Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 2025 yılında yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında Avrupa'nın "bağımsızlık anı"nı ilan ederek 40 somut taahhütte bulunmuştu. Aradan geçen 12 ayın ardından yapılan kapsamlı bir değerlendirme, von der Leyen'in temel vaatlerini yerine getirdiğini ancak Avrupa'yı dönüştürme konusunda önemli ölçüde yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Komisyon, savunma ve yeşil geçiş gibi kritik alanlarda somut adımlar atarken, ekonomik egemenlik ve dijital bağımsızlık hedeflerinde beklenen ilerlemeyi sağlayamadı.
40 Taahhüdün Bilançosu: Temeller Sağlam, Dönüşüm Eksik
Von der Leyen'in 2025 konuşması, Avrupa'nın küresel belirsizlikler karşısında kendi kaderini tayin etme iradesini yansıtıyordu. 40 maddelik eylem planı; savunma kapasitesinin güçlendirilmesi, yeşil mutabakatın hızlandırılması, dijital egemenlik, ekonomik dayanıklılık ve genişleme politikası gibi başlıkları kapsıyordu. Bir yıl sonraki tablo, Komisyon'un özellikle savunma alanında önemli mesafe kat ettiğini gösteriyor. Avrupa Savunma Fonu'nun bütçesi artırıldı, ortak savunma projeleri hız kazandı ve üye ülkeler arasında savunma işbirliği derinleştirildi. Yeşil geçiş kapsamında ise yenilenebilir enerji yatırımları ve karbon sınır düzenlemesi mekanizması hayata geçirildi.
Ancak ekonomik egemenlik hedefi, kağıt üzerinde kaldı. Avrupa'nın stratejik sektörlerde dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik somut adımlar sınırlı kaldı. Yarı iletken üretimi, nadir toprak elementleri ve ilaç sanayi gibi kritik alanlarda bağımlılık devam ediyor. Dijital egemenlik konusunda ise yapay zeka düzenlemeleri ve veri koruma reformları gündeme geldi ancak uygulamada ABD ve Çinli teknoloji devlerine karşı etkili bir denge kurulamadı. Komisyon'un kendi raporları bile bu alanlarda ilerlemenin yavaş olduğunu kabul ediyor.
Genişleme politikası ise en çok tartışılan başlıklardan biri oldu. Batı Balkanlar ve Ukrayna'nın üyelik süreçlerinde somut ilerleme kaydedilemedi. Von der Leyen'in "jeopolitik Komisyon" vizyonu, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle sekteye uğradı. Özellikle Macaristan ve Polonya gibi ülkelerin veto tehditleri, karar alma süreçlerini yavaşlattı.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Von der Leyen'in performansı, sadece AB iç dinamikleri açısından değil, küresel jeopolitik dengeler açısından da kritik. ABD-Çin rekabetinin kızıştığı, Rusya'nın Ukrayna savaşını sürdürdüğü ve Orta Doğu'da istikrarsızlığın arttığı bir dönemde, Avrupa'nın "bağımsız" bir aktör olup olamayacağı sorusu giderek önem kazanıyor. Değerlendirme, AB'nin savunma alanında attığı adımların caydırıcılık kapasitesini artırdığını ancak ekonomik ve teknolojik bağımsızlık olmadan tam egemenliğin mümkün olmadığını gösteriyor. Avrupa'nın yeşil dönüşümdeki liderliği ise küresel iklim diplomasisinde elini güçlendiriyor. Ancak AB'nin ortak borçlanma, ortak savunma sanayii ve ortak dış politika gibi yapısal sorunları çözmeden gerçek anlamda "bağımsız" bir kutup olması zor görünüyor.
Önümüzdeki dönemde von der Leyen'in öncelikleri arasında savunma birliği, yeşil sanayi planı ve dijital tek pazar yer alacak. Ancak üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları ve bütçe kısıtları, bu hedeflere ulaşmayı zorlaştırabilir. Komisyon Başkanı'nın liderlik performansı, 2026 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de test edilecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Von der Leyen'in bağımsızlık vizyonu, Türkiye-AB ilişkileri açısından hem fırsat hem risk barındırıyor. AB'nin savunma ve ekonomik egemenlik arayışı, Türkiye'nin stratejik konumunu güçlendirebilir; özellikle enerji koridorları ve savunma sanayii işbirliğinde Ankara'nın rolü artabilir. Ancak AB'nin içe kapanma ve korumacı politikaları, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konularda Türkiye aleyhine sonuçlar doğurabilir. Ayrıca Brüksel'in genişleme politikasındaki yavaşlık, Türkiye'nin üyelik perspektifini daha da belirsizleştiriyor. Türkiye, AB'nin stratejik özerklik hamlelerini dikkatle izlemeli ve kendi çıkarları doğrultusunda dengeli bir diplomasi yürütmeli.