New York borsası, ABD ile İran arasında olası bir nükleer anlaşma veya diplomatik uzlaşma ihtimalinin güçlenmesiyle haftaya yükselişle başladı. Yatırımcılar, Orta Doğu'da tansiyonun düşmesinin küresel enerji arzı ve ticaret yolları üzerindeki baskıyı hafifleteceği beklentisiyle riskli varlıklara yöneldi. S&P 500, Dow Jones ve Nasdaq endeksleri günün erken saatlerinde yüzde 0,5 ila 0,8 arasında değer kazandı. Petrol fiyatları ise olası bir anlaşmanın İran petrolünün küresel piyasalara daha serbest akışını sağlayacağı beklentisiyle geriledi.
Gelişmenin arka planı
ABD-İran ilişkileri, 2018'de Washington'un tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından Tahran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla sert bir şekilde bozulmuştu. Son haftalarda ise arka kanaldan yürütülen diplomatik temasların hız kazandığına dair işaretler geliyor. Bölgesel arabulucuların devreye girmesi ve her iki tarafın da ekonomik maliyetlerinin artması, masaya dönüş sinyallerini güçlendirdi.
İran ekonomisi, yıllardır süren yaptırımlar nedeniyle enflasyon, işsizlik ve para birimindeki değer kaybıyla boğuşuyor. ABD tarafında ise yükselen petrol fiyatları, küresel enflasyonla mücadelede merkez bankalarının işini zorlaştırıyor. Bu nedenle olası bir anlaşma, hem Tahran hem de Washington için ekonomik açıdan cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Piyasa analistleri, herhangi bir resmi açıklama gelmese bile yatırımcıların 'önden fiyatlama' davranışı sergilediğini belirtiyor. Özellikle enerji, havacılık ve deniz taşımacılığı hisselerinde hareketlilik dikkat çekiyor. ABD 10 yıllık tahvil faizleri de risk iştahındaki artışa paralel olarak sınırlı bir yükseliş kaydetti.
Bölgesel ve küresel boyut
Orta Doğu'da uzun süredir devam eden jeopolitik gerilim, küresel petrol arz güvenliği ve deniz ticareti için ciddi bir risk unsuru olarak görülüyor. İran'ın nükleer programı etrafındaki belirsizlik, İsrail ve Körfez ülkelerinde güvenlik endişelerini artırıyor.
Olası bir ABD-İran uzlaşması, sadece petrol piyasalarını değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkileyebilir. İran'ın ekonomik olarak rahatlaması, Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan gibi ülkelerdeki vekil aktörler üzerindeki etkisini artırabilir. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ise bu süreci dikkatle izliyor; zira İran'ın yeniden küresel ekonomiye entegre olması, bölgesel rekabette yeni bir denge yaratabilir.
Öte yandan, Avrupa Birliği de olası bir anlaşmayı memnuniyetle karşılayacak gibi görünüyor. Avrupa ülkeleri, İran ile ticari ilişkilerin yeniden canlanmasını ve enerji arz çeşitliliğinin artmasını istiyor. Ancak ABD Kongresi'ndeki şahin kanadın olası bir anlaşmaya direnç gösterebileceği ve sürecin uzayabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırına sahip olması ve bölgesel ticarette kritik bir köprü işlevi görmesi nedeniyle olası bir ABD-İran anlaşmasından doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran ile olan doğalgaz ve petrol ticaretini kolaylaştırabilir; ayrıca sınır kapılarındaki ticaret hacmini artırabilir. Ancak İran'ın Batı ile yakınlaşması, Türkiye'nin bölgesel denklemdeki konumunu yeniden tanımlamasını da gerektirebilir. Enerji maliyetlerindeki olası düşüş, enflasyonla mücadelede Ankara'nın elini rahatlatabilir. Yine de sürecin belirsizliği ve ABD iç siyasetindeki dinamikler, Türkiye'nin temkinli bir diplomasi izlemesini zorunlu kılıyor.