Microsoft, Amazon ve Google'ın küresel veri merkezlerinden kaynaklanan karbon emisyonları, Fransa'nın toplam yıllık emisyonunun yaklaşık yarısına ulaştı. Üç teknoloji devinin toplam karbon ayak izi, 2020'den bu yana yapay zeka (AI) ve bulut hizmetlerine olan talebin patlamasıyla birlikte hızla arttı. Şirketler, 2030'a kadar net sıfır karbon emisyonu hedeflerine ulaşmak için yenilenebilir enerjiye milyarlarca dolar yatırım yaptıklarını ve karbon yakalama teknolojilerine yöneldiklerini açıkladı. Ancak çevre örgütleri, mevcut büyüme hızının bu hedefleri imkansız kıldığını savunuyor.
Veri merkezlerinin enerji iştahı büyüyor
The Guardian'ın haberine göre, Microsoft, Amazon (AWS) ve Google'ın (Alphabet) toplam karbon emisyonu 2024 itibarıyla 215 milyon ton karbondioksit eşdeğerine (MtCO2e) ulaştı. Bu miktar, Fransa'nın aynı yılki 220 MtCO2e emisyonuna neredeyse eşit. 2020'de üç şirketin toplam emisyonu 95 MtCO2e seviyesindeydi; yani dört yılda emisyonlarını iki katından fazla artırdılar. Veri merkezleri, AI modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için gereken devasa hesaplama gücü nedeniyle enerji tüketiminde başı çekiyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, küresel veri merkezlerinin elektrik tüketimi 2026'da 2022'ye kıyasla ikiye katlanabilir.
Her üç şirket de karbon nötr veya net sıfır hedeflerine bağlı olduklarını yineledi. Microsoft, 2030'a kadar net sıfır olmayı; Amazon, 2040'a kadar net sıfır karbonu; Google ise 2030'a kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Ancak şirketlerin yıllık çevre raporları, emisyonların arttığını gösteriyor. Microsoft'un 2024 emisyonu 2020'ye göre %30 artarken, Amazon'un %40, Google'ın ise %48 arttı. Şirketler, artışı yenilenebilir enerji yatırımlarının henüz talebi karşılayamamasına ve karbon yakalama teknolojilerinin beklenenden yavaş ilerlemesine bağlıyor.
Küresel iklim hedefleri tehlikede
Teknoloji devlerinin emisyonlarındaki bu artış, Paris İklim Anlaşması hedefleri açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, AI ve dijital hizmetlere olan talebin kontrolsüz büyümesi halinde, bu şirketlerin kendi hedeflerini tutturamayacağı gibi küresel karbon bütçesini de aşındıracağı uyarısında bulunuyor. Öte yandan, şirketler bulut hizmetleriyle diğer sektörlerin karbon ayak izini azalttıklarını savunuyor. Örneğin, Google'ın yaptığı bir araştırmaya göre, buluta geçiş işletmelerin enerji tüketimini ortalama %30-40 düşürebiliyor. Ancak bu tasarruflar, veri merkezlerinin kendi tüketimindeki artışı dengelemekten uzak.
Çevre örgütleri, hükümetlere veri merkezlerinin enerji verimliliği standartlarını zorunlu kılma ve yenilenebilir enerji kullanımını şart koşma çağrısı yapıyor. AB, 2025'te yürürlüğe giren Enerji Verimliliği Direktifi'nde veri merkezlerinin enerji tüketimini raporlamasını zorunlu kıldı. Benzer düzenlemeler ABD'de de tartışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, veri merkezi yatırımları için cazip bir pazar haline geliyor. Özellikle İstanbul ve Ankara'da büyük ölçekli veri merkezleri inşa ediliyor. Bu durum, Türkiye'nin enerji talebini artırırken karbon emisyonlarını da yükseltebilir. Türkiye'nin iklim taahhütleri (2053 net sıfır hedefi) göz önüne alındığında, veri merkezlerinin yenilenebilir enerjiyle beslenmesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa ile enerji ve dijital bağlantıları, bu küresel trendin bölgesel etkilerini yakından izlemeyi gerektiriyor. Teknoloji devlerinin karbon ayak izi konusundaki bu gelişme, Türkiye'nin enerji politikalarında veri merkezlerine özel düzenlemeler yapması için bir uyarı niteliği taşıyor.