İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz'in haberine göre, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) üst düzey komutanları, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yaklaşan seçimler öncesinde Batı Şeria'da tansiyonu artırabileceğinden endişe duyuyor. Gazetenin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberde, ordunun, siyasi liderliğin seçim kampanyası sırasında askeri operasyonları artırma ve yerleşim politikalarını sıkılaştırma yönünde baskı yapabileceği değerlendirmesi yapılıyor. Bu durumun, bölgede zaten kırılgan olan güvenlik durumunu daha da kötüleştirebileceği ve Filistinlilerle yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceği ifade ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Haaretz'in haberinde, IDF Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve diğer üst düzey subayların, son haftalarda yaptıkları kapalı toplantılarda, başbakanlık ofisinden gelen bazı taleplerin askeri açıdan riskli olduğunu dile getirdikleri belirtiliyor. Özellikle, seçim kampanyası sırasında Batı Şeria'daki yerleşim birimlerine yönelik daha fazla yasa dışı karakol kurulması veya mevcut karakolların yasallaştırılması gibi adımlara sıcak bakılmadığı kaydediliyor. Ordu, bu tür hamlelerin uluslararası toplumun tepkisini çekeceğini ve güvenlik güçlerinin dikkatini Filistinli militan gruplardan ziyade protestolara ve sivil itaatsizlik eylemlerine çevirebileceğini düşünüyor.
Haberde ayrıca, Netanyahu hükümetinin Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini genişletme yönündeki açıklamalarına da dikkat çekiliyor. Smotrich, geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir konuşmada, "Yahudi halkının Batı Şeria'daki hakimiyetini güçlendirmek için her fırsatı kullanacağını" söylemişti. Bu açıklamalar, hem Filistin yönetiminin hem de uluslararası toplumun sert tepkisine neden olmuştu. Ordu yetkilileri, Smotrich'in söylemlerinin sahada doğrudan karşılık bulabileceğinden ve bunun da çatışma riskini artırdığından endişe ettiklerini ifade ediyor.
Öte yandan, İsrail genel seçimlerinin 1 Kasım'da yapılması bekleniyor. Netanyahu, seçim anketlerinde rakibi Yair Lapid'in gerisinde görünüyor ve bu durumun, onu daha agresif bir güvenlik politikası izlemeye itebileceği yorumları yapılıyor. Uzmanlar, Netanyahu'nun seçim kampanyasını güvenlik eksenli kurgulayarak sağ seçmeni mobilize etmeye çalışacağını, bu nedenle Batı Şeria'da gerginliği artırabilecek adımlardan kaçınmayacağını belirtiyorlar.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki gerilimin artması, sadece İsrail-Filistin çatışmasını değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileme potansiyeline sahip. Özellikle, İsrail'in son dönemde normalleşme anlaşması imzaladığı Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn gibi ülkeler, Filistin sorununun çözümüne yönelik ilerleme kaydedilmeden bölgesel istikrarın sağlanamayacağını sık sık dile getiriyor. Bu ülkeler, İsrail'in Batı Şeria'daki tek taraflı adımlarının, normalleşme sürecini sekteye uğratabileceği uyarısında bulunuyorlar.
Ayrıca, ABD yönetiminin de İsrail hükümetine Batı Şeria'da tek taraflı adımlardan kaçınma çağrısı yaptığı biliniyor. Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "İki devletli çözümü teşvik etmeye devam ediyoruz ve bu hedefe ulaşmayı zorlaştıracak adımlara karşıyız" ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklamalar, Netanyahu hükümetinin yerleşim politikalarına karşı ABD'nin tutumunu net biçimde ortaya koyması açısından önem taşıyor.
Bölgesel basında çıkan yorumlarda, İsrail'in Batı Şeria'da tansiyonu yükseltmesi halinde Hamas'ın da devreye girebileceği ve Gazze'den roket saldırıları düzenleyebileceği ifade ediliyor. Bu durumda, 2021'deki 11 günlük çatışmaya benzer bir krizin yaşanabileceği uyarısı yapılıyor. Uzmanlar, böyle bir senaryonun hem İsrail hem de Filistin tarafında ağır kayıplara yol açabileceğini ve bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığını belirtiyorlar.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasının sona ermesi ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini savunan ülkeler arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, defalarca Filistin davasına destek verdiğini açıklamış, İsrail'in yerleşim politikalarını ve Kudüs'ün statüsünü değiştirmeye yönelik adımlarını sert dille eleştirmiştir. Bu nedenle, Batı Şeria'da yaşanacak olası bir gerilim, Türkiye'nin bölgeye yönelik diplomatik girişimlerini artırmasına ve İsrail yönetimine yönelik eleştirilerini yoğunlaştırmasına neden olabilir. Türkiye'nin özellikle Birleşmiş Milletler nezdinde Filistin yanlısı kararların alınmasında öncü roller üstlenmesi beklenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistinli gruplarla olan ilişkileri de düşünüldüğünde, Ankara'nın barışçıl bir çözüm için arabuluculuk çabalarına yeniden ağırlık vermesi olasıdır.