Walmart, bir zamanlar Wall Street'in gözdesi olan ve teknoloji yatırımları sayesinde yüksek bir piyasa değerine ulaşan perakende devi, şimdi bir gerçeklik kontrolüyle karşı karşıya. Hisse senetleri bu yıl hem S&P 500 endeksinin hem de sektör rakiplerinin gerisinde kaldı. Analistler, şirketin iş modelinin temelinde hâlâ düşük marjlı market satışlarının yattığını ve bu durumun, teknoloji şirketlerine layık görülen yüksek değerlemeyi haklı çıkarmadığını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Walmart, pandemi döneminde e-ticaret ve dijital dönüşüme milyarlarca dolar yatırdı. Şirket, market teslimatından bulut tabanlı lojistik çözümlere kadar pek çok alanda teknoloji odaklı girişimler başlattı. Bu hamleler, Walmart'ın hisse senedi fiyatının 2020-2021 arasında yüzde 40'ın üzerinde artmasına ve piyasa değerinin 400 milyar doların üzerine çıkmasına yol açtı. Ancak 2023 ve 2024 yıllarında enflasyon ve faiz artışlarıyla birlikte tüketici harcamalarındaki yavaşlama, Walmart'ın büyüme hikâyesinin sorgulanmasına neden oldu.
Walmart'ın hisseleri bu yıl yüzde 3 civarında artarken, S&P 500 yüzde 12 yükseldi. Hepsiburada benzeri bir başarıdan söz etmek zor. Target, Costco gibi rakipler ise yüzde 15-20 arası getiri sağladı. Yatırımcılar, Walmart'ın teknoloji şirketi olma yolunda attığı adımları takdir etse de, şirketin ana faaliyetinin düşük marjlı gıda perakendeciliği olduğu ve bu sektörün doğası gereği dar karlılık sınırlarına sahip olduğu gerçeği değişmiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Walmart'ın karşılaştığı bu değerleme sorunu, gelişmiş ülkelerde perakende sektörünün genel bir eğilimini yansıtıyor. Amazon gibi teknoloji devleri, perakendeyi yazılım ve bulut hizmetleri gibi yüksek marjlı iş kollarıyla birleştirerek Wall Street'ten prim alırken, geleneksel perakendeciler için aynı durum geçerli değil. Bu durum, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalarda da perakende şirketlerinin borsa performanslarına yansıyor. BİST'te işlem gören perakende şirketleri, benzer şekilde düşük marj ve yüksek rekabetle mücadele ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Walmart'ın yaşadığı bu değerleme düzeltmesi, Türkiye için önemli bir ders niteliği taşıyor. Türk perakende sektöründe de benzer bir eğilim gözlemleniyor: E-ticaret ve dijital dönüşüme yapılan büyük yatırımlar, şirketlerin kısa vadede değerlemesini yükseltse de, uzun vadede sürdürülebilir karlılık için geleneksel ticaretin gerçekleriyle yüzleşmek gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin enflasyonist ortamında perakende şirketlerinin döviz kuru riski ve tedarik zinciri sorunları da benzer şekilde değerlemelerini etkiliyor. Bu nedenle Türk yatırımcılar, perakende hisselerini değerlendirirken sadece teknoloji yatırımlarına değil, aynı zamanda iş modelinin temel dinamiklerine de dikkat etmeli.