ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail hükümetindeki bazı üyelerin, Washington'ın Tahran'la savaşı sona erdirme girişimlerini baltalamak amacıyla Amerikan kamuoyunu etkilemeye çalıştığını açıkladı. Vance, ünlü podcast sunucusu Joe Rogan ile 16 Temmuz Çarşamba günü yayınlanan bir söyleşide, İsrailli yetkililerin ABD yönetiminin İran'la varılan ateşkes ve barış anlaşmasına karşı lobi faaliyetleri yürüttüğünü iddia etti. Bu açıklama, Ortadoğu'da yıllardır süren gerilimin ardından ABD'nin İran'la doğrudan bir anlaşmaya varma çabalarının yoğunlaştığı bir dönemde geldi. Vance, anlaşmaya karşı çıkan İsrailli bazı figürlerin, ABD'deki siyasi çevreler ve medya aracılığıyla anlaşmanın ABD'nin ulusal çıkarlarına aykırı olduğu yönünde bir algı oluşturmaya çalıştığını belirtti.
Gelişmenin arka planı: İsrail-ABD ilişkilerinde yeni bir kriz mi?
Vance'in bu açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran'la nükleer programı ve bölgesel etkisini sınırlayacak kapsamlı bir anlaşma için gizli görüşmeler yürüttüğü iddialarının ardından geldi. İsrail, uzun süredir İran'ın nükleer silah geliştirme kapasitesine sahip olmasından endişe duyuyor ve bu nedenle ABD'nin Tahran'a karşı daha sert bir tutum almasını savunuyor. Vance, İsrail'in bu anlaşmayı baltalamak için ABD'deki muhafazakar düşünce kuruluşları ve medya organlarını kullandığını ima etti. "İsrail hükümetinden bazı kişiler, bu anlaşmanın ABD için kötü olduğunu düşünmelerini sağlamak için Amerikan halkına doğrudan ulaşmaya çalıştı" dedi.
Vance, İsrail'in bu tür müdahalelerinin yeni olmadığını, ancak bu kez daha organize ve açık bir şekilde yapıldığını söyledi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden henüz resmi bir yanıt gelmezken, İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Öte yandan, İsrail'in ABD Büyükelçisi, sosyal medya hesabından Vance'in iddialarını "asılsız" olarak niteledi ve İsrail'in ABD'nin egemen kararlarına saygı duyduğunu vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut: İran anlaşması ve İsrail'in güvenlik endişeleri
ABD ve İran arasında varıldığı iddia edilen anlaşma, İran'ın nükleer programını sivil amaçlarla sınırlamasını ve Irak, Suriye, Yemen gibi ülkelerdeki vekil güçlerini geri çekmesini öngörüyor. Karşılığında ise İran'a yönelik ekonomik yaptırımların kademeli olarak kaldırılması planlanıyor. Ancak İsrail, bu anlaşmanın İran'ı bölgesel bir güç olarak meşrulaştıracağını ve nükleer tehdidin tamamen ortadan kalkmadığını savunuyor. İsrail istihbarat kaynaklarına göre, İran anlaşma kapsamında nükleer tesislerini sökse bile, gizli nükleer programını sürdürebilecek kapasiteye sahip.
Vance'in açıklamaları, ABD iç politikasında da yankı buldu. Demokrat Parti'den bazı senatörler, yönetimi İran'a fazla taviz vermekle suçlarken, Cumhuriyetçiler anlaşmanın İsrail için bir tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Bu tartışmalar, ABD'nin Ortadoğu politikasında uzun süredir devam eden İsrail yanlısı lobinin etkisini yeniden gündeme getirdi. Uzmanlara göre, Vance'in bu açıklamaları, ABD-İsrail ilişkilerinde nadir görülen bir kamuoyu çatışmasına işaret ediyor. Zira ABD yönetimleri genellikle İsrail ile olan anlaşmazlıklarını kapalı kapılar ardında çözmeyi tercih ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından doğrudan önem taşıyor. ABD-İran anlaşması, İran'ın Suriye ve Irak'taki askeri varlığını azaltmasını öngörüyorsa, bu Türkiye'nin sınır güvenliği ve PKK/YPG ile mücadelesinde dengeleri değiştirebilir. Ayrıca, İran yaptırımlarının hafiflemesi Türkiye'nin enerji ticaretinde yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak İsrail'in bu anlaşmaya karşı çıkması ve ABD-İsrail gerilimi, bölgede alternatif ittifak arayışlarını tetikleyebilir. Türkiye, bu süreçte kendi çıkarlarını korumak için hem ABD hem de İran ile dengeli bir ilişki yürütmek zorunda.