Venezuela’yı vuran yıkıcı sel felaketinin ardından uluslararası yardım kuruluşları bölgeye ulaşmaya başlarken, ülkenin silahlı kuvvetlerinin afet müdahalesinde neredeyse tamamen pasif kalması halk arasında büyük bir öfke ve hayal kırıklığı yaratıyor. Onlarca kişinin hayatını kaybettiği, yüzlercesinin kaybolduğu ve binlerce evin sular altında kaldığı felaketin üzerinden günler geçmesine rağmen, askeri birliklerin çoğunlukla trafik kontrolü ve çevre güvenliği gibi ikincil görevlerle sınırlı kalması, ülkede ‘Ordu nerede?’ sorusunun yükselmesine neden oldu. Devlet başkanı Nicolas Maduro yönetimi, ordunun koordinasyon çalışmalarına katıldığını belirtse de, enkaz altında kalan cesetler hâlâ çıkarılamamış durumda.
Felaketin Boyutu ve Ordunun Rolü
Venezuela’nın kuzeyindeki La Guaira eyaleti ve başkent Caracas’ın bazı bölgeleri, geçtiğimiz hafta sonu etkili olan şiddetli yağışların neden olduğu toprak kaymaları ve ani su baskınlarıyla sarsıldı. Yetkililer en az 30 kişinin öldüğünü, 50’den fazla kişinin kayıp olduğunu açıklarken, gerçek rakamların çok daha yüksek olabileceğinden endişe ediliyor. Binlerce ev yıkılırken, yollar ve köprüler kullanılamaz hale geldi. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) ile Birleşmiş Milletler acil durum ekipleri bölgeye sevk edilirken, Venezuela ordusunun müdahalesi beklenen düzeyde olmadı.
Yerel yetkililer ordunun arama kurtarma ekiplerinin felaketten 48 saat sonra bölgeye ulaştığını, oysa ilk saatlerde müdahale edilmesi gerektiğini belirtiyor. Askeri kaynaklara göre, Savunma Bakanlığı öncelikli olarak ‘kamu düzenini sağlama’ talimatı verdi ve birliklerin büyük kısmı ana yollarda trafiği yönlendirmekle görevlendirildi. Enkaz kaldırma ve ceset çıkarma çalışmaları ise itfaiye ekipleri ve gönüllüler tarafından yürütüldü. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, askerlerin araçları yönlendirdiği, birkaç metre ötede ise enkaz altında kalan cesetlere müdahale edilmediği görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Venezuela’daki bu afet yönetimi krizi, ülkenin derinleşen siyasi ve ekonomik sorunlarının da bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Maduro yönetimi, ordunun bu kadar geç müdahale etmesini lojistik zorluklar ve iletişim eksiklikleriyle açıklamaya çalışsa da, muhalefet ve insan hakları örgütleri, ordunun siyasi polis gibi hareket ederek halkı kontrol altında tutmaya odaklandığını savunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Venezuela’ya insani yardım gönderimlerini hızlandırırken, ‘ordunun afet anında halkın yanında olmadığını’ vurgulayan bir açıklama yaptı. Bölgedeki diğer ülkelerden de yardım teklifleri gelirken, Brezilya ve Kolombiya sınır bölgelerine ek yardım malzemesi sevk etti.
Küresel ölçekte ise bu olay, ordunun afet durumlarında hükümet tarafından nasıl kullanıldığına dair bir örnek teşkil ediyor. Uzmanlar, Venezuela’daki gibi siyasi kriz yaşayan ülkelerde orduların genellikle rejim güvenliğini insani yardımdan önce düşündüğünü belirtiyor. Aynı zamanda, ülkeye yönelik uluslararası yaptırımların, insani yardımın etkin bir şekilde dağıtılmasını da engellediği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Venezuela’daki afet yönetimi krizi, Türkiye gibi afetlere sık maruz kalan bir ülke için önemli dersler barındırıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geçmiş depremlerdeki başarılı arama kurtarma operasyonları, ordunun afet zamanında nasıl etkin kullanılması gerektiğini göstermiştir. Venezuela örneği, ordunun siyasi bir araç olarak kullanılmaması ve insani yardımın önceliklendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin Venezuela ile diplomatik ve ticari ilişkileri düşünüldüğünde, bu tür bir kriz, Ankara’nın insani yardım stratejilerini gözden geçirmesine ve Karayip bölgesindeki etkinliğini artırmasına vesile olabilir.