ABD ve Kanada arasındaki savunma işbirliği, tarihinin en kritik dönemeçlerinden birine girdi. Pentagon, geçtiğimiz ay 86 yıllık Kanada-Amerika Birleşik Devletleri Daimi Ortak Savunma Kurulu'nun (PJBD) tek taraflı olarak askıya alındığını duyurdu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, kararın Kanada'nın savunma harcamalarındaki yetersizlik ve NATO taahhütlerini yerine getirmemesi gerekçesiyle alındığı belirtildi. Ancak bu hamle, iki ülke arasında yıllardır süren ticari gerilimlerin ve güven anlaşmazlığının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre, bu kopuş yalnızca diplomatik bir kriz değil, aynı zamanda Kuzey Amerika savunma sanayiinin entegre yapısını tehdit eden bir gelişme.
Kurulun Tarihsel Önemi ve Krizin Kökenleri
PJBD, 1940 yılında II. Dünya Savaşı sırasında, Başkan Franklin D. Roosevelt ve Başbakan Mackenzie King tarafından kuruldu. Soğuk Savaş boyunca Kuzey Amerika hava savunması ve deniz güvenliğinin koordinasyonunda kritik rol oynadı. Ancak son yıllarda, ABD'nin Kanada'nın GSYİH'sının yalnızca %1,3'ünü savunmaya ayırmasından duyduğu rahatsızlık arttı. NATO'nun %2 hedefini karşılamayan Ottawa, Washington'un bu konudaki baskılarına karşı direnç gösterdi. Biden yönetimi, Kanada'nın askeri harcamalarını artırmaması halinde işbirliğini gözden geçireceği sinyalini birkaç kez vermişti. Karar, iki ülke arasında ticaret savaşına dönüşen çelik ve alüminyum tarifeleri, elektrikli araç batarya tedarik zinciri rekabeti gibi konuların gölgesinde geldi.
Pentagon sözcüsü yaptığı yazılı açıklamada, "PJBD'nin askıya alınması geçici bir tedbirdir ve Kanada'nın ortak savunma yükümlülüklerini yerine getirmesiyle yeniden değerlendirilecektir" ifadelerini kullandı. Kanada Dışişleri Bakanlığı ise kararı "hayal kırıklığı verici ve yapıcı olmayan bir adım" olarak nitelendirdi. Uzmanlar, bu hamlenin özellikle Kuzey Kutbu ve Arktik bölgesinde savunma işbirliğini zayıflatacağını belirtiyor. Kanada, Arktik'te Rusya ve Çin'in artan varlığına karşı ABD'nin radar ve hava savunma sistemlerine bağımlı durumda. PJBD'nin yerini alabilecek alternatif bir mekanizmanın olmaması, iki ülkeyi güvenlik açısından savunmasız bırakabilir.
Sanayi Güvenliği ve Kıtasal Tedarik Zinciri
ABD-Kanada savunma sanayii, on yıllardır süren entegrasyon sayesinde birbirine bağımlı hale gelmiş durumda. Lockheed Martin'in F-35 savaş uçağı programına Kanada'nın katılımı, Boeing ve Bombardier arasındaki ortaklıklar, Northrop Grumman'ın Kanada'lı alt yüklenicileri bu bağımlılığın somut örnekleri. PJBD'nin askıya alınması, bu projelerin geleceği konusunda belirsizlik yaratıyor. Özellikle Kanada, ABD'nın füze savunma sistemleri ve siber güvenlik altyapısına entegre olmuş durumda. Karar, Kanada savunma şirketlerinin ABD'ye ihracatında gecikmelere ve yeni sözleşmelerin askıya alınmasına neden olabilir.
Kriz, Çin ve Rusya'ya karşı Batı'nın teknolojik üstünlüğünü koruma çabalarını da zora sokuyor. Her iki ülke de kritik mineraller (nadir toprak elementleri) ve yarı iletken arzında Çin'e bağımlılığı azaltmak için ortak projeler yürütüyordu. PJBD'nin kopması, bu alanlardaki işbirliğini de sekteye uğratabilir. Kanada, dünyanın en büyük potasyum, nikel ve kobalt rezervlerine sahipken; ABD, işleme ve rafine tesislerine. Bu simbiyotik ilişki, savunma sanayiinin yanı sıra enerji dönüşümü ve yeşil teknoloji için de hayati önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Kanada savunma ittifakındaki bu çatlak, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da dolaylı etkiler yaratabilir. NATO içinde işbirliğinin zayıflaması, ittifakın Arktik ve Atlantik güvenliğindeki etkinliğini azaltarak Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki çıkarlarını etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin müttefiklerine yönelik bu tür tek taraflı yaptırımları, Ankara'nın Washington'a olan güvenini daha da zedeleme potansiyeli taşıyor. Türkiye, S-400 krizi ve F-35 programından çıkarılmasıyla benzer bir baskı deneyimlemişti. Bu gelişme, Türkiye'nin savunma sanayiinde yerli üretime ve alternatif ortaklıklara (örneğin, Ukrayna, Güney Kore) yönelme stratejisinin ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha gösteriyor.