Venezuela, 21 ve 22 Ağustos 2024 tarihlerinde peş peşe yaşadığı depremlerle sarsılırken, yıllardır süregelen bir uyarı yeniden gündeme geldi. Mühendisler, özellikle başkent Karakas ve kıyı bölgelerinde yumuşak zemin üzerine inşa edilen yüksek betonarme binaların deprem anında ciddi yıkım riski taşıdığını defalarca dile getirmişti. Son depremlerde can kaybı yaşanmamış olsa da, yapı stokunun kırılganlığı bir kez daha gözler önüne serildi.
Yumuşak zemin ve yüksek binalar: Ölümcül birleşim
Venezuela'da kentsel dönüşümün yetersizliği ve imar denetimlerindeki zafiyet, özellikle 1970'lerden bu yana hızla büyüyen şehirlerde yüksek katlı betonarme yapıların yumuşak zeminler üzerine inşa edilmesine yol açtı. Deprem mühendisliği uzmanları, bu tür zeminlerin deprem dalgalarını büyüterek binaların doğal frekansıyla rezonansa girdiğini ve yıkım riskini katladığını belirtiyor. Venezuela Deprem Mühendisliği Derneği eski başkanı Juan Lizarzaburu, yıllardır süren uyarılarında "Karakas'taki birçok bina, deprem anında domino taşı gibi yıkılabilir" ifadelerini kullanmıştı.
Ülkede inşaat standartlarının düşüklüğü de cabası. 1997 yılında güncellenen deprem yönetmeliğine rağmen, birçok yapı bu standartlara uygun inşa edilmedi. Özellikle 2010'lu yıllarda ekonomik krizle birlikte kalitesiz malzeme kullanımı arttı. 2018'de yayınlanan bir rapor, Karakas'taki binaların yüzde 70'inden fazlasının depreme karşı yetersiz olduğunu ortaya koymuştu. Depremlerin sıklığı ve yapıların durumu göz önüne alındığında, büyük bir felaketin eşiğinde olunduğu değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kırılganlık ve göç dalgası
Venezuela'daki yapısal kırılganlık, sadece ülke içinde değil, bölgesel istikrar açısından da risk oluşturuyor. Olası bir büyük deprem, halihazırda ekonomik kriz ve siyasi belirsizlikle boğuşan ülkede insani bir felakete yol açabilir. Komşu ülkeler Kolombiya ve Brezilya, 2015'ten bu yana yaklaşık 7 milyon Venezuelalı göçmeni ağırlarken, yeni bir göç dalgası bu ülkelerin sınır kapasitelerini zorlayabilir. Ayrıca, Venezuela'nın petrol altyapısı da risk altında. Ülke, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip; ancak rafineriler ve boru hatları depreme dayanıksız durumda. Büyük bir deprem, küresel petrol piyasalarında arz kesintisine neden olabilir. Küresel ölçekte ise, bu durum deprem mühendisliği ve kentsel dönüşüm konularında benzer risk taşıyan ülkeler için (Haiti, Nepal, Türkiye gibi) bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Venezuela'daki yapısal riskler, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, benzer şekilde deprem kuşağında yer alıyor ve özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde yumuşak zeminler üzerine inşa edilmiş yüksek binalar bulunuyor. 2023 Kahramanmaraş depremleri, yapı denetimindeki zafiyetlerin ne denli büyük can kayıplarına yol açtığını göstermişti. Venezuela'daki durum, Türkiye'deki kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması ve deprem yönetmeliklerine uyumun sıkı denetlenmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, bu tür afetlerin bölgesel istikrara etkisi, Türkiye'nin komşu ülkelerdeki insani krizlere müdahale kapasitesini de gündeme getiriyor.