ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Ortadoğu'da devam eden çatışmaların ardından bölge ülkelerinin Washington'dan ateşkes için arabuluculuk yapmasını 'çaresizce' beklediğini ifade etti. Vance, Fox News'a verdiği röportajda, İsrail ile Hamas arasındaki savaşın yanı sıra Lübnan ve diğer bölgesel gerilimlere dikkat çekerek, 'Ortadoğu'daki herkes bize bakıyor ve 'Lütfen burada bir anlaşmaya aracılık edin' diyor' dedi. Açıklama, ABD'nin bölgede oynadığı askeri ve diplomatik rolün yeniden sorgulanmasına neden oldu.
Gelişmenin arka planı
Vance'in bu sözleri, Gazze'de 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından bölgenin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları 45 binden fazla Filistinlinin ölümüne yol açarken, Lübnan'daki Hizbullah ile İsrail arasında da sınır ötesi çatışmalar yaşanıyor. ABD, bu süreçte İsrail'e askeri destek sağlamakla birlikte, Katar ve Mısır aracılığıyla dolaylı müzakereleri de yürütüyor. Vance, ABD'nin İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini ancak aynı zamanda bölgesel istikrar için bir anlaşmanın zorunlu olduğunu vurguladı.
Başkan Yardımcısı, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin ABD'nin arabuluculuğunu talep ettiğini belirtti. Bu ülkeler, İran destekli grupların faaliyetlerinden endişe duyarken, aynı zamanda İsrail ile normalleşme sürecinin askıya alınmasından rahatsız. Vance'in açıklamaları, Trump yönetiminin Orta Doğu politikasının ipuçlarını veriyor: Askeri güç yerine diplomatik angajman, ancak İsrail'in güvenliği öncelikli.
Bölgesel ve küresel boyut
Vance'in 'çaresiz çağrı' ifadesi, aslında ABD'nin bölgede oynadığı hegemonik rolün bir yansıması. Ortadoğu'da İran, Rusya ve Çin'in artan etkisine rağmen, birçok ülke hâlâ ABD'yi güvenlik garantörü olarak görüyor. Ancak Washington'un mutlak desteği olmadan İsrail'in bölgede kalıcı bir barışa yanaşmayacağı da biliniyor. Öte yandan, ABD'nin Ukrayna savaşı ve Hint-Pasifik odaklı stratejisi, Ortadoğu'ya ayrılan kaynakları sınırlıyor. Bu nedenle Vance'in sözleri, ABD'nin bölgede daha aktif bir arabuluculuk yapacağı anlamına gelmeyebilir. Daha ziyade, mevcut çatışmaları yönetme ve bölgesel ortakları rahatlatma çabası olarak okunabilir.
Küresel ölçekte ise, Ortadoğu'daki istikrarsızlık enerji fiyatlarını ve ticaret yollarını etkiliyor. Vance'in açıklamaları, piyasalarda kısa vadeli bir iyimserlik yaratsa da, somut adımlar atılmadığı sürece gerilimin devam etmesi bekleniyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve İsrail'in güvenlik kaygıları, kapsamlı bir anlaşmanın önündeki en büyük engeller olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Ortadoğu'daki dengeleri açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini sürdürmekle birlikte, Gazze'deki insani krize karşı sert eleştiriler yöneltiyor ve Filistin davasını destekliyor. ABD'nin arabuluculuk çabaları, Türkiye'nin bölgede oynadığı dengeleyici rolü doğrudan etkileyebilir. Eğer Washington, İsrail'e tam destek vermeye devam ederse, Ankara'nın Katar ve Mısır ile ortak yürüttüğü arabuluculuk girişimleri zayıflayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki PKK/YPG ile mücadelesinde ABD'nin tutumu da bu bağlamda önem kazanıyor. Türk dış politikası, ABD'nin bölgede yeniden aktif hale gelmesini 'fırsat ve risk' ikilemiyle değerlendiriyor: Çatışmaların azalması Türkiye'nin enerji ve ticaret çıkarlarına yararken, İran ve Rusya ile ilişkileri de göz önünde bulunduruluyor.