Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) devam eden Ebola salgınının sanılandan çok daha erken, Ocak ayı gibi başlamış olabileceğini açıkladı. Tedros, salgının 'büyük bir avantaj' yakaladığını ancak müdahale çalışmalarının hızla bu açığı kapattığını ifade etti. DSÖ'nün en üst düzey yetkilisinin bu açıklaması, salgının boyutları ve uluslararası sağlık krizine dönüşme riski konusunda yeni soru işaretleri yarattı.
Salgının Kökeni ve Yayılımı
KDC Sağlık Bakanlığı, mevcut Ebola salgınının Nisan ayında tespit edildiğini duyurmuştu. Ancak Tedros'un yeni değerlendirmesi, virüsün aslında aylardır sessizce yayıldığına işaret ediyor. 'Virüsün büyük bir başlangıç avantajı vardı' diyen Tedros, salgının ilk vakalarının Ocak 2024 gibi erken bir tarihte ortaya çıkmış olabileceğini belirtti. DSÖ, şu ana kadar 100'den fazla vaka ve 50'ye yakın ölüm kaydedildiğini ancak gerçek sayıların daha yüksek olabileceğini vurguluyor. Salgın, özellikle KDC'nin kuzeybatısındaki Équateur eyaletinde yoğunlaşmış durumda. Bölgenin lojistik zorlukları ve sağlık altyapısının yetersizliği, müdahale çalışmalarını zorlaştırıyor. DSÖ ve ortakları, temaslı takibi, aşılama kampanyaları ve toplum bilinçlendirme çalışmalarını hızlandırmış durumda. Ancak virüsün erken dönemde fark edilememiş olması, salgının kontrol altına alınmasını güçleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ebola, KDC'de daha önce de birçok kez salgınlara yol açtı. 2018-2020 yılları arasında ülkenin doğusunda yaşanan büyük salgında 2.200'den fazla kişi hayatını kaybetmişti. Salgınların sıklaşması, virüsün hayvan rezervuarlarından insanlara daha sık sıçradığını ve sağlık sistemlerinin yetersiz kaldığını gösteriyor. Mevcut salgının komşu ülkelere sıçrama riski bulunuyor. Özellikle Kongo Nehri üzerinden Orta Afrika Cumhuriyeti ve Kongo Cumhuriyeti'ne yayılma ihtimali endişe yaratıyor. DSÖ, sınır bölgelerinde gözetimi artırdı. Küresel düzeyde ise Ebola, 2014-2016 Batı Afrika salgınında 11.000'den fazla ölümle uluslararası bir krize dönüşmüştü. Bu nedenle DSÖ, salgının büyümesini engellemek için kaynak seferber ediyor. Aşı ve tedavi yöntemlerindeki gelişmelere rağmen, lojistik ve toplumsal direnç önemli engeller olmayı sürdürüyor. Tedros, 'Zaman kaybetmeden harekete geçmezsek durum daha da kötüleşebilir' uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
KDC'deki Ebola salgınının büyümesi, Türkiye'nin Afrika politikası ve sağlık diplomasisi açısından iki yönlü etki doğurabilir. Birincisi, Türkiye'nin son yıllarda Afrika'da artan sağlık yatırımları ve insani yardımları, salgınla mücadelede uluslararası iş birliğine katkı sağlayabilir. Türkiye, DSÖ ve Afrika Birliği ile koordineli şekilde aşı, tıbbi malzeme ve uzman desteği gönderebilir. İkincisi, Türkiye'nin Afrika'daki ticari ve diplomatik ilişkileri, salgının kontrol altına alınamaması durumunda bölgesel dengesizliklerden etkilenebilir. Ancak Türkiye'nin kendi sınırları içinde Ebola riski düşük olduğu için doğrudan bir güvenlik tehdidi söz konusu değildir. Küresel sağlık krizlerine hazırlıklı olmak ve uluslararası dayanışmaya katkı vermek, Türkiye'nin itibarını artırabilir.