Washington, son on yılda ticaret ortaklarıyla ilişkilerinde ekonomik güvenlik önceliklerini ilerletmek için ticaret politikasını ve ABD pazar erişimini defalarca kullandı. Trump yönetiminin, 1 Temmuz'da zorunlu altı yıllık gözden geçirme sırasında ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nı (USMCA) yenilememe kararı, bu eğilimin en son örneği. Bu karar, Kuzey Amerika ticaretini yeniden şekillendirme ve Çin'in etkisini sınırlama hedefini açıkça ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı
USMCA, 2020 yılında yürürlüğe giren ve üç Kuzey Amerika ülkesi arasındaki ticaret kurallarını düzenleyen anlaşma. Anlaşmanın 34. maddesi, yürürlüğe girişinden altı yıl sonra ortak bir gözden geçirme öngörüyor ve taraflar anlaşmayı uzatmayı veya sonlandırmayı seçebiliyor. Trump yönetimi, bu gözden geçirmeyi, Meksika ve Kanada'ya baskı yaparak Çin'e karşı ortak bir cephe oluşturmak ve ABD'nin ticaret açığını azaltmak için bir fırsat olarak görüyor.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalara göre, ABD'nin öncelikleri arasında Çin menşeli ürünlerin Kuzey Amerika'ya girişinin engellenmesi, kritik mineraller ve yarı iletkenler gibi stratejik sektörlerde tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılması ve Çin'in bölgedeki ekonomik nüfuzunun kırılması yer alıyor. Bu bağlamda, ABD'nin talepleri arasında Meksika ve Kanada'nın Çin ile ayrı ticaret anlaşmaları yapmaması ve Çin menşeli ürünlere uygulanan gümrük tarifelerinin artırılması gibi maddeler bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, yalnızca Kuzey Amerika ticaretini değil, aynı zamanda küresel ticaret dengelerini de etkileme potansiyeline sahip. Çin, ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve bu adım, iki ülke arasındaki ticaret savaşının yeni bir cephesi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, ABD'nin USMCA'yı Çin'e karşı bir araç olarak kullanmasının, küresel tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmayı hızlandıracağını ve Çin'in ihracatına yönelik yeni kısıtlamalar getirebileceğini belirtiyor.
Meksika ve Kanada'nın tepkisi ise temkinli. İki ülke, ABD ile ilişkilerini güçlendirmek istemekle birlikte, Çin'in bölgedeki yatırımlarının ve ticaretinin kendi ekonomileri için önemini koruduğunu vurguluyor. Özellikle Meksika, Çin ile artan ticaret hacminden memnun ve ABD'nin baskısına direnmesi bekleniyor. Kanada ise, ABD'nin yumuşak ağaç kereste ve süt ürünleri gibi konularda yaşadığı anlaşmazlıklara dikkat çekerek, anlaşmanın yeniden müzakere edilmesinin ticari ilişkileri olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor.
Bu gelişme, aynı zamanda Avrupa Birliği ve Asya-Pasifik ülkeleri tarafından da yakından takip ediliyor. Zira ABD'nin ticaret politikalarının, küresel ticaret sisteminde korumacılığın artmasına ve ticaret bloklarının oluşmasına yol açabileceği endişesi bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'yi doğrudan etkilemekle birlikte, küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi Türkiye ekonomisi için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. ABD'nin Çin'e yönelik sertleşen tutumu, Türkiye'nin ihracat pazarlarında rekabeti artırabilir ve tedarik zincirlerindeki değişimler Türkiye'yi yeni üretim üslerinden biri haline getirebilir. Ancak, ABD'nin korumacı politikaları, Türkiye'nin ABD ile ticaretinde de benzer baskılar yaratabilir. Türkiye'nin, ticaret ortaklarını çeşitlendirme ve üretim kapasitesini güçlendirme stratejileri bu bağlamda önem kazanıyor.