Florida’da 84 yaşındaki Edward Bowlds, bir Waffle House reklamı yüzünden dikkatinin dağıldığını ve “anormal derecede yüksek” bir kaldırıma takılıp düştüğünü iddia ederek ünlü restoran zincirine dava açtı. Olay, geçtiğimiz aylarda Jacksonville kentinde meydana geldi. Bowlds’ın avukatı The Independent’a yaptığı açıklamada, müvekkilinin “Waffle House’un ihmalci olduğuna güçlü bir şekilde inandığını” ve “bu iddiasını mahkemede kanıtlamak için sabırsızlandığını” söyledi.
Davanın arka planı ve iddialar
Edward Bowlds, yürürken bir Waffle House reklam panosuna bakarken kaldırımın anormal derecede yüksek olması nedeniyle dengesini kaybettiğini ve düştüğünü öne sürüyor. Düşme sonucu kalça ve omuzunda yaralanmalar oluşan Bowlds, bu nedenle hastanede tedavi gördü. Davada, Waffle House’un işletme ruhsatına sahip olduğu alandaki kaldırımın güvenlik standartlarına uygun olmadığı ve şirketin bu durumu düzeltmek için gerekli önlemleri almadığı iddia ediliyor. Avukatı, “Müvekkilim, bir işletmenin müşterilerini çekmek için yaptığı reklamın, aynı müşterilerin güvenliğini tehlikeye atacak bir ortamda bulunmasına neden olmasının kabul edilemez olduğunu düşünüyor” ifadelerini kullandı. Dava, tazminat talebiyle Jacksonville bölge mahkemesinde açıldı. Henüz duruşma tarihi belirlenmedi.
Küresel ve hukuki boyut: Tüketici güvenliği ve işletme sorumluluğu
Bu dava, ABD’de sıkça görülen “kayma ve düşme” (slip and fall) davalarının bir örneği olarak dikkat çekiyor. Benzer davalarda, işletmelerin mülklerinin güvenliğinden sorumlu olduğu ve müşterilerinin zarar görmesini engellemek için “makul özen” göstermesi gerektiği hukuki bir ilke olarak kabul ediliyor. Ancak bu davayı farklı kılan, dikkat dağıtıcı unsurun işletmenin kendi reklamı olması. Waffle House’un savunması, muhtemelen Bowlds’ın kendisinin dikkatli olması gerektiği ve kaldırım yüksekliğinin “göze çarpan bir tehlike” oluşturmadığı yönünde olacak. Uzmanlar, bu tür davaların sonucunun genellikle jüri kararına bağlı olduğunu ve tazminat miktarlarının yaralanmanın ciddiyetine göre değiştiğini belirtiyor. Dava, tüketici güvenliği ile işletmelerin reklam stratejileri arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye’deki benzer işletmeler için de dolaylı bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye’de de “kayma ve düşme” davaları tüketici mahkemelerinde görülmekte ve işletmelerin güvenlik önlemleri sorgulanmaktadır. Ancak bu davadaki en önemli unsur, dikkat dağıtıcı unsurun reklam olması. Türkiye’de özellikle büyükşehirlerdeki kaldırımların durumu ve işletmelerin çevre düzenlemeleri sıkça eleştirilmektedir. Reklam panolarının yaya güvenliğini tehdit etmesi durumunda, benzer hukuki süreçler Türkiye’de de yaşanabilir. Bu dava, işletmelerin sadece reklam yapmakla kalmayıp aynı zamanda çevresel güvenliği sağlama sorumluluklarını da hatırlatmaktadır.