Londra'nın merkezindeki Westminster Belediyesi, Charing Cross istasyonu yakınlarında evsizlere sıcak yemek dağıtan bir aşevini kapatma tehdidinde bulunuyor. Muhafazakar Parti kontrolündeki belediye, söz konusu alanın hem yardım alan savunmasız kişiler hem de genel halk için güvenli olmadığını öne sürüyor. Ancak yardım kuruluşu The Connection at St Martin-in-the-Fields, belediyenin bu tutumunun, evsizlere yardım etmeyi 'imkansız' hale getirdiğini ve kentin en zor durumdaki insanlarına karşı 'insanlık dışı' bir yaklaşım olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
The Connection adlı yardım kuruluşu, Charing Cross yakınlarındaki bir kilise bahçesinde her sabah evsizlere kahvaltı ve sıcak içecek dağıtıyor. Ancak Westminster Belediyesi, bu hizmetin 'kalabalık ve düzensiz' bir görüntü oluşturduğunu, bölgede yaşayanların ve işletmelerin şikayetlerine neden olduğunu iddia ediyor. Belediye yetkilileri, aşevinin bu lokasyonda faaliyet göstermesinin 'sürdürülemez' olduğunu ve alternatif bir yer bulunması gerektiğini savunuyor.
The Connection ise belediyenin bu yaklaşımını eleştirerek, evsizlerin zaten en savunmasız grup olduğunu ve bu tür bir baskının onları daha da zor duruma düşüreceğini ifade ediyor. Kuruluşun sözcüsü, 'Bu insanlar zaten toplumun en dışına itilmiş durumda. Onlara yardım etmeye çalışan bir kuruluşu cezalandırmak yerine, belediye bu soruna gerçekçi çözümler bulmalı' dedi.
Westminster Belediyesi daha önce de evsizlere yönelik yardım faaliyetlerine kısıtlamalar getirmişti. 2020'de, şehir merkezinde yemek dağıtımını düzenleyen bir yönerge yayınlayarak, yardım kuruluşlarının belirli saatlerde ve belirli noktalarda hizmet vermesini şart koşmuştu. Bu kez ise doğrudan kapatma tehdidi söz konusu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, yalnızca Londra'ya özgü bir durum değil; küresel ölçekte artan evsizlik sorunu ve kentsel dönüşüm politikaları arasındaki gerilimi yansıtıyor. Dünya genelinde birçok büyük şehirde, evsizlere yönelik yardım kuruluşları ile yerel yönetimler arasında benzer çatışmalar yaşanıyor. Özellikle turizm ve ticaretin yoğun olduğu bölgelerde, yetkililer 'görüntü kirliliği' gerekçesiyle yardım faaliyetlerini sınırlandırmaya çalışıyor.
Batılı ülkelerde artan yaşam maliyeti, kira artışları ve sosyal güvenlik ağlarının zayıflaması, evsiz sayısını her geçen yıl artırıyor. İngiltere'de resmi rakamlara göre geceyi sokakta geçiren kişi sayısı son beş yılda yüzde 30 arttı. Bu tablo, belediyelerin evsizlikle mücadele stratejilerinin ne kadar etkisiz olduğunu gösteriyor. Charing Cross'taki aşevinin kapatılması, bu sorunun derinleşmesine yol açabilir; zira evsizlerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak alternatif bir merkez bulunmuyor.
İnsan hakları örgütleri, bu tür uygulamaların evsizleri suçlulaştırdığına ve onları şehir merkezlerinden uzaklaştırarak daha güvencesiz alanlara ittiğine dikkat çekiyor. Uluslararası Af Örgütü, 'Evsizlere yardım etmek bir suç değil, bir insanlık görevidir' açıklamasında bulundu. Bu olay, kentsel politikaların insani boyutunun ne kadar ihmal edildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de büyük şehirlerde yaşanan benzer sorunlara ışık tutuyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde de evsiz sayısı artarken, yerel yönetimlerin bu konudaki politikaları sık sık eleştiriliyor. Türkiye'de de kimi zaman evsizlere yönelik yardım faaliyetleri 'görüntü kirliliği' gerekçesiyle engellenmeye çalışılıyor. Bu durum, evsizlikle mücadelenin yalnızca belediye hizmetleriyle değil, sosyal politikalarla bütünleşik bir şekilde ele alınması gerektiğini gösteriyor. Charing Cross'taki aşevinin kapatılması, Türkiye'deki yerel yönetimlere örnek teşkil etmemeli; aksine, evsizlerin insan onuruna yakışır bir yaşam sürebilmesi için daha kapsayıcı çözümler geliştirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.