Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), mevcut El Nino olayının benzeri görülmemiş bir güce ulaşabileceği uyarısında bulundu. Örgütün açıklamasına göre, tropikal Pasifik'te deniz yüzeyi sıcaklıkları Kasım 2026 ile Ocak 2027 arasında ortalamanın 3,8 santigrat derece üzerine çıkabilir. Bu tahmin, modern kayıtların tutulmaya başlandığı dönemden bu yana en yüksek sapma olarak öne çıkıyor. WMO, gelişmeyi "eşi benzeri görülmemiş" olarak nitelendirerek dünya genelinde hava koşullarını alt üst edebileceği konusunda uyardı.
El Nino nedir, neden önemli?
El Nino, Pasifik Okyanusu'nun ekvatoral bölgesinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden belirgin şekilde yüksek olmasıyla tanımlanan bir iklim olayıdır. Bu ısınma, atmosferdeki basınç desenlerini değiştirerek dünya çapında yağış rejimlerini etkiler. WMO'nun son değerlendirmesine göre, 2026 sonbaharında başlaması beklenen El Nino, 3,8°C'lik bir sapma ile 1997-1998 ve 2015-2016'daki güçlü olayları geride bırakabilir. Bu tür bir sıcaklık artışı, okyanus-atmosfer etkileşimini şiddetlendirerek aşırı hava olaylarının sıklığını ve yoğunluğunu artırır.
El Nino'nun etkileri küresel ölçekte hissedilir: Güney Amerika'nın batı kıyılarında şiddetli yağışlar ve seller, Avustralya ve Endonezya'da kuraklık, Afrika'nın güneyinde ise tarımsal verim kayıpları görülebilir. Ayrıca, sıcak okyanus suları mercan resiflerinin beyazlamasına ve deniz ekosistemlerinin zarar görmesine yol açar. WMO, bu kez etkilerin daha geniş bir coğrafyada ve daha uzun süreli olabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
Uzmanlar, bu denli güçlü bir El Nino'nun küresel ortalama sıcaklıkları geçici olarak 1,5°C eşiğinin üzerine çıkarabileceğini belirtiyor. 2027'nin kaydedilen en sıcak yıl olma olasılığı yüksek. Bu durum, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir eşik olan 1,5°C hedefini zorlayabilir. Asya-Pasifik bölgesinde ise tarım, su kaynakları ve enerji arzı üzerinde ciddi baskılar oluşabilir. Özellikle Hindistan, Çin ve Güneydoğu Asya ülkelerinde muson yağışlarının zayıflaması, gıda güvenliği riskini artırabilir. Pasifik adaları ise deniz seviyesi yükselmesi ve daha güçlü siklonlarla karşı karşıya kalabilir.
WMO, hükümetleri erken uyarı sistemlerini güçlendirmeye ve iklime dirençli tarım politikaları geliştirmeye çağırıyor. Örgüt, El Nino'nun etkilerinin önceden tahmin edilebilmesi sayesinde can kayıplarının azaltılabileceğini, ancak altyapı ve hazırlık eksikliklerinin riskleri artırdığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, El Nino'nun doğrudan etki alanında olmasa da dolaylı sonuçlarından etkilenebilir. Akdeniz havzası, El Nino yıllarında genellikle daha sıcak ve kurak koşullarla karşılaşır; bu da tarımsal üretim ve su kaynakları üzerinde baskı oluşturur. Ayrıca, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar ve enerji talebindeki değişimler Türkiye ekonomisini etkileyebilir. Dış politika açısından ise bölgesel istikrarsızlıklar (örneğin Orta Doğu ve Afrika'da kuraklık kaynaklı göç hareketleri) Türkiye'nin güvenlik ve insani yardım politikalarını şekillendirebilir. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yeşil enerji ve su yönetimi yatırımlarının önemi artmaktadır.