, kararın seçim sürecine müdahale anlamına geldiğini belirterek Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapmayı planladıklarını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü konusundaki uluslararası eleştirileri pekiştiren bir gelişme olarak öne çıkıyor. Sosyal medya platformlarının erişim engeli kararlarına uymak zorunda kalması, Türkiye'nin dijital iletişim ortamını etkileyen ve yabancı yatırımcıları tedirgin eden bir faktör. Ayrıca, muhalefetin seçim kampanyasını yürütme kabiliyetinin kısıtlanması, demokratik süreçlere gölge düşürüyor. Türk hükümeti ise kararların hukuki olduğunu savunurken, uluslararası toplumun bu tür uygulamalara karşı tepkisi, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde de yeni bir gerilim unsuru oluşturabilir.